Hayat tarzımızda uymamız gereken ölçü ne?
Başlıktaki soruya cevapla başlayalım. Nefs muhasebesi yapmamıza vesile olacak ölçüyü koyarak başlayalım. Resulüllah Efendimiz buyurdular:
“Allah’ım! Dünya fitnesinden sana sığınırım…” (Buhâri)
Kişinin kendisine, ailesine, yaşadığı topluma ve milletine karşı sorumluluğu vardır. Toplumun, her türlü anarşi, fitne, fesat ve kargaşadan uzak kalması için herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır. Bu konuda sırası geldikçe hiç çekinmeden elini taşın altına koymalı, feragat ve fedakârlıktan asla çekinmemelidir. Toplum bir bütündür ve bir vücuda benzer. Toplumun organlarındaki herhangi bir rahatsızlık, bütün toplumu sarsar, etkiler, zayıflatır ve toplumun direncini kırar. Bu açıdan, toplumun birliği ve dirliği için her ferdin sorumluluk alması ve taşıması zaruridir. “Bana ne, beni ilgilendirmez, bana dokunmayan yılan bin yaşasın” gibi sözlerle mesuliyetten kaçmak, riske girmekten imtina etmek, zarar ve ziyana uğramaktan korkmak, toplum barışını tehdit eden önemli unsurlardandır. Aşağıda sunacağımız hadis, toplumsal barışın sağlanmasında kötülüklere karşı elbirliği ile mücadelenin şart olduğunu, aksi takdirde bütün toplumun yıkılıp gideceğini izah etmektedir.
Ölçülü ve dengeli olmayı, ifrat ve tefritten kaçınmayı prensip edinen Müslüman; bu ölçüyü koyan Peygamberimizin hadis-i şerifine göre hareket etmek mecburiyetindedir.
Şu hadisin ışığında düşünüp amel ettiğimizde fitnenin, fesadın yaygın olduğu bir zamanda hercümerc içinde yaşasak bile huzur ve sükun içinde yaşarız. Tabii ‘dünyanın imtihan dünyası’ olduğunu unutmadan…
“Allah’ın hududuna (emir ve yasaklarına) giren meseleleri tatbik eden kimse ile, yasakları işleyen kimselerin durumları, bir gemiye binip de kura çekmeleri neticesinde bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt (zemin) katına yerleşen yolculara benzer. Alt katta oturanlar su ihtiyaçlarını giderirken üsttekilerin yanından geçip onları rahatsız ediyorlardı. Bu yüzden, zemin katta bulunanlar, “biz, geminin tabanını delelim oradan suyumuzu alalım da üst katta bulunanlara eziyet etmeyelim” derler. Şayet onların ellerinden tutulup bunu yapmalarına izin verilmezse, geminin içinde bulunanların hepsi kurtulur. Şayet onların, böyle bir hareketine müsaade edilir ve kendi hallerine bırakılırlarsa, hepsi birden boğulurlar.” (Buharî, Müslim, Müsned, Tilmizi)
Toplum, bir gemiye benzetilmiştir. Geminin delinmesinin önüne geçilmemesi halinde, içindekilerle beraber batması nasıl mukadderse, toplumun su alması yani, toplumu çökertecek, çözecek, yıkacak, tahrip edecek her türlü kötülüğün yaygınlaşması ve bunlara ses çıkarılmaması veya müsamahalı davranılması da toplumsal çözülmeyi hızlandıracak, belki de zamanla toplumu tahrip edecek veya çökertecektir.
Bir toplumda, fitne, fesat, kargaşa, zulüm, adaletsizlik, güvensizlik gibi etkenlere karşı tedbir almak ve hatta izale edilmesi için gayret, çaba sarf etmek herkesin görevidir. Oran olarak herhangi bir yüzdelik verilmesi zor olmakla birlikte herkes, taşıdığı yükümlülük nispetinde toplumda gelişen menfi hadiselere karşı sorumludur. Çünkü toplumda meydana gelen fitne ve musibetlerden, sadece bunlardan doğrudan doğruya etkilenenler zarar görmemektedir.
İnsanlar, yaratılış itibariyle toplu yaşamak mecburiyetindedirler. Bu sebeple aralarında karşılıklı birtakım vazifeler vardır. Bunlara önem verilmediği takdirde, toplum hayatının barış, huzur ve güven içinde devam etmesi mümkün değildir. Rasûlullah Efendimiz:
“Sadaka sahibinin elinden çıkınca, sâilin eline varmadan önce beş şey söyler: Az idim beni çoğalttın, küçüktüm beni büyüttün, düşmandım beni kendine dost ettin, fani idim baki yaptın. Daha önce sen beni korur iken şimdi ben senin koruyucun oldum.” Bir başka hadis-i şerif:
“Mü’min bir sadaka verince Allah ondan razı olur. Cehennem: Ya Rabbi! Bana müsâade et, sana şükür secdesi yapayım. Çünkü Ümmet-i Muhammed’den bir kişi daha azâbımdan âzâd oldu. Ben Muhammed (as) ümmetinden olan birine azâb etmekten hayâ ederim. Bana sâdece sana itâat etmek düşer”, diye nidâ eder.
Her kimin malı var ise, Melik ve Müteâl olan Allah yolunda infâk etsin. Zenginliğine şükretsin. Hiçbir kimsenin istediğini reddetmesin. Hadîs-i şerîfte: “Kendisine ilticâ edenin isteğini reddedenin isteğini Allah reddeder,” buyurulmuştur. İmtihan (sınav) dünyasında isek: “Biz mutlaka sizi biraz korku, biraz açlık yahut mala, cana veya mahsullere gelecek noksanlıkla imtihan ederiz. Sen sabredenleri müjdele!” (Bakara, 155) ayeti çok önemlidir.
“Hayat şartları sizinkinden iyi olanlara değil de, daha aşağıda olanlara bakınız! Zira bu Allah’ın üzerinizdeki nîmetini küçük görmemeniz için daha uygun bir davranıştır.” (Müslim)
Hadis-i şerifini de hayatımıza yerleştirmeliyiz. Tabii huzurlu yaşamak ve yaşatmak için.
Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki: “Allah’ım, fakirlikten rızkımın azalmasından zillete düşmekten, zulmetmekten zulme uğramaktan sana sığınırım” (Ebu Davud).
Bu hadis bize kadere imanı, tevekkülü ve bir mü’min olarak rızkımızı helalinden arama, dolayısıyla bilgi edinme görevimizi öğretiyor. Kader, olmuş ve olacak her şeyi Allah’ın ezelde bilmiş ve bildiğini de kaydetmiş olmasıdır. O’nun bildiği ve kaydettiği her şey öylece gerçekleşecektir. Bu gerçekleşmeye de kaza diyoruz. Bununla beraber Allah (cc) insana irade, yani seçebilme özgürlüğü vermiştir ama neyi seçeceğini de önceden bildiği için kulun seçimini de öylece kaydetmiştir. Kısaca O’nun kaydettiği şey yani insanın kaderi onun iradesinin sonucudur. Bu sonucun böylece yazılmış olması Allah’ın bilgisi itibariyle öncedir ama o bilgi de insanın seçimine bağlı olarak öyle olmuştur. İlim, maluma tabidir. O halde insan için kader onu mecbur kılan cebrî bir dikte değildir. Bunun için de Resûlüllah (sa) “Allah’a karşı saygılı olun, rızkınızı güzel yollarla arayın. Helal olanı alın haram olanı bırakın” buyurmuştur. Demek ki, çalışıp rızkımızı helalinden aramak da görevimizdir, kaderimizi bu fiilimiz tayin edecektir. Eğer sizin elinizde hiçbir şey yoktur denecek olsaydı, ne yaparsanız yapın sonuç değişmez denirdi ki ancak o zaman bundan çalışmanıza gerek yoktur anlamı çıkarılabilirdi. Ölçülü ve dengeli yaşamamızı tavsiye eden bir hadisle bitirelim:
“Dünya talebinde mutedil olun. Çünkü herkes, kendisi için yaratılmış olana müyesserdir (kazanmaya hazırlanmıştır).”
Yeni Akit