Ümit Metinleri
Ümit Metinleri
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Arkam kale, önüm kule: yukarı akan dere!

GİRİŞ 15.05.2011 GÜNCELLEME 15.05.2011 YAZARLAR

Merhaba oğlum,

sana bu mektubu Kastamonu'dan yazıyorum. Geçen Cuma sabahı bulutlu bir güne uyandıktan sonra bir Allah Kulu ile birlikte yola çıktık.

Yol boyunca onun 80's tarzı şarkılardan oluşan; bazıları kimileri için esnek beden hareketleriyle oynamaya; (o buna dans diyor) bazıları da dalgın gözlerle "o eski günleri" hatırlamaya ayarlı bir kaç düzine şarkı sonrasında Ankara'ya ulaştık. Suyun öte yanındaki düğüne beraber katıldığımız bir dostumuza uğraktan sonra Dikmen eteklerindeki bir camide Cuma namazı kıldık. Küçük, temiz, sevimli bir camiydi. Hutbe trafik kuralları ya da "ailenin sosyal yapımızın önemli bir parçası" olması üzerine değildi.

Kırk yılı geçen hayatımda kıldığım tek namaz elbette bu değildi ama pek huzurlu bir namaz oldu. Biliyorsun huzursuz bir hal çok zamandır üzerimde duruyor (gel de İsmet Özel'i anma: "namaz adamı kılar") ve birkaç rekat namaz bile çoğu kere ritüel’e dönüşüyor.

Namaz sonunda cemaat pek çok mahalle cemaatini kıskandıracak kadar katılımcı olmaya çağırıldı. Cemaatten arzu edenler cami önündeki boş alanı değerlendirmek için yapılacak toplantıya katılmak üzere namaz sonrasında Cami Yaptırma Derneği odasında bulunabilir miydi? Gayr-i ihtiyarı, özgürlüğe ithaf edilmiş bir beyti "Ne efsunkâr imişsin ey didar-ı iştirak" şeklinde hatırladım.

İkindiye doğru, Yozgat'tan gelen arkadaşımız da bize katılınca Çankırı üzerinden Kastamonu'ya doğru yola çıktık. Ankara'nın kuzeyine bu üçüncü yolculuğum. İlkinde Yeniçağa, Gerede üzerinden Devrek'e, ikincisinde de Çorum üzerinden Samsun'a gitmiştim. Kısa süre, bu uzun ve yağmurlu bahara rağmen, kıraç kalmış orta Anadolu kırlarında yol aldıktan sonra Çankırı'ya ulaştık. Günün akşama yaklaştığını dikkate alarak yola devam ettik.

Bir saat sonra Ilgaz eteklerine ulaştığımızda, bir gün önce şehit edilen polis memurunu hatırladık. "Olay yeri burası olabilir, hayır televizyonda Kastamonu çıkışı olduğu söylenmişti" derken kalem kadar düzgün ağaçları kuşatan sise daldık.

Hava ne çabuk karardı demeye eylemi kalmadan sis yağmura, yağmur kara dönüştü. Manzaranın güzelliği, sis, kar ile pusu kurmanın, öldürmenin, yakmanın erdemine inanmışlara kurban olan trafik polisinin çoluk çocuğu üzerine düşünceler birbirine karıştı. Rakım 1854 tabelasını görülünce sis ve uçuşan kar nedeniyle iyice kararan havaya bir de yolu tıkayan kamyonlar eklendi. İlk dönemeçte kamyonların önündeki iki cemseyi gördük.

Cemsenin ne olduğunu biliyorsun değil mi? Cemseler kocaman bir kamyonun taşıdığı bir paletli araca eşlik ediyordu. Yolun genişlediği ilk dönemeçte hem kamyonları hem cemseleri geçerek yokuş aşağı giden yolda hızlandık. Birkaç dakika sonra kar yağmura, yağmur sise, sis de yerini güneşe bıraktı.

Yolun çıkış yönünde bir vinç ile birkaç greyder dünkü vahşetin izlerini temizlemekle meşguldü (birkaç gün sonra gazetelerde üç renkli bir yıldız altına “Colemerg -Hakkari’yi kastediyor- gençliği Kastamonu’daki eylemi destekliyor” yazılı; pankart kaldırmış bir ergen irisinin resmini gördüm).

Bu hayhuy içinde Kastamonu girişinde var olduğu söylenen “Ayı da düşebilü daş da çıkabilü” tabelasını aramak aklımıza bile gelmedi. Şehre gösterişli konaklar, çiftlik evleri ve modern konaklarla bezeli bir yayla yolundan girdik. İlk bakışta Söğüt yaylasını andıran bu topraklar Osmanlı Sarayı’na “Zülüflü Baltacı” (yoksa “Zülüflü” ve “Baltacı” mı?) gönderirmiş.

Bizim için ayırtılmış odalara yerleşmek üzere Şerife Bacı Öğretmenevi’ne ulaştığımızda beni bir sürpriz bekliyordu: Merhaba öğretmenim diye utangaç gülücükler saçan iki kız çocuğu bana doğru koştular. Sigaraya başlamamak üzerine verilmiş (ve en azından benim sigarayı bırakmamı sağlamış) seminerlere “maruz kalan” öğrencilerdi bunlar. Bakanlığın Gönül Köprüsü projesi için buradaydılar ve onlara eski evimizden komşumuz olan bir öğretmen de eşlik ediyordu. Şehri keşfetmeyi ve proje çalışmalarına başlamayı yarına bırakarak odamıza çekildik.

Sevgili oğlum, birkaç vakit daha buralardayım. Bir sonraki mektubum için yeterince sabırlı mısın?

Anneni ve kardeşini sana ve hepinizi Allah’a ısmarlıyorum. Gözlerinden, gözlerinden öperim.

Baban.

Dr. Ümit Akça - Haber 7
mystymy00@yahoo.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL