Yağmur Atsız
Yağmur Atsız
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Belden aşağı

GİRİŞ 21.01.2009 GÜNCELLEME 21.01.2009 YAZARLAR

Başbakan Ehud Olmert ağız dolusu îlán etdi ki İsráil savaş hedefine ulaşmışdır. Tamam da savaş hedefi neydi onu îzáh etmekde zorlanıyor.

Evet, 1300’den fazla Filistinli öldürüldü Gazze’de. 5500’den fazla Filistinli yaralandı. Yerle bir edilmedik, en azından ağır hasar görmedik biná kalmadı. Uzmanlar maddî zararın birbuçuk milyar doları aşkın olduğunu söylüyorlar.

Peki, başka ne oldu?

Olmert diyor ki El Hamás zayıf düşürüldü ve İsráil’in güvenlik durumu iyileşdi. Bildiğimiz, İsráil’in tek taraflı îlán etdiği ateşkesden sonra El Hamás İsráil topraklarına yedi füze daha salladı ve ondan sonra bizzat, bir haftalığına ateşkes îlán etdi.

İláveten ben şahsen Alman ARD Kanalı’nda Pazartesi akşamı daha o gün yeni çekilmiş görüntülerden, Gazze-Mısır sınırındaki düzinelerce tünelin hálá harıl-harıl işlediğini gördüm.

O halde geriye ne kalıyor?

Bir kere İsráil’e karşı bir misli daha bilenmiş birbuçuk milyon Filistinli kalıyor.

İkincisi; ABD, AB ve BM’nin barışı sağlamakdaki aczi kalıyor.

Bir kere daha görüldü ki taraflar birbirine girdikden sonra dörtnala Bölge’yi turlamanın bir faydası yok. Ayrıca Türkiye’nin tek başına yapabileceği birşey olmadığı da áşikár.

Bu konuda, eğer Türkiye olmasaydı El Hamás ateşkese rázı olmazdı iddialarını kajd-ı ihtiyatla değerlendirmek yerinde olur.

Amerika záten Beyaz Saray’daki görev değişimi yüzünden meflûç sayılırdı.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un herhangi bir yaptırım gücü bulunmadığı, sádece sembolik jestlerle yetineceği belliydi.

Ve niháyet bir kere daha ortaya çıkdı ki AB ancak ateş bacayı sardıkdan sonra ‘kriz turizmi’ ile kendi kendini aldatıyor.

Mısır ise daha kendi sınırını kontrol etmekden áciz ve yukarıda bahsetdiğim örgütler Mısır’ı buna zorlayamıyor. Çünki ortak bir stratejileri, siyásî irádeleri yok.

Aslı aranırsa kimsenin bu problemi gerçekden çözmeye niyeti yok. Çünki o zaman herkesin ağır fedákárlıklara katlanması gerekecek.

Eğer İsráil sádece sınırdaki tünelleri bombardıman edip bir yıldır kapalı tutduğu sınır kapılarından Gazze’ye gerekli yiyecek ve tıbbî malzeme gelmesine izin verseydi muhtemelen daha başarılı olabilirdi. Ama záten sardalye kutusunda gibi yaşayan insanları bir de katliáma tábî tutarak barış elde edemezsiniz. Buna çanak tutarak da!!!

Türkiye’nin bu safhada yapabileceği tek şey yoğun insánî yardım iletmek ve (fazla hevesli görünmeksizin!!!) kurulacak bir denetim mekanizması içinde yer almak.

Bu vesîleyle şu noktaya da değinmekden edemeyeceğim:

Şarme-ş-Şeyh’deki ateşkes konferansından sonra, bizzat oraya çağrılı olmayan İsráil, o toplantıya katılan AB devlet ve hükûmet başkanlarını bir akşam yemeği için Tel Aviv’e dávet etdi.

Bir grup Türk gazetesi bunun üzerine iki gün boyunca bunu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dávetli olmaması açısından ‘köpürtdü’!

Bu bahsetdiğim gazeteler grubu, sûret-i hakdan görünerek sanki burada Gül’e karşı bir tezyif amacı varmış gibi gösterip İsráil’i ayıplama numarası yaparken aslında ‘bakınız Gül’ü kimse takmıyor’ îmásıyla iktidar cámiásına kılçık atma ‘fırsatından’ (!) yararlanma teláşı içindeydi.

Oysa o dávet ‘sádece’ AB hükûmet ve devlet başkanları içindi. Nitekim BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon yáhut Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübárek veyá Ürdün Kıralı II. Abdullah da dávetli değildi. Böylesine kör kör parmağım gözüne çakallıklarına yatarsanız hiç niyeti olmayanları bile AK Parti sempatizanı yaparsınız.

Belden aşağı vurmak yalnız boksda değil politikada da ‘faul’dür.

Kalleşlik hikáyelerini herkes sever ama kalleşlerden kimse hoşlanmaz.

YAĞMUR ATSIZ - HABER 7

yagmuratsiz@stargazete.com

YORUMLAR 1
  • ali al 16 yıl önce Şikayet Et
    babanın oğlu. nede olsa adam gıbı adamın oğlusun ağzına sağlık slmlar
    Cevapla