CHP'nin yapısı
CHP'nin, kuruluş dönemindeki yapısının; salt bürokratlar ve eşraftan oluştuğunu dile getiren, kimi "süper zekalı" araştırmacılar; o dönem CHP'sinde, o günlerin Türkiye'sinde olmayan işçi sınıfının ve burjuvazinin yer almamasının, eksikliğini dile getirerek; bu nedenle, demokrasiye geçemediğimizi iddia ederler. Benim, "kadrolu Atatürk düşmanları", olarak tanıdığım bu araştırmacılar; artık kiminle işbirliği yapacaklarını şaşırdıkları için, etkilerini çok önemli ölçüde yitirdiler. Zaten kendilerini; "ulusalcı", olarak tanımlayan, bir başka süper zekalı grup; öyle Atatürk ve Atatürkçülük tanımları ortaya koydu ki; bu "kadrolu düşmanların", söyleyebilecekleri fazla bir şey kalmadı. Atatürk'e, hangilerinin daha fazla zarar verdiğini saptamak, mümkün değil.
Neyse, bunlar ayrı bir konu. Bugün, bambaşka bir şey ele almak istiyorum.
***
Türk devrimi, kendi türünün ilk örneği olarak, siyaset bilimi literatürüne geçmiş bir devrimdir. Dünya üzerinde gördüğümüz devrimlerde, devrimlerin ardında, (şu, ya da bu biçimde), toplumsal birer sınıf olmasına karşın, bizim devrimimizde, herhangi bir sınıf söz konusu değildir. Toplumda, "bağımsızlıktan yana olan", tüm kesimler; bir "ortak cephe", içinde toplanmış ve önce, bir bağımsızlık savaşı ve bunun ardından; çağdaş ve modern bir devlet kurulması, biçiminde gerçekleştirmiştir.
Yani, Türk devrimi 3 aşamalı bir devrimdir.
Birinci aşamada; toplumun, o zamanki, bağımsızlıktan yana olan tüm güçlerinin örgütlendiği, "Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti"nin kuruluşu ve mücadeleye başlaması, görülür.
İkinci aşamada, Bu derneğin oluşturduğu ve ağırlıklı olarak yer aldığı; "1.Meclis'in, örgütlediği orduların yürüttüğü ve kazandığı, anti emperyalist bağımsızlık savaşının kazanılması", söz konusudur. Ve nihayet üçüncü aşamada; gene aynı cemiyetin oluşturduğu, "Halk Fırkası'nın" (CHP), kurduğu devletin çağdaş ve laik yapısıyla tarih sahnesine çıkışı, vardır.
x x x
Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk'tan başlamak üzere; CHP'nin bünyesine baktığımız zaman; gerçekten, ilk aşamadaki asker ve sivil bürokrat eşrafın yanı sıra, zaman geçtikçe palazlanmaya başlayan burjuva ve toprak ağaları görüyoruz. Ancak, burjuvaların, ne kadar burjuva; toprak ağalarının da ne kadar ağa oldukları, adamakıllı tartışılmalıdır.
DP kurucuları, CHP'den kopmuş olmakla birlikte; DP'nin, tam bir "halk hareketi" olduğunu, söyleyebiliriz. Daha sonra, nerelere giderse gitsin; başlangıç noktasında DP, halkın sesiydi. Bu aşamada CHP, "ayrıcalıklıların partisiyken", DP sıradan insanların, partisi idi. Özellikle kırsal kesimde; CHP, toprak sahiplerinin partisi; DP, topraksız köylünün partisiydi.(Samim Kocagöz'ün, "Yılan Hikayesi" isimli romanında bu olgu, son derece güzel işlenir.)
Fakat zaman geçtikçe, DP kendi zenginlerini de yarattı. Cılız da olsa, "burjuvalaşan" Türkiye'de; kentlerde ve kırsal kesimde, ağırlık DP'den yana gibiydi. Ancak CHP, eski bünyesinden tümüyle sıyrılmış değildi. DP ve CHP arasındaki siyasal mücadele, benzer koşullarla yürümekteydi.
***
1960'lı yıllarda; Antalya'da, bir akrabamızla birlikte, ünlü "Şehir Kulübünde" öğlen yemeği yerken; CHP ağırlıklı yerel siyasetçilerin, hep birlikte "Cuma'dan döndüklerini" görünce, şaşırmıştım. Bizi davet eden akrabamız, "Ne şaşırıyorsunuz?" demişti. "İstanbul, Ankara vb. gibi birkaç büyük kent dışında, tüm adaylar camiden çıkmazlar. Öyle tepeden inme adaylık, salt oralara özgedir. Delegenin gönlünü yapamayan, listeye zor girer..." Şaşırmıştım ama, en azından Türkiye'nin o günlerinde, iş böyle yürüyordu.
***
Çok erken yaşta yitirdiğimiz; değerli arkadaşım, avukat Raif Ertem, Ecevit'in İsmet Paşa'yı mağlup ederek, CHP genel başkanlığını kazandığı kurultay sonrasında da, çok ciddi bir saptama yapmıştı. Bizler, (kurultaya katılmamış olsak bile), kendimizce bayram yaparken; Raif "erken seviniyorsunuz", demişti. "Farkında değilsiniz ama, CHP'nin yapısı değişiyor. Şimdi sizin eleştirdiğiniz ve dışladığınız bu insanlar, CHP'nin omurgasını oluştururlardı.Omurgasız bir örgütün ayakta durması, mümkün değildir..."
***
Bülent Ecevit'in,1973 ve 1977 Milletvekili Genel Seçimlerinde kazandığı başarılar, bana bu konuşmayı unutturmuştu. Fakat CHP'nin bu günkü durumuna bakınca, "Acaba?", diyorum. Aslında ben bu konuda tek sorumlu olarak, "12 Eylül yönetimini" görürüm ama; şu "acaba" da, zaman zaman aklıma geliyor.
CHP'nin, son zamanlardaki politikasına bakınca, bir "acaba" daha aklıma geliyor. Acaba, CHP, eski günlerine geri dönmek mi istiyor. Bambaşka bir Türkiye'de, "eski CHP"nin şansı olabilir mi?
Çok ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Bekleyip göreceğiz...
Toktamış ATEŞ - Yeni Şafak
tokta@bugun.com.tr
-
ubeydullah taş 16 yıl önce Şikayet Etkuyruk. chp nin yapısı kuyruk bi parti olması,,,pardon parti dedim,,yağ fıçısı,,,tek yaptıkları çene çalmak,,başka işleri güçleri yok,,,havada bulut chp iktidarı unut!!Beğen