Toktamış Ateş
Toktamış Ateş
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Avrupa’nın yeni Yahudileri ve Faruk Şen

GİRİŞ 09.08.2008 GÜNCELLEME 09.08.2008 YAZARLAR

Kıyamet koptu. En ağır darbeyi, kurucusu olduğu ve gerçekten, tırnaklarıyla kaza kaza ortaya çıkardığı Türkiye Araştırmaları Merkezi'nde vurdular ve başkanlığının iptalini istediler.

Almanya'nın "ırkçılığı", demeyeceğim ama; "yabancıya tahammülsüzlüğü ve hoşgörüsüzlüğü", tüm canlılığıyla sürüyor. Ve hâlâ, Yahudi sözcüğünden ödleri kopuyor.

Her ne kadar bizden "müttefikler" de bularak, "Tarihte bizden önce soykırım yapanlar da var. bakın Türklere, bir buçuk milyon Ermeni'yi nasıl öldürdüler", gibisinden zırvalara sarılıyorlarsa da; "toplama kampları" hâlâ orada duruyor ve Almanlara utanç veriyor.

Faruk Şen yazısını, iki konuya ayırmış. Birinde, Alarko Holding kurucusu ve yöneticisi İshak Alaton'la yapılan bir söyleşiyi ele alıyor ve Sayın Alaton'un, Türk resmi çevreleriyle ilgili olarak dile getirdiği kimi hususları değerlendiriyor ve "Avrupa'nın yeni Yahudileri olarak, sizi en iyi Avrupa'da yaşayan 5 milyon 200 kaderdaşınız anlar.

Türkiye'de belirli çevrelerin anti-semitik yaklaşımları sizi üzmesin. Türk halkı ve Avrupa'nın yeni Yahudileri olarak arkanızdayız", diyor. Doğrusu, Sayın Alaton'la yapılan söyleşiyi okumadığım için ve ne gibi konularda üzüntüsünü belirttiğini bilmediğimden, Faruk Şen'in yazısının bu bölümü; benim, birinci dereceden ilgi duyduğum bölüm olmadı. Fakat yazının ele aldığı ikinci konu, benim açımdan da çok önemli ve bu konuda, sürekli olarak bir şeyler okumaya özen gösteririm.

Faruk Şen, şunları yazıyor: "Büyük kıyım sonrasında Yahudilerden arındırılmaya çalışılan Avrupa'da 5 milyon 200 bin Türk, yeni Yahudiler haline gelmiş bulunuyor. 47 yıldır yaşlı kıtanın orta ve batısını da kendisine yurt edinen insanlarımız; aralarından 45 milyar euro ciro yapan 125 bin girişimci çıkardıkları halde, farklı ölçek ve görünümlerde de olsa, Yahudilerin karşılaştıkları ayrımcılık ve dışlamalara maruz kalıyorlar" Doğrusu, bu satırların Almanları neden kızdırdığına, pek akıl erdiremedim.

En üst düzeyden bir yetkilinin ağzından; resmi göç devam ederken, "Biz işgücü istiyorduk, baktık ki insanlar gelmiş", demek rezilliğini bile yaşayan Almanya'nın , Faruk Şen'in bu masum satırlarında, kızacak ne bulduklarını anlamak çok zor.

Almanya'da iş gücü, 1960'ların ikinci yarısında başladığına göre; yaklaşık 40 yıldır, bu "macera" yaşandı ve yaşanacak. Bir yandan; çalışma izni olmamakla birlikte, bir biçimde kapağı Almanya'ya atanlar ve bir yandan da, Almanya ve Türkiye arasındaki anlaşmalarla, resmen gönderilenler, Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde, ciddi bir Türk göçmen işçi nüfusu ortaya çıkardı.

O dönemde Almanya, Türk vatandaşlarına vize uygulamıyordu. Kaçak olarak Almanya'ya girenlere de, çok kolay olmasa bile, çalışma izni veriliyordu. Çünkü, Alman ekonomisinin, özellikle ikinci sınıf işleri yapacak emeğe gereksinimleri vardı.

Resmi yollarla Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerine işçi gönderilmesi, "İş ve İşçi Bulma Kurumu", kanalıyla yapılıyordu. Adaylar, insanlık dışı muamelelere bırakılıyordu. Alman hekimler adayları çırılçıplak soyuyor ve dişlerine varana kadar muayene ediyorlardı. Fakat kimse itiraz edemiyordu.

Zira, büyük şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın dile getirdiği gibi, "Aylık bin yeşil mark", hatırına, her türlü rezilliğe katlanılıyordu.

Zaman içinde, dengeler değişti. Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde işsizlik başlayınca, "yabancı işçiler" göze batmaya başladı. Tabii burada en ciddi hedef, Türk işçileri idi. Yabancı işçiler göze batıyordu ama; Avrupalı işçilerin, yabancı işçilerin yaptıkları ikinci sınıf işleri yapmaya, hiç hevesli olmadıkları unutuluyordu.

Ve her şeye rağmen, Avrupa'daki Türkler; artık o topraklarda yerleşmişlerdi ve ne gidecek bir başka yerleri, ne de bir başka yere gitmeye niyetleri vardı. Almanya, resmi işçi alımını durdurmuştu ama, Almanya'ya yerleşen ve çalışma izni olan Türk vatandaşlarının doğan yıllık çocuk sayısı, resmi alımın çok üzerindeydi. Önce ikinci kuşak, ardından üçüncü, dördüncü kuşaklar.

Ve sonra pek çok ülkede "vatandaşlık" ya da "çifte vatandaşlık"...

Avrupa, artık bu gelişmeyi, içine sindirmek zorunda. Zaten, nüfusu gitgide azalan "yaşlı kıtada", tazelenme umudunu veren tek unsur, başta Türkler olmak üzere, eski "yabancı işçiler". Bunu anlamaları gerek.

TOKTAMIŞ ATEŞ - BUGÜN

tokta@bugun.com.tr

 

YORUMLAR 2
  • AHMET YILDIZ 17 yıl önce Şikayet Et
    hitlerlerin ruhu. sevgili hocam tarih bizlere firavun ları, neronlar ı,hitlerleri,musollinileri,stalinleri,polbotları bildirdi yakın tarihte de yaşattı sırf ırk farklılığı yüzünden. YARADANIMIZA ÇOK ŞÜKÜR Kİ BİZLER E 72 MİLLETE TEK GÖZ İLE BAKMAYI NASİP ETTİ bunuda ayetteki = lekümdinikümveliyedin =emri ile ögretti.dünyanın bu emri ögrendigi zaman kısmende olsa sulh e erecegini düşünüyorum selam ve dua ile.
    Cevapla
  • modern müslüman 17 yıl önce Şikayet Et
    IRKÇILIK BELASINI SOSYAL DARWİNİZM GETİRDİ. Türklere barbar gözüyle bakan sözde doğal seçilim yoluyla ve dış müdahalelerle tarih sahnesinden silinmesini isteyen Darwin ve takipçileri bu vahşi isteği tüm dünyada kanlı şekilde uyguladılar. Hitler, Lenin, Stalin, Mao Darwin takipçisiydi ve onun fikirleryile katliamlar yaptılar. BU ırkçılık belasından kurtuılmanın tek yolu DARWİNİZMİ BİTİRMEKTİR. Çok şükür bunu yapan zaten yapıyor, yer gök yaratıldık diye bağırıyor, anlayana ve kavrayana tabi.
    Cevapla