BAYRAMINIZ
GİRİŞ 01.10.2008
GÜNCELLEME 01.10.2008
YAZARLAR
Bilgi bil ve yerin başköşe olsun;
bilgi insan için sağlam bir kalkandır.
Bilgisiz yürek ve dil neye yarar;
bilgi ile su gibi herkese yara.
Ne kadar bilsen de yine ara;
bak, bilen dileğine sorarak erişir.
‘Bilirim’ dersen, sen henüz bilgiden uzaksın;
bilenler arasında sen bilgisizlerden sayılırsın.
Bilgi bir denizdir, onun bucağı yoktur.;
serçe emse emse bundan ağzına ne kadar su alabilir.
Bu bilgi ile senin başın döner;
kendisini bilmeyen kendini bilgiden uzaklaştırır.
Sen ya bilgi bil, insan ol ve kendini yükselt
ya da hayvan adını al ve insanlardan uzaklaş..
Bilgilinin yüzü gülmez, onun yüzü daima düşünceli
ve çatıktır; bilgisiz daima sevinç içinde katıla katıla güler.
Bilgili insan bu kaygı içinde nasıl kahkaha atar;
ey bilgisiz, sen dağ keçisi gibi debelen dolaş.
Bilgilinin ayakları kösteklendi, kalkıp koşamaz;
bilgisiz, bak, arzularının peşinde durmadan koşar.
Ey alim, senin ayağında köstek var; bilgisiz ise yürür;
bilgisiz biri kösteklenirse, sen onun kösteğini sıkılaştır.
İşte ben bilgiyi isteyerek ona el uzattım;
sözü söze katarak dizip sıraladım.
Bu Türkçe sözü yabani geyik gibi gördüm;
onu yavaşça tutum, aldatarak kendime yaklaştırdım.
Okşadım ısındırdım, çabucak bana gönül verdi;
yine de ara sıra ürküyor, korkuyor.
Ele geçirdiğim gibi sözü takip ettim;
onun miski güzel kokular saçmaya başladı.
Sözü doğru söyledim, o sert ve acı oldu;
doğru söze tahammül eden akıllı insandır.
Okuyana fazla ağır gelmesin, ben uzun uzadıya
açıklayarak ben özrümün bağışlanmasını istedim.
Doğru sözden başkasına söz deme; doğru ile eğri
arasındaki fark beyaz ile siyah arasındaki fark gibidir.
Hayatımda bu sözleri söylediğim zaman
sene dörtyüz almışikiydi.
Yusuf Has Hacib, Türkçe’nin destansı eserinin en sonunda yer alan “Kitap idisi Yusuf Uluğ Hacib özinge pend birür” yani “Kitap sahibi Yusuf Ulu Hacib kendi kendine nasihat eder” bölümüne bu dizelerle başlıyor.
Dünyanın geçiciliği, vefasızlığı üzerine uzun uzun söyleştikten sonra şu dizelerle de bitiriyor;
Sen şimdi bu dünyaya kuvvetle yapıştın; onunla
ilgini kesmeye, gönlünü ondan çevirmeye gayret et.
Bu dünyaya güvenme; sen çok daha
emin olan Tanrı’ya sığın ve ona yavar.
Bu vefasız dünya birçok insandan yüz çevirdi;
ne kadar insan doğru yoldan şaştı; buna iyice dikkat et.
Şimdi de senin için hazırlandı, süslenip yüzüne güler; ona
çok fazla bağlanma; gaflet içinde o kadar çok sevinip gülme.
Dünyaya nail olan nice cihan beylerini ölüm yakaladı
ve onlar gözleriyle etraflarından dua dilenerek gittiler.
Gençlik boşuna heder oldu, hayatına yazık oldu;
bu hayat tükenir, ıstırab çek, pişman ol.
Binlerce sene yaşasan bile, sonunda nihayet öleceksin;
dünyayı ne kadar toplasan da bir gün bırakıp gideceksin.
Ey Tanrı, sana sığındım, sen kendin koru;
bu gaflet uykusundan beni uyandır.
Ben utanmaz bir kulum, günahım çoktur;
sen esirgeyicisin, şefkat senden gelir.
Sana karşı günaha girdim, senden kaçtım;
bugün yalvararak yine sana sığınıyorum.
Ey muhtaç vücut, neye inandın,
göz göre göre kime dayandın.
Şimdi yolunu düzelt, doğru hareket et,
her iki dünyada da başköşeye geç.
Bu dünyanın her yanı zevkle doludur;
onu bırak öteki dünyaya bak.
Dilini tut, boğazına hakim ol, çok uyuma,
gözünü yum, kulağını tıka ve böylece huzur içinde yaşa.
Ey Rabbim, bütün müminleri affet;
bol rahmetini onlardan esirgeme
Peygamberimize ve onun dört
arkadaşına da binlerce selam ulaştır.
Mübarek Ramazan ayına elveda denildi; o mu gitti; yoksa o aynı yerde duruyor; biz mi uzaklaştık. Herneyse
Ay boyunca din, maneviyat, öte dünya
ve benzerleri üzerine sözler işittiniz; düşündünüz.
Ben de, bayramınızı kutlarken, 11. asrın hemen başında yazılmış Yusuf Has Hacib’in dizeleriyle; uzun yaşamış ve ömrünün sonunda dünyanın da üzerindekilerin de ne kadar geçici olduğunu defalarca tekrarlayan bir bilge, hem de aynı zamanda Türkçe’nin bilgesiyle seslenmek istedim.
Darısı seneye inşallah.
KUTLU OLSUN.
* Alıntılar, Kabalcı Yayınları’nın Kutadgu Bilig/Yusuf Has Hacib (İstanbul, 2005)isimli baskısından. Sevdiklerinize hediye alırken aklınızda olsun; bence, çok değerli bir armağan olur. Özellikle Hacib’in dönemindeki söyleyişin ayrı bir tadı var; “neçe mirig yaşasa ahır ölgülüg/ neçe tirse dünya kalır arkara” (binlerce sene yaşasan bile, sonunda nihayet öleceksin/dünyayı ne kadar toplasan da bir gün bırakıp gideceksin) veya “bilir men tise sen biligdin yırak/bilingsizke sandıng biligli ara” (‘bilirim’ dersen, sen henüz bilgiden uzaksın/bilenler arasında sen bilgisizlerden sayılırsın)
gibi.
Yaşar Taşkın Koç - taskinkoc@gamil.com
Yaşar Taşkın Koç - taskinkoc@gamil.com
YORUMLAR 1
-
tuncay tezel 17 yıl önce Şikayet EtAllah türk insanına kalp ve vicdan vermiş. basiretini açmış, ferasetini açmış. bir milliyetçi olarak değil, bir dindar olarak söylüyorum bunları. Allaha şükürler olsun.Beğen