Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Aydın despotizminin dramı

GİRİŞ 18.01.2016 GÜNCELLEME 18.01.2016 YAZARLAR

Bunun bütün ülkeler için geçerli olmadığını, sorunun temelinde ‘aydın-halk ayrışmasının’ değil, halkına yabancılaşmış aydın zümrenin, kendi halkına karşı tavır almış olmasının yattığını görmek gerekir.

Aydın denilen zümre her toplumda halktan farklılaşırken bunu bilgi, fikir ve toplumsal fonksiyon üretme esasında gerçekleştirir. Bu olay aynı zamanda aydının toplumsal gelişme sürecinde oynadığı rolün bir gereğidir. Devletin Batı karşısında geri çekilmesi, Batı’nın üstünlüğünü kabul ederek kurumsal yapısını Batı tarzında yeniden düzenlemeye girişmesiyle, düşünce planında Batı karşısında travma yaşayan aydınların, kendi varoluşsal kimliklerine karşı tavır almaları paralellik arz eder.

Demokrasi karşısında mağlup olanlar

Bir anlamda, önce Batı etkisine giren, sonra Batıcı diye anılan aydınlar, devletin Batılılaşma politikalarının sahiplenicisi, yönlendiricisi olmuşlardır. İşte sorunun derinleştiği yer burasıdır: Devlet kendi dayandığı siyasi gelenekten vazgeçip, Batı tarzında örgütlenmeye, yeni bir siyaset anlayışına göre yapılanmaya yönelince, Batıcı aydınlar devletle bütünleşmiş bir anlamda bürokratikleşmişlerdir. 

Aydın-bürokrat ittifakının devlete hâkim olması siyasal gelenek içinde ciddi bir kırılma anıdır ve düşünce geleneğini sürdüren ‘yerli aydınlarla’ ‘Batıcı aydınlar’ arasındaki çatışma, Batılılaşma politikaları üzerinden kendi halkıyla karşı karşıya gelen, çatışan devlet anlayışı olarak somutlaşır. “Problem açıktır: Bir tarafta geleneksel düşünce sistemine, onun dünya görüşüne, siyaset anlayışına bağlı yerli aydınlar, karşısında ise Batı’nın düşüncesine, dünya görüşüne ve siyaset anlayışına tabi olmuş aydınlar vardır. Devletin Batılılaşma politikalarını benimsemesiyle Batıcı bürokratik kadrolarla aydınlar arasında kurulan geniş ittifak veya özdeşlik, devleti arkasına alarak yerli/geleneksel dünya görüşüne karşı cephe açmış despotik aydın/bürokrat zümreyi ortaya çıkarmıştır.” 

Aydın despotizmi, bizde Batılılaşma politikaları ile topluma yansıtılmaya çalışılmıştır. İmparatorluk döneminde bu durumun iki neticesi olmuştur. Bunlardan biri, aydınların kendi tarihleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle savaşması; diğeri devletin halka karşı konumlanmasıdır. “Bunlardan ilki halk aydın çatışmasına; ikincisi ise, siyasal sistemin otoriterleşmesine yani anti-demokratik yapının kuvvetlenmesine yol açmıştır. Bugün yaşanılan sorunlar bu çarpık yapılanmanın uzantısı olarak görülmelidir.”

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL