Yağmur Atsız
Yağmur Atsız
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

21. Yüzyıl’ı doğru okumak

GİRİŞ 09.09.2008 GÜNCELLEME 09.09.2008 YAZARLAR

O gün ‘Sadá-yı Hak’ gazetesinde Moralı-Záde Rifat imzásıyla yayınlanan şu mısrálar İzmirlilerin hissiyátını vecîz bir şekilde ifáde ediyordu:

‘Özledik üç seneden fazla tahassürle sizi,

Bekledik rahm ile imdáda şitáb etmenizi,

Kesmedik Hak’dan ölürken bile ümmîdimizi,

Várolun, azm ile kurtardınız en sonra bizi
!’

9 Eylül kutlu olsun!

Ancak milletler mázîde değil hálihazırda yaşarlar ve yaşarken zihinlerinin, mázîyi aslaa unutmamakla beráber istikballe meşgûl olması gerekir. Bizler nesillerdir mázîmiz uğruna hálihazırımızdan müsaade isteyip savuşuruz. Oysa geçmişi háfızalardan silmek nasıl ki bir milleti hiçliğe yöneltirse mütemádiyen geçmişdeki zaferler ve yenilgilerle uğraşmak da felce uğratır. Záten hálihazır da duragan bir zaman dilimi değildir. Bütün ‘hálihazırlar’ en geç birkaç dakıyka içinde mázîye karışırlar. Bunun en somut örneklerinden birini, bundan 86 yıl önce ‘can düşmanımız’ olan Yunanlıların bugün AB’deki en haráretli savunucularımızdan biri olması teşkîl eder.

6 Eylül 2008 Günü de tıpkı 9 Eylül 1922 gibi tárihî bir dönüm noktası olma niteliği taşıyor. O gün Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sergisyan adlı iki yürekli adam, ellerini belki vagon büyüklüğünde bir taşın altına koyarak iki ülke ve milletin ‘mákûs tálihi’ni değiştirme yolunda muhtemelen hayátî bir adım atdılar...

...Ve cin şişeden çıkdı!

Bir daha o şişeye girmez artık!

Ben yaklaşık 30 yıldır hep şundan şikáyetçi olmuşumdur:

Ermeni örgütleri her yıl 24 Nisan günü bütün dünyáda etkinlikler düzenleyerek 1915’de işte tam o gün Türklerin Ermenilere karşı bir ‘soykırım’ başlatdıklarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Diğerleri meyánında ‘etnik temizlik’ konulu araştırmalarıyla da ünlü Fransız bilim adamı Jean Baudrillard (Jan Bodriyyar, 1929-2007) bu konuda şöyle demişdir:

‘Ermenilerin durumu çok husûsî: Onlar yaşadıklarını ısbatlamak için öldüklerini ısbatlamak zorundalar.’

Bu durum karşısında Türk Devleti’nin yapdığı ise, önceleri meseleyi duymazdan ve görmezden gelip sonraları ise her 22 Nisanda ‘Tüh, yine 24 Nisan geldi çatdı!’ şeklinde panikleyerek 26 Nisana kadar sağa sola tekzib yolladıkdan sonra yine derin bir kış uykusuna dalmak olmuşdu. Tá ki birkaç sene evvel niháyet inisiyatifi ufak ufak ele almaya başlayıncaya kadar. Diplomasi ‘ofansif’ (taarrûzî) oynanması gereken bir oyundur ki gol atabilesiniz. Dikkat buyrulursa ‘agresif’ (tecávüzkár) demedim. Nitekim Cumhurbaşkanı Gül de tesádüfen aynı mecaz çerçevesinde kalarak ‘Top artık bizim yarı sáhada değil.’ dedi.

Bundan sonra bir dizi önemli adımın daha geleceğinden emînim. Türkiye kendi açısından 6 Eylül’de; bütün Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar ve Karadeniz Havzası’ndaki pozisyonunu bir değil birkaç derece tırmandırmakla kalmamış, Brüksel ve Washington’daki elini de güçlendirmişdir.

Şimdi atabileceği bir başka sürprizli adım onu daha ağırlıklı bir konuma getirebilir:

Türkiye 1915’de ölen, öldürülen, eziyet ve zulüm gören BÜTÜN kurbanlar için TEESSÜR ve TEESSÜF duyduğunu îlán etse yer yerinden oynamaz mı?

Lütfen kimse bana gelip ‘Ama Ermeniler de teessüf ve teessür duyacaklar mı?’ demesin! Çünki ona Ermeniler karar verir!

Ama ben şahsen doğru karárı vereceklerinden şübhe etmiyorum.

Alman Barış Hareketi’nin bir şarkısında şu nakarat geçer:

‘Wenn nicht wir, wer sonst? Wenn nicht jetzt, wann dann?’ (Biz değilsek ya kim? Şimdi değilse ne zaman?)

Bu yazının başlığı ‘20. Yüzyıl’ı Doğru Okumak’ da olabilirdi.

Záten onu doğru okumadan bir sonrakini nasıl okuyacaksınız ki?

YAĞMUR ATSIZ - STAR

yagmuratsiz@stargazete.com

YORUMLAR 1
  • Emir Safa 17 yıl önce Şikayet Et
    Nefret yaşam tarzı olmamalı. Küskünlüklerle, inatlarla çözüm olmaz çözüm için iletişimde olmak anlamsız taviz vermek değildir. Bir problem olduğu yerde kalıyorsa, çözememişseniz uzun süre, ve rahatsız ediyor ise yaklaşımınızı sorgulamanız gerekir. Ambargo Ermeniler'in zenginleşmesini, sosyal gelişmelerini ve zihin gelişmelerini engelliyor. Saplantılı halde yoksulluğa razı kalıyorlar. Ufak ülke saçmalasada Büyük ülkeye düşen yardım etmektir. Ermeniler'le bir şekilde ilişkide olmalı ve saçmalamamayı öğrenmelerine yardım etmeliyiz.
    Cevapla