CHP'nin bitmeyen krizleri
CHP'nin de bu sorunlarla karşılaşması normaldir, bu sebeple bunlar üzerinden siyasal analiz yapmayı elverişli bulmuyorum. Bu süreçte üzerinde durulması gereken iki husus vardır. Bunlardan biri CHP'nin İstanbul adayının daha önce bu partiden ağır ithamlarla atılmış olması, ikincisi ise Ankara adayının partinin siyasi geleneğiyle alakası olmayan, hatta bu siyasi görüşe karşıt olmasıyla ilgilidir. Burada sorun adayların şahıslarıyla ilgili değil, bizatihi CHP'yle ilgilidir. Türkiye'nin en eski partisi olan CHP'nin, kendi siyaset anlayışı içerisinden, Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde kendi kurumsal yapısı içinden gelen adaylarla seçime katılmaması ciddi bir konudur. Yapıdan gelen adaylarla, seçim kazanma ümidinin olmaması gibi sebepler, partiyi bu tercihlere götürmüş olmalıdır.
Bu durum ise, daha büyük bir sorunun varlığına işaret etmektedir. Siyasi partiler, özellikle siyaseti bir ideolojiye, bir siyasal doktrine dayanan partiler, politik süreçlerde kendi ideolojileriyle ülke sorunları arasında ilişkiler kurup, yeni politikalar ortaya koyarken, gündemi ideolojik-politik bir düzlemde yakalayıp, belirlemeye çalışırlar. Bunları yapan siyasal partiler aynı zamanda ideolojik yapılarını yeni siyasetçiler başta olmak üzere bütün kadrolarına aktarırlar.
İdeolojik kriz
CHP'nin seçim öncesi yaşadığı olaylar, partinin "dışarıdan gelenlerle" siyaset yapma tercihi bu partide siyasi kadroya sahip olma hususunda, ciddi bir sorun yaşandığını ortaya koymaktadır. Doğal olarak bu sorun CHP'yi daha farklı olaylara ve krizlere önü açık bir parti haline getirecektir.
Peki, bu durumu yaratan sebepler nelerdir? CHP bir siyasi yapı olarak kendisini eden yenileyememektedir?
Elbette Türkiye'nin en eski siyasi partisinin, kendi tarihsel-politik yapısından, bunun oluşum sürecinden, tek parti geleneğinden kaynaklanan problemleri vardır.1970'lerde sol ideolojiyle kurulan ilişkiden sonra, yaşanılan "değişim hareketinin" problemleri, bugünkü siyasi kadrolarda önemli tortular bırakmış olabilir. Yine "dünya solunun yaşadığı değişim" karşısında, bunları tartışmayan, hatta buralarda yaşananları anladığı dahi belli olmayan bir parti kadrosunun, yenilenme yapması ciddi bir sorun olarak ortaya çıkacaktır. Bütün bunlar kadar bir başka doğru da Türkiye'nin ana muhalefet sorunu, hatta muhalefet sorunu yaşadığıdır.
Objektif olarak bakıldığında, yani CHP'lilerin parti kimliklerinin içinden çıkıp baktıklarında görmeleri gereken "çıplak gerçek" CHP'de yaşanan olayın sadece "bir yönetim sorunu" olmayıp, ideolojik-politik bir mesele olduğudur. Bu sebeple bilhassa bu partinin yaşayacağı bir değişim için parti yönetimini aşan bir anlayışa ihtiyaç bulunmaktadır.
Yazının devamını okumak için tıklayınız
vedat bilgin@aksam.com.tr