Aptal yerine konmak
Bir haber yaptıkları zaman; öyle bir manşet atıyorlar ki, insan şaşırıp kalıyor. Daha doğrusu, haberi okuduğumuz zaman; manşetle haber arasında bir ilişki kuramıyorsunuz. Atalarımızın bir deyişi vardır. "Sen çamur at, kendi kalmazsa izi kalır" derler.
Bu yalan manşetlerdeki mantık da buna benziyor. "Sen, yalan manşetini at; okuyan, arkasını okur; okumayan, manşette yazana inanır." Birtakım gayrı ciddi basın organları bunu yaptığı zaman, pek garipsemiyorum. Hatta, bu türden yanlış manşetlerin, bilgisizlikten ve yeteneksizlikten de olabileceğini düşünüyorum.
Günümüzün İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi "Gazetecilik Enstitüsü" adıyla, bizim İktisat Fakültesi'ne bağlıyken; meslek öğretmenleriyle sık sık sohbet ederdik. (Bu arada vurgulamak isterim ki; Gazetecilik Enstitüsü bir anlamda, benim 'ilk göz ağrım'dır. Zira, 11 Kasım 1967'de; İktisat Fakültesi Siyaset İlmi Kürsüsü'ne asistan olduktan bir gün sonra; Gazetecilik Enstitüsü'nde, "Siyasal Tarih" dersi vermeye başlamıştım. Başlayış o başlayış...)
Konu, gene başka yönlere gitti. Evet, meslek öğretmenleriyle sık sık sohbet ederdik ve en büyük şikayetleri; genç gazetecilerin "manşet çıkartmayı" bilmemeleri idi. Eğer günümüzdeki duruma baksalar, herhalde o günleri çok ararlardı.
***
Bu türden "saptırmaları" gayrı ciddi basın organlarında gördüğüm zaman; yukarıda da vurguladığım gibi garipsemiyorum. Fakat çok ciddi sandığım kimi yayın organlarında da aynı şeyi gördüğüm zaman; hem şaşırıyorum hem de üzülüyorum.
Geçenlerde, İstanbul'da yayınlanan bir gazetenin birinci sayfasında, şöyle bir küçük manşet vardı: "İhracat baş aşağı." Bir sütunluk bu manşetin altında şu satırlar yer alıyordu: "Küresel kriz Türkiye'yi teğet geçmiyor. Aralık ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25, son üç ayda ise yüzde 41 düştü. Bakan Tüzmen: Daralma sürecek." Bu haber, pekâlâ doğru olabilirdi.
Fakat aksine bilgilerim olduğundan; haberin, içerideki devamını da okumak istedim. Haber doğru görünmüyordu. "Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, aralık ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25, bu yılın kasım ayına kadar yüzde 18,1; krizin hissedildiği son üç ayda ise yüzde 41 geriledi." Birkaç paragraf aşağıda, daha çarpıcı bazı açıklamalar var: "İhracat geçen yılın tamamında önceki yıla göre yüzde 20,3 artarak 127,5 milyar dolara yükseldi. TÜİK bilgileri ve ihracatçı birlikleri verileri birlikte değerlendirdiğinde ise Türkiye'nin ihracatı 2008'de yüzde 22,6 artışla 131,5 milyon dolara ulaştı...
***
Bu yıl dünya ekonomisine durgunluğun damgasını vuracağını ifade eden Kürşad Tüzmen, bu çevresel koşullarda, ihracatta daralan talep karşısında ayakta kalabilmek, alternatif açılımlar gerçekleştirmenin firmaların önceliği olacağını söyledi. Daralan piyasalarda pazar payını korumanın, ihracatçılar için çok önemli olduğuna işaret eden Tüzmen, bu nedenle bu yıl, ekonominin daha dinamik, talebin daha canlı olduğu gelişmekte olan pazarlara yoğunlaşacaklarını belirtti." (Doğrusu, Türkçesini anlamakta da zorlanıyorum ama hiç değiştirmeden aldım.) İhracatta, kimi sorunlar yaşayacağımız, çok açık.
Dünyayı, kısmen de olsa kasıp kavuran "krizin"; teğet geçse de, Türkiye'yi ilgilendireceği çok açık. Ancak, yıllık ihracatımız, en az yüzde 20 artmışken, "ihracat baş aşağı" gibisinden bir manşet atmak; gerçekten "saptırıcı" bir tutum. Bu tür saptırmalar, siyasal amaçla yapılıyorsa, bunun bir yarar getirmeyeceğini de bilmek gerekir...
***
Bugün kısaca değinmek istediğim bir başka nokta var. Geçenlerde önceden yapılan bir araştırmanın sonuçlarının yayınlanmasıyla, çok ilginç şeyler okuduk: "...görüştüğümüz bir kadın öğretim üyesi, ildeki üniversitenin rektörlük seçimlerinde aday olmuştu. Kendi algılamasına göre, 'CHP geleneğinden gelen bir aileye mensup ve eşinin Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi olmasından olayı'; aleyhinde, 'PKK'lı ve 'komünist' olduğu yolunda söylentiler dolaşmış, daha sonra Kürt ve Alevi olduğu söylenmişti. Annesine 'biz Alevi miyiz?' diye sormuştu.
Annesi, 'ay vallahi hiç bilmiyorum, keşke baban sağ olsaydı' demişti." Böyle bir şey ancak kara mizah olabilir. Böyle bir şeyin, bilimsel olduğu iddiasındaki bir araştırmada yer alması mümkün olabilir mi? Rektörlüğe aday olduğuna göre profesör olduğu anlaşılan bu hanım, Alevi olup olmadığını bilmez mi? Annesine mi sorar? Annesi bilmez mi? "Baban sağ olsaydı..." der mi? Bunlar okuru budala sanıyorlar. Yazdıkları her şeye inanılacağını zannediyorlar.
Çok yazık...
TOKTAMIŞ ATEŞ - BUGÜN
-
HERİ1960 17 yıl önce Şikayet Ettesbit doğru.Sonuç ?. hocam tesbidiniz.doğru.altına imzamı atıyorum.bu kadar karsındakileri aptal zanneden bir profösör nasıl olmuş,her şeyde olan torpil burdadamı var.ayrıldığımız bir nokta.sizin tarafta olanların TOPLUMU aptal görme alışkanlıklarından mühendislik bir olay. sağ olun AK partiyi bu sayede %47 ye çıkardınız.ha gayret bunca kötü gidişe rağmen % 50 yi aşırabilecekmisiniz.şa Ergenekonada biraz değinseniz.Zira sizinkiler Hem Kör Hem sağırlarda.i siz yazınca belki görürler.Beğen
-
murre yildiz 17 yıl önce Şikayet Etgörüş. Hocayla aslında dünya görüşümüzden çok, ahiret görüşümüz farklı :). Allah hidayet etsin.Beğen
-
hasan özkaya 17 yıl önce Şikayet Ethocam. her ne kadar dünya görüşümüz farklı olsa da objektif yorumlarınızdan dolayı sizi seviyorum hocamBeğen