Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Cemaatler hayali, ölüm gerçek

GİRİŞ 23.12.2015 GÜNCELLEME 23.12.2015 YAZARLAR

üstün kılan en önemli vasfının tereddütsüz düşünme yeteneği olduğunu söylerken, düşüncenin gücünü belirtmek amacıyla, toplumlar arasındaki farkın da sahip olunan düşünce kapasitesi ve fikir üretimiyle açıklanmaya kadar götürülmesinden yanayım. Buradan hareketle toplumların; yaratıcı muhayyilesi harekete geçme yeteneğine sahip, fikir üretebilen toplumlar ve buna sahip olmayanlar olarak da tasnif edilebileceğini eklemeliyim. Bu sebeple düşünce adamlarının ölümüne hayıflanıp dururum. Geçtiğimiz günlerde hayata veda eden Benedict Anderson, adı milliyetçik teorileri içinde özel bir yere sahip olan akademisyen ve düşünce adamıdır. Onun ‘Hayali Cemaatler’i fikir teorileri açısından olduğu kadar ideoloji ve toplum bakımından, bilgi sosyolojisi açısından da düşünce hayatında özel bir yere sahiptir.

Tarih mi hayal mi?

Milliyetçilik düşüncesinin oluşumu, milliyetlerin oluşumundan ayrı düşünülebilir mi? Millet kavramını, onun oluşum süreçlerini ve toplumların farklı tarihsel maceralardan geçerek sahip oldukları tecrübeleri yok sayarak anlamak ta, açıklamak ta mümkün değildir. Anderson’a göre millet veya ulus inşa edilen bir şeydir. Ulusun inşa edilmesi ona göre milliyetçilik düşüncesinin eseridir. Milliyetçilik milleti ve milli devleti beraber inşa eder; bu yüzden Onun için milletler ‘hayali cemaatlerdir’. 

Anderson’a göre milliyetçilik çağının sonuna gelindiği iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Onun ifadesiyle; “Gerçeklik oldukça çıplak: Bunca zamandır kehaneti yapılan ‘milliyetçilik çağının sonu’ görünürde olmaktan çok uzak. Hatta ulusluk, zamanımızın politik hayatının en evrensel biçimde meşru kabul edilen değeri”dir. Bu konuda kitabının yeni baskısına yazdığı önsözde kendisinin de yanıldığını ifade eden Anderson, Marksist teorinin milliyetçilik düşüncesinin altında kaldığını söylerken, kendisinin şaşırmasına sebep olan olayları şöyle açıklar. “O zaman beni ürküten olasılık, sosyalist devletler arasında yeni büyük savaşların çıkmasıydı. Şimdi bu devletlerin yarısı ‘Tarih Meleği’nin ayaklarının dibinde duran enkaza karıştı, gerisi de yakında onları izlemekten korkuyor. Kalanların yüz yüze kaldığı savaşlar ise iç savaşlar. Yeni bin yılın başında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden, cumhuriyetler dışında pek az şey kalacağa benziyor.” Bu satırların yazıldığı tarihin henüz 1991 Şubat’ı olduğunu hatırlarsak, üstadın öngörüsünün çoktan gerçekleştiğini, hatta aşıldığını söylememiz gerekir.

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL