Şeriat korkusu
GİRİŞ 21.03.2009
GÜNCELLEME 21.03.2009
YAZARLAR
Bence, çok yanlış bir biçimde; "Ergenekon Terör Örgütü", (ETÖ) olarak isimlendirilen süreç, gitgide farklı boyutlar kazanıyor.
Burada; "süreç", sözcüğünü kullandım. Zira bu dava, alışageldik davalara pek benzemiyor. Her şeyden önce bu dava, bir "terör" davası değil. Zira; yargılananlar ve yargılanmayı bekleyenlerin, bir terör amacı olduğunu sanmıyorum. Bu, benim "zannım" olmaktan çok, ortadaki kanıtların gösterdiği, bir "durum".
Bu davada yargılanmakta olanlar ve yargılanmayı bekleyenlerin amacı, (bence), "Bir darbe ortamı hazırlamaktı". Bu amacı, bir terör örgütü adıyla bağdaştıramıyorum.
Bu konudaki görüşlerimi, bir kez daha dile getirmeden önce; bazı kavramlara, netlik kazandırmam gerekiyor. "Darbe yapmak", "darbe girişiminde bulunmak" ve "darbe ortamı hazırlamak" ay, ayrı şeylerdir. Ergenekon davası edeniyle yargılananlar ve suçlananların, bir darbe yapacak "olanak", "güç" ve "kabiliyetleri", yok gibi görünüyor. Yapmaya çalıştıkları şey, yukarda da değindiğim gibi, bir darbe ortamı hazırlamaktı.
Fakat burada; eskiden, "hayati" dediğimiz, yaşamsal bir sorun vardır.
Böyle bir ortam hazırlandıktan sonra, eğer bir darbe gerçekleşir ve bekledikleri gibi bir siyasal iktidar oluşursa; bu ortamı hazırlamaya uğraşanların, durum ve konumları, ne olacaktır? Bu konuda, nasıl bir beklenti içindedirler?
***
Biraz aşağıda da, aynı konuya değineceğim. Bugün Türkiye'de, azımsanmayacak oranda insanlar, bir İslam şeriatı düzeni endişesi içindedirler. Bir darbe ortamı hazırlama gayreti içinde olanlar, eğer böyle bir endişe içindeyseler ve kendi "ikbal" ve "iktidar"ları peşinde olmaksızın; salt inançlarından ötürü, böyle bir gayrete düşmüşlerse, farklı bir biçimde değerlendirilebilirler. Fakat eğer toplumun belli kesimlerindeki korkuları istismar ederek, kendilerine bir ikbal arıyorlarsa, affedilir bir tarafları yoktur.
***
Toplumumuzun bir kesiminde; gerçekten, bir İslam şeriatı korkusu vardır. Laik ve çağdaş demokrasimizin, karanlık yüzlü bir İslam şeriatı düzenine dönüştürülebileceğinden, çekinirler. Aslında bu korku, "birileri" tarafından, tahrik de edilir ama; sanıyorum, fazla tahrik edilmesine, gereksinimleri de yoktur.
Tahrik eden "birileri" de, ikiye ayrılır. Bir kısmı, aynı korkuyu duyan ve yaşayan insanlardır ki; bu korkuyu duymayanların, kör ve sağır olduğunu düşünürler. Bir kısmı da; bu korkunun, çok ciddi bir zemini olmadığını düşünseler bile, halkta böyle bir korkunun varlığını, kendileri için yararlı görürler.
Hangi türden olurlarsa olsunlar; bu "tahrikçilerin", ileri sürebilecekleri, oldukça nesnel argümanlar da vardır. Halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu, 50 küsur devlet içinde; laik bir demokrasiyi sürdürebilen tek ülkenin, Türkiye olduğunu ileri sürerek; bu devletlerin çoğundaki, "şeriat düzenlerinin", karanlık yüzlerini sergilerler. Doğrusu Afganistan'da kadın olmak, her Türk kadının kabusu olur.
İran'da, Şah zamanındaki rejimin, nasıl kolayca tepetaklak gittiğini anlatarak, yüreklere korku salarlar. Fakat Şah dönemi İran'ındaki baskıyı, ekonomik dengesizliğe ve İran'ın petrol zenginliğinin, komprador bir burjuvaziyle, nasıl yağmalandığını anlatmazlar.
***
Aslında, "Şeriat düzeni" diye bir düzen yoktur. Şeriat düzeni olduğu iddiasındaki kimi ülkelerdeki düzen; şu, ya da bu biçimde, iktidarda olan, ya da iktidarı ele geçiren kişilerin, kafalarında uydurdukları bir düzendir. Zaten, böyle bir düzen olsa, İslam şeriatı ile yönetildiklerini iddia eden devletlerde, aynı düzenler olurdu. Oysaki, çok farklı uygulamalar görüyoruz. Suudi Arabistan'la, İran'ın; Libya ile, Afganistan'ın, benzer tarafları yoktur. Fakat lafta, hepsi şeriat düzenidir. İslamiyet; İran'a farklı, Libya'ya farklı bir şeriat mı emretmektedir?..
Zaten, İslamiyet'in temel kaynaklarında; Müslüman bir toplumun, siyasal olarak nasıl yönetilmesi gerektiğine dair, tek satır yoktur.
Peki bu durumda, "şeriat düzeni" düşüncesi, nereden gelmektedir?
***
Türkiye'de, kendi kafalarındaki İslamiyet'e uygun bir düzen kurmak isteyen ve buna, "şeriat düzeni", adını veren bir azınlık olduğunu, inkar edemeyiz. Zaten, bunu inkar etmemizin de gereği yok. Bence, bu insanların oranı, yüzde 2'yi 3'ü geçmez. Fakat sıklıkla dile getirdiğim üzere; toplumumuzda, bu oranın çok üzerindeki oranda insanlar, böyle bir şeriat düzeninin endişesi içindeler. Bu insanların, rahatlatılması gerekir. Ve daha önceleri de kaleme aldığım üzere; AKP iktidarı, bu konuda, yeterince çaba sarfetmedi. Hatta tam tersine, AKP içindeki özgürlükçü ve demokrat çoğunluk sesini duyuramazken; abartılmış İslami duyarlılıkları olan azınlık, çok yüksek sesle konuşuyor.
Ve bu durum, ürküntü veriyor ve Ergenekon gibi örgütlenmelere, zemin hazırlıyor.
***
Demokrasiye sahip çıkmak isteyenlerin, çok dikkatli olmaları gereken günler yaşıyoruz...
Toktamış ATEŞ - BUGÜN
tokta@bugun.com.tr
YORUMLAR 18
TÜMÜ
-
hulusı Aydın 16 yıl önce Şikayet EtAS.BR.SIY.BAS.terörö. Sahsen senin yerine ütaniyorum.bu kadar delılle hala terör demiyorsan sende tarafsin.Bakıniz ihtilal yapmak icin yemedikleri halt kalmamış yinede terör değiller.O sözü süylemen icin kör ve sagır olman lazım.Adamlar PKK.CHKP.HZB.CAE.MOSAD.HKK.siyasiler,bazibasin yayın,bazı üniversiterektörleri ve bazi brokratlar hükümet yıkmak icin neler yapmamışlar bana söyleyin.80seneden buyana ilk defa demokrasıya bir adım atılmıştır.TC de süc işleyen bir subayın ifadesi dahi alınamı yordu.şimdi perde biraz aralandıUmarımBeğen
-
byressam 16 yıl önce Şikayet Etdarbe için kılıf bulmak. buda ne demek şimdi.sırf aynı görüşü paylaşmıyoruz diye halkın %47 sinin destegiyle ikdidara gelen partiye darbe planları yap.kılıf içinde herzaman kş gibi LAİKLİK ğin arkasına gecip ülke sırf basbakan inanclı diye seriat geliyo de.oh ne ala.ya bu insanlar nerede yasıyorlar anlamadım.zaten halk darbe taraftarlarını.dini sömürenleri.halki sadece oy göerenleri iyi biliyo.ve tarihide kendini bilmeyenleri not ediyo.Beğen
-
Osman Kurt 16 yıl önce Şikayet EtGokhan Bey?. Bence cok guzel yazi ve durum tespiti de tam yerinde lutfen yaziyi bir daha oku, goreceksin.. T.Ates, gercek bir demokrat ve hukuk yanlisi, ve inanclara saygili, onunla yada onun seninle ayni inanc ve dusunceleri paylasman gerekmez ama hos goru ve birlikte bir toplumda yasamanin bilinci bizim ortak paydamiz, bunu anlamak gerekir...Beğen
-
gökhan 16 yıl önce Şikayet Etzaman kaybı. saçma sapan bir yazı okuyup zaman kaybettim. ona üzülüyorum.Beğen
-
erkan akgül 16 yıl önce Şikayet EtBir Temenni olmasın. 1) Siz acaba bu yargıya hangi kaynakları inceledinizde vardınız.Koskoca fıkıh alimleri devlet idaresinden tutunda en ufak bir selam adabına kadar her şeyi Kur'andan ve hadisten çıkarmışlardır. 2) Medine'de PEygamer (ASM) hangi kanunlarla insanları yönetiyordu. 3) Yoksa bu bir temenni olmasın.Beğen