TOBB neden tarafsız?
GİRİŞ 22.09.2008
GÜNCELLEME 22.09.2008
YAZARLAR
1- Ticaret olmadan zenginlik; büyüme olmadan huzur olmaz. Huzur için 70 milyonun katkı sağlaması lazım. Burada bize çok büyük görev düşüyor. Türk iş hayatı olarak huzursuzluğun kaynağı biz olmamalıyız. Huzurun olmadığı yerde arabulucu olmalıyız. Taraf olmamalıyız. Yoksa kavga olur.
2- “Bir Türkiye” batmış, “ikinci Türkiye batıyorum” diyor, biz hala kendi içimizdeki kavgalarla uğraşıyoruz.
3- Kayseri’den hükümete seslenerek, “Geçen yılki gibi, ‘seçimi kazanacağız’ diye bütçenin önünü açarsanız bu krizden büyük yara alırız. Aman ha, harcamayın, diyeceğiz” demiş.
TOBB Başkanı, siyaset sahnesinde son olarak boy gösterdiğinde, gerilimin azaltılması için herkesin bir adım geri atmasını önermişti. Başta Başbakan olmak üzere, bu adıma pek itibar gösteren olmamıştı. Ardından, AK Parti’nin kapatılacağı ve sonrasında oluşacak boşluk için merkezde bir parti kurulması çalışmaları ve lider arayışlarında da Hisarcıklıoğlu’nun adı o gündemde sık sık anılmıştı.
Sonunda AK Parti kapatılmadı.
Hisarcıklıoğlu, bir müddettir ticaretle ilgili rutin konuşmaları dışında demeç de vermediği için Kayseri’deki konuşmasına kadar pek dikkat çekmedi.
Peki ama, Hisarcıklıoğlu şimdi, bugün ne söylüyor?
Hangi ortamda söylüyor?
Kime söylüyor?
Bu soruların cevapları bulunmazsa hedef de ıskalanmış olacağı için bu konuşmayı daha da ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum.
BATAN TÜRKİYE NERESİ?
Öncelikle, “Geçen yılki gibi ‘seçimi kazanacağız’ diye bütçenin önünü açarsanız bu krizden büyük yara alırız” uyarısının ağır olduğunu herhalde AK Partili olmayanlar bile kabul eder.
Bugün, Hisarcıklıoğlu’nun da endişe kaynağı olarak gösterdiği büyümekte olan küresel krize karşı Türkiye’nin en büyük kozlarının bankacılık sisteminde sağlanan sağlamlık ve bütçe disiplini olduğunu ekonomiyle ilgili herkes söylüyor. Kemal Unakıtan’ın da bu konuda ne kadar “kimseyi tanımaz” bir anlayışla davrandığını en iyi TOBB Başkanı’nın bilmesi gerekir.
Gelmekte olan önemli bir seçimdir ve her iktidar böyle bir seçime elindeki imkanları lehine kullanarak girer. Bu imkanları “en az” kullanacak olanın da AK Parti iktidarı olduğundan şüphe etmeyi gerektirecek bir geçmişi yok hükümetin.
Dahası, AK Parti kurmaylarının, küresel kriz karşısında bizi daha da zor durumda bırakacak böyle bir operasyonun, yerel seçimleri büyük zaferle kazansalar bile ardından gelecek ağır ekonomik kriz ve kaçınılmaz erken genel seçim sonunda tarihi yenilgi almalarıyla sonuçlanacağını; bunun hem Türkiye hem kendi siyasi pozisyonları için ölümcül olacağını bilecek kadar akıl, sorumluluk ve hesap yapabilme kabiliyetine sahip olduklarını herhalde doğal olarak kabul etmek gerekir.
İkinci olarak, TOBB Başkanı’nın, “Bir Türkiye batmış, ikincisi de batıyorum diyor, biz hala kendi içimizdeki kavgalarla uğraşıyoruz” cümlesine, mantığına bakalım.
Hangi Türkiye battı ve şimdi hangi Türkiye batıyorum diyor?
Dünyanın en büyük ekonomisi bizim ünlü 21 Şubat’ı yaşarken, Türk ekonomisinin yeni yeni ve şimdilik çok şükür, sadece küçülme belirtileri gösteren ekonomisine bakınca “batandan” kastettiği eskisi ne bilmiyorum ama “batıyorum diyen Türkiye” neresi, merak ediyorum.
Ve eğer Türkiye’yi “batıyorum” diyen bir ülke olarak kabul etsek bile bu batışın sorumlusu kendi içimizdeki kavgalar mıdır? Bu kavgalar hangisidir? Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasında, 2007 ve 2008’in ilk yarılarını tartışmalarla geçirdiğimiz tespiti var; doğrudur. İlkinde Cumhurbaşkanlığı krizi yaşandı ardından erken seçim geldi. Bu yıl da kapatma davası meselesi hepimizi fazlasıyla yordu, yıprattı.
TARAFSIZLIK DA TARAF OLMAKTIR
Ama ben Hisarcıklıoğlu’nun, Cumhurbaşkanlığı krizi ve kapatma davasıyla ilgili olarak, “Yapmayalım böyle şeyler” diyerek yüksek sesle açıklamalar yaptığını hatırlayamıyorum.
TOBB’un, yani Türk ekonomisinin büyüyen önemli güçlerinden birisinin başkanı olarak o büyüyen güçlerin sözcülüğünü yapmasını beklediğimiz Rifat Hisarcıklıoğlu genelde topa girmiyor ve tarafsız bir kendince hakemliği tercih ediyor.
Diyelim ki, TOBB Başkanlığı için anlaşılır bir tutum.
O zaman, kıran kırana bir mücadele sürerken hiç demeç vermemek daha iyi değil mi?
Tarafsızlık çağrısı her zaman bir taraf olmaktır, asla bitaraf yani tarafsız olmak değildir, bunu sayın Hisarcıklıoğlu da benden iyi bilir.
Faul yapılırken, kural oyun içinde bir taraf lehine değiştirilirken sessiz kalmak da;
Faule, haksız kural değişikliklerine güçlü itirazlar gerilimi artıp hatta kavgaya neden olmaya başlayınca tarafsızlık çağrısı yapmak da doğru davranış şekli değildir.
Faul olunca ses çıkarmayan, o faul yüzünden kavga çıkınca da ses çıkarmamalı; madem konuştu, bari tarafsızlık çağrısı yapmamalı. Öyle yapılmazsa, faulden veya haksız kural değişikliğinden en azından zımnen “yanaymış” gibi algılanılır.
Bugün kavgaya son/tarafsızlık çağrısı ne için yapılabilir?
Ortadaki kavgalara bakınca, aktüel olanın Başbakan’la Doğan Medya Grubu arasındaki kavga olduğunu ve bir de siyasetteki doğal AK Parti-CHP kavgalarını görüyoruz.
Bu kavgalara son verilmesini istemeden önce, kavganın sebebini bilmek; kavganın gidişatını görmek gerekir.
Eğer bunlar bilindiği halde tarafsızlık çağrısı yapılıyorsa, o zaman kavganın nedeni hakkında Rifat Hisarcıklıoğlu ile değil, en başta TOBB Başkanı ile anlaşamıyoruz, demektir.
Ve dahası, kavganın gidişatına göre bir zamanlama varsa, o zaman bir tarafı koruma kaygısı da vardır demektir. Bu da, yine vatandaş Hisarcıklıoğlu bir tarafa TOBB Başkanı için anlamlı bir tutum değildir.
TOBB NERESİ, TOBB ÜYESİ KİM?
Sayın Hisarcıklıoğlu, eğer Başbakan’a ve Doğan Medya Grubu ile CHP’ye “kavgayı bitirin” diyor, kendi kitlesine de “Biz bu kavgada taraf olmayalım” diyorsa, bu kavganın kendisini değilse de Anadolu sermayesini de büyük ölçüde içeren TOBB’u da kapsadığını unutmuş göründüğü anlamına gelir ki, bir sivil toplum kuruluşu başkanının en son yapacağı hata, kendi kitlesinin çıkarlarını unutmaktır.
Kavgayı kimse istemez.
Ama bazı kavgalar vardır ki, en azından belirli bir sonuç alanına kadar bitmez.
Böylece, Rifat Hisarcıklıoğlu, bir tek konuşma içinde hata rekoru kırmanın güzide bir örneğini vermiş bulunuyor.
Kavganın nedenlerini;
Kavganın kendi temsil ettiği sermaye grubuyla can alıcı bağlarını;
Kavgada seslendiği kimseleri;
Kavgaya ilişkin zamanlamasını;
Kavgayla ilgili çağrısını;
Kavgayla ilgili çağrısını;
Bu çağrıya ilişkin argümanlarını
hepsini hatalı kurmuş.
Bu kadar hatadan ne tarafsızlık çıkar ne anlamlı bir çağrı
Hiçbir şey çıkmaz.
Hiçbir şey çıkmaz.
Neden çıkmadığını anlamak için, bütün kavgayı anlatmasa da önemli ipuçları veren özgün bir görüş için Hasan Bülent Kahraman’ın Sabah gazetesinde geçtiğimiz hafta yazdığı “Anadolu-İstanbul meydan muharebesi” başlıklı 3 yazısına bakmak gerekir.
Ardından, Türk ekonomisin temel dinamikleri ve sermaye yapısındaki değişiklikler doğru analiz edilmeli.
Ve düne kadar erişilmez sanılan “kısmen yerli-zorlama-devlet eliyle içi doldurulmuş” rakamların rekabet ve dışa açılma sonunda nasıl küçüldüğünü görerek, buradan siyasi analizin yani o eski sermayenin ve sahiplerinin sarsılmaz “yönetme erkini” nasıl kaybettiğini görmek gerekir.
O “eski sermayenin” sermaye biriktirmesi ve hakkıyla uluslararası standartlarda rekabet edebilir bir burjuva sınıfı oluşturması için neredeyse yüz yıldır kendisine bu milletin alın terinden kaç yüz milyar dolar aktarıldığını ama bunun karşılığında onların ne yaptığını analiz etmek gerekir.
Ve bu olup bitenler içinde, “o eski sermayenin” siyaseti, medyayı nasıl ikmal ve icad ettiğini; bunun için hangi akla hayale gelmez bize özgü keşifler yaptığının dökümünü çıkarmak gerekir.
Bunlar yapılınca, geriye tek bir soru kalır:
TOBB’u oluşturan, can veren kitle, sınıf, sermaye bu kavganın neresinde?
Bu soruya yanlış cevap vermek, doğru cevap verememekten daha önemlidir
Sonuç olarak, yanlış çağrı yapmaktansa, hiç çağrı yapmamak daha iyidir.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ - HABER 7
YORUMLAR 6
TÜMÜ
-
SÜMMANİ 17 yıl önce Şikayet EtAKİL ADAM. Yaşar bey çok güzel tesbit ve analizler yapmışsınız tebriklerimi sunuyorum.Hisarcıklıoğlu Ak partiye açılan dava süresince hakemlik yapıp haklılar ve haksız lar arasında bir tutum benim semedi oysa hakem haksız tutuma düdükçalar ve onu cezalandırır.ASO Başkanının tutuklanmasında yine zırvaladı.kendisini ağır abi olarakmı görüyor.Herşeyin ve herkesin alternatifi vardır.saygılarımlaBeğen
-
mehmet aslan 17 yıl önce Şikayet Etbuda bir siyased. tarafsızım tarafsızlığın anlamı aslınta tarafım da bertaraf olma rıskıde var krızlı günler icin rifat beyi hazırlayanlar karada avcı denizde voleci denir onlara halk yemiyor taka batarsa sizin yükünüz daha ağır ben can havliyle yüzmeye calışırım sizin smoginler ıslanacak.....Beğen
-
oguz ugur 17 yıl önce Şikayet Etboş hayalleri bırakın lütfen!. sn. hisarcıklıoğlu'nun başbakanlık hayalleri kurduğunu ben bilgisayarımın başından dahi görüyorum.ankara'da neredeyse 100 yıldır süren filistin-israil çatışmasını bitireceğini de zannetmiştir rifat bey..bunun reklamını da çok güzel yaptı tarafları sözümona biraraya getirerek..ancak başbakan olması için öncelikle parti lideri olması gerekir.ama görünen o ki rıfat bey henüz rengini belli etmeye niyetli değil..konjonktur parti kurmak için de müsait değil..naapsın o da böyle objektif takılmak durumunda.şimdilikBeğen
-
orhun 17 yıl önce Şikayet Etherkes kavga etmek zorundamı???. sn.yazar, kendi kavgasına başkasını da bulaştırmak istiyor. Benze hezeyanı bundan. Peki herkes senin gibi taraf olmak, senin tarafında olmak zorunda mı? senin tarafında olmayınca tu-kaka demek vicdana sığar mı?Beğen
-
Bozkurt Alemdar 17 yıl önce Şikayet EtKimse tarafsız olamaz. Bitaraf olmak bertaraf olmak demektir.Kimse tarafsız kalamaz bu çerçevede hisarcıklıoğlu da kendi tarafını tutacaktır tabiatı ile akp de kendi tarafını tutacaktır merak ediyorum acaba birgün bu ülkede şu milletin şu halkın tarafını tutacak kimse çıkacakmı ? Herkes kendine yontuyor maç sırasında çooook kurallar değişti kimse birşey demedi işin gerçeği şu ki Murphy nin Altın Kuralı doğru kardeşim. Altını olan Kuralı Kor.Para kimdeyse güç kimdeyse adaletin ibresi ondan yana döner.İşte size adalet ????????????Beğen