Yağmur Atsız
Yağmur Atsız
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Türk Ordusu’na dáir not

GİRİŞ 25.11.2008 GÜNCELLEME 25.11.2008 YAZARLAR

24 Kasım tárihli ‘Taraf’da Murat Belge’nin yeni kitabı ‘Genesis’ (Tekevvün, Yaradılış, Oluşum, vurgu ilk hecede, Y.A.) tanıtıldı. İlginç olduğunu tahmîn etdiğim ve ilk fırsatda edinip okumak istediğim bu çalışmada Murat Belge, 20.Yy. Türk Edebiyátı’ndaki ‘millî roman’ fenomenini inceliyor. Kitabın tanıtımını, Belge gibi yine ‘Taraf’ yazarlarından biri olan meslekdaşım Mark Esayan yapmış. Oradaki bir römarkı (Gayrı-ciddî bir yazı olsaydı Mark’ın römarkı diye bir kelime oyunu da yapılabilirdi ama ben gayrı-ciddî yazı yazmam.), evet, oradaki bir römarkı üzerine aşağıda okuyacağınız müdhiş ifşaata karar verdim. Çünki bir müddet önce başka bir vesîleyle Mehmet Barlas da ‘Sabah’daki sütûnunda aynı konuya değinmiş ve sebebini anlayamadığını eklemişdi. O meselenin sebebini artık Türkiye’de muhtemelen benden başka bilen yokdur. Ama ben Barlas’ın kafasını kurcalayan o suale cevab vermeğe üşenmişdim. Şimdi tekrar açılınca bári sevábına bu esrar perdesini aralayayım.

Efendim, mesele şu:

1960’ların ortalarında Türk Kara Kuvvetleri yılın belirli bir gününde kendi kuruluş yıldönümünü törenlerle kutlamaya başlamışdı ve o tárih, 1363 Yılı’nda ‘Pençik Resmi Kaanûnu’ ile Yeniçeri Ocağı’nın teşekkül etdiği tárihdi.

Bunun üzerine Nihál Atsız, yáni benim Babam, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bir mektub yazarak duruma îtiráz etdi. O pek çok şeye îtiráz ederdi. Hálá KKK Arşivi’nde bulunduğunu tahmîn etdiğim o mektubda meálen ve özetle diyordu ki 1363 Türk Ordusu’nun kuruluş tárihi olamaz. Zîrá Türk Ordusu Yeniçerilerle başlamadı. Onlar 16. Yy. sonlarına kadar sádece Başkent Istanbul’da garnizonlanmış ve sayıları yedi ilá oniki bin arasında değişen bir ağır piyáde tümeni idiler. Büyük fetihlerin hiç birinde hayátî rol oynamamışlardır. Osmanlı Ordusu’nun mevcûdu záten yüzbinlerle ifáde ediliyordu ve belkemiğini de piyádeler değil süváriler oluşturuyordu. Kaldı ki Osmanlı’dan önceki Selçuklular devrinde de son derece üstün yeteneklere sáhib bir Türk Ordusu vardı. 1071’de Malazgird Sahrásı’nda Anadolu’nun kapılarını açan ordu gökden zembille inip sonra tekrar göğe çekilmemişdi. Onun arkasında da Karahanlıların, Göktürklerin ve muhtelif isimlerle várolmuş öbür Türk devletlerinin (aslında hánedanlarının) orduları yer alıyordu. Türk Ordusu tárihen M.Ö. 209 Yılı Hun Hükümdárı Mete (efsánelerdeki Oğuz Han) tarafından kurulmuşdur. Záten ‘onlu sistem’ , yáni birliklerin 10>100>1.000 ve 10.000’er kişilik bölümler hálinde örgütlenmesi fikri de onundur. Onbaşı, yüzbaşı, binbaşı gibi rütbeler de ta o zamandan beri kullanılmakdadır. Bu bakımdan Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş yılı olarak Milád’dan önce 209 tárihi alınmalıdır.

Sonra Nihál Atsız’ın bu görüşü KKK nezdinde kabûl gördü ve işte o gün bu gündür yürürlükde.

Peki, bu görüş doğru mu?

Valláhi, ben de tam olarak bilemeyeceğim. Meselá Deniz Kuvvetleri’ni, yanılmıyorsam 1098 Yılı’nda İzmirli Çaka Bey kurmuşdur ama Bahriyeliler onun yerine 1538’deki Preveze Zaferi’ni kutluyorlar. Sembolik bir şey...

Záten, laf aramızda, beni hálen Türk Ordusu’nun ne zaman kurulduğu değil politikadan ne zaman elini, çekip aslî görevine döneceği ilgilendiriyor.

Yağmur Atsız - Star
yagmuratsiz@stargazete.com

YORUMLAR 1
  • ibrahim mengi 17 yıl önce Şikayet Et
    Zamanı geldiğin de.. Kaynayan süt nezamankaymak tutar.Elcevap soğumaya bırakıldığında.Türk devletlerinin kuruluşları hep kaynama döneminin sonunda kurulmuştur.ÖNCÜSÜ SİLAHLI GÜCÜ OLAN Türk ordusudur.Ülke sıkıntılı dönemden geçiyor orduda kötü niyetliler haric bundan devlet adına endişeleniyor
    Cevapla