Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Barışın düşmanları

GİRİŞ 09.10.2014 GÜNCELLEME 09.10.2014 YAZARLAR

Çözüm sürecinden rahatsız olanlar her durumu, Türkiye’nin aleyhinde kullanmak için fırsat kollamaktadır. Türkiye’nin çözüm süreciyle kurmaya çalıştığı barışın aslında “duygusal olarak parçalamak için uğraşılan biz duygusunu” yeniden inşa ettiği, yaklaşık iki yıl gibi kısa bir sürede yeniden bir “birleştirici güç yarattığı” ortaya çıkmıştır. Bu durum,  ümidini teröre ve kan dökülmesine bağlayanlarda şok yaratmıştır. Çözüm sürecini sonlandırmak isteyenler, kısa sürede bu şoku atlatıp, yeni çareler aramakta gecikmediler. 

Türkiye karşıtlığı 

Bunlar kim midir? Bunlar arasında dış mihrakları yani Batılı istihbarat servislerini Almanya’yı, İngiltere’yi, Fransa’yı, ABD’yi hatta İsrail’i bir tarafa bırakıp, Suriye’yi, İran’ı hesaba katmayıp önce en yakındakilere bakmak gerekir. Çünkü “dış mihraklar” meselesi veri bir durumdur. Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmek istendiği bir süreçte, onlar zaten kendi rollerini üstlenmiş durumdadırlar. İçeriye baktığımızda,  barışın inşa edilmesinden ve bu toprakların tarihindeki kardeşlik hamurunun yeniden karılmasından rahatsız olanları barışın düşmanlarını görürüz. 

İşin ilginç yanı, bu barış düşmanlarının önemli bir kısmının ortak problemi “Erdoğan düşmanlığı” olmasıdır. Bir siyasetçiye, önce bir Başbakan’a, şimdi bir Cumhurbaşkanı’na bu kadar kin, öfke, düşmanlık duygusu gütmenin nasıl bir “ruh halini yarattığını”, bunun bireysel bir vaka olmaktan çıkıp nasıl bir “sosyal şizofreniye” dönüştüğünü anlamak gerekir. Bu kesim, eğer “çözüm süreci” hedefine ulaşırsa, zaten başarılı olan bir siyasetin karşısında kimsenin tutunamayacağı fikrine kapılıp, buradan “ürettikleri korkuyla” tek ümit ve tek çıkış yolu olarak PKK’nın yeniden silahlı mücadeleye sarılmasını görmektedirler. 

Bu “sosyal şizofreninin” izahını yapacak psikologlar-psikiyatristler mevcuttur. Üzerinde durmak istediğim husus ise, meselenin “sınıfsal boyutu”dur. Türkiye’nin “geleneksel iktidar seçkinleri” daha öncede üzerinde durmaya çalıştığım gibi “kültürel bir sınıf”tır. Onların cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığının temelinde O’nun, 200 yıllık hâkimiyetlerinin idealize ettiği “hayat tarzını” artık devlet eliyle topluma benimsetme zorbalığına son vermiş olması yatmaktadır. Mesele “yaşam tarzımıza karışıyorlar” korkusu değil,  “devlet vasıtasıyla kendi yaşam tarzımızı başkalarına dayatma imtiyazımız elimizden alınıyor” korkusudur. 

Yazının tamamı için tıklayın...

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL