Yaşar Taşkın KOÇ
Yaşar Taşkın KOÇ
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

TBMM'den hazin bir 12 EYLÜL tablosu

GİRİŞ 22.04.2010 GÜNCELLEME 22.04.2010 YAZARLAR

Anayasa teklifi görüşmeleri geç saatlere kadar uzamış her zaman olduğu gibi.

Verilen aralardan birisinde Meclis bahçesinde milletvekilleriyle havadan sudan sohbet ediyoruz.

Söz dönüp dolaşıp kaçınılmaz olarak görüşmelere geliyor. Anayasa teklifine, maddelere, gerekçelere, tartışmalara geliyor.

Türkiye’nin bugüne kadar yaşadıklarını ve değişikliklerin ne anlama geldiğini konuşurken vekillerden birisi bir anısını anlatıyor; 1960 darbesinde 10 yaşında. Babası, o gece kaldırıp kendisini evlerinin arka tarafındaki tepeliğe götürüyor. Birlikte bir çukur kazıyorlar. İçine kitaplar atılıyor; babasıyla tekrar eve dönüyorlar gecenin karanlığında sessizce…

Çocuk çok da anlamıyor olup biteni. Çukura doldurdukları şey kitaplar sonuçta. Üstelik öyle gizli kapaklı, yasaklı şeyler de değil…

Yıllar sonra anlıyor babasının tutumunu. Tedirginliğini…

1971’i genç olarak yaşıyor.

12 Eylül darbesinde ise artık bir öğretmendir.

İlçe Milli Eğitim Müdürü sakıncalı bulunup görevden alındığı için vekalet kendisine veriliyor.

Çok geçmeden bir kağıt geliyor; bir emir… Filanca isimli öğretmenin görevine son verilmesi…

Sabah sabah kara kara düşünüyor ne yapsam diye…

Birazdan işine son verilmesi istenilen kadın öğretmen geliyor; çok hasta. Sevk istiyor doktora gitmek için. Hemen veriyor vekil ilçe milli eğitim müdürü ve tembih ediyor; “Öğretmen hanım, doktordan sonra hemen geri buraya gel…

Biraz sonra öğretmen geliyor doktordan. İlaçlarını yazdırmış, almış…

Vekil müdür, işine son verildiğini belirten kağıdı kendisine tebellüğ ettiriyor.

Eğer sabah ilk geldiğinde tebellüğ ettirse, doktora bile gidemeyecek, sevk alamayacak.

O hasta kadın öğretmen, ilaçları elinde, işine son verilmiş evine giderken vekil ilçe milli eğitim müdürünün arkasından bakmaya bile yüreği elvermiyor. Tek tesellisi, ilaçlarını almasını sağlamak oluyor.

Yıllar sonra ikisi de milletvekili oluyor.

28 Şubat’ın dehşet saçtığı günler.

Meclis’te Milli Eğitim Komisyonu’nda üyeler.

12 Eylül’ün bir kalemde işine son verdiği, o gün çok hasta olan kadın öğretmen diğer partilerden birisine en ağır suçlamalarda bulunuyor yıllar sonra komisyonda. Ne bayrak düşmanlıklarını bırakıyor ne Atatürk karşıtlıklarını…

Suçladığı partinin komisyon üyesi ise, yıllar önce kendisinin işine son verildiğinde ilaçlarını alabilmesi için emri geciktiren o vekil ilçe milli eğitim müdürü…

***

Her şey ve herkes böyle mi dönüşüyor?
Hayır…

Aynı vekilin başından yine 12 Eylül’de başka olaylar da geçiyor.

Kendi çocuğunun öğretmeni olan kadın tatilden sonra göreve başlamaz.

Ne olduğunu sorunca, sakıncalı olduğu için, vatan millet düşmanlığı yaptığı için gözaltındadır.

Ayrıca işine son verilmek istenmektedir.

Müdürün de şahitliği istenir.

Kabul etmez. Direnir. “Kendi çocuğum onun öğrencisi, iddia ettiğiniz hiçbir şey doğru değil, görevden almam, aleyhine de şahitlik yapmam” der.

2 küçük çocuk annesi kadın öğretmen 40 gün gözaltında kalır. Çıkar.

Müdürün şahitliği reddetmesi ve lehinde konuşmaları yüzünden mesleğinden atamazlar.

Kadın öğretmen hem Kürt hem Alevi’dir.

Ama, vekil müdürümüzün başından geçen diğer olayda olduğu gibi davranmaz.

Yıllar sonra, o müdür muhafazakar bir partiden milletvekili adayı olduğunda bütün gücüyle, ailesiyle gelir o müdürün kazanması için çalışır.

12 Eylül olmuştur bu ülkede.

Evet kimileri unutmuş gibi yapmaktadır, ama kimileri unutmamıştır.

Anayasa değişiklik oylamalarında da 12 Eylül’ün bütün gadrine uğramış nice milletvekilinin kimi maddelerdeki tutumu ne kadar hatırladığımızı da gösterecek…

Not: Anlattığım olaylar gerçektir. İzin almadan yazdığım için sayın vekilin adını da veremiyorum. Ama bir gün kendisi bütün bunları detaylarıyla yazacak ve hep birlikte okuyup kah gülecek kah hüzünleneceğiz.

Yaşar Taşkın Koç - Haber 7
taskinkoc@gmail.com

YORUMLAR 4
  • osman tezcan 15 yıl önce Şikayet Et
    nasıl yanii. Şimdi bir müdür bir öğretmeni askeri cuntanın emriyle işten atmış,ama işten atmadan önce sevk almasına müsade etmiş!!??İşten atılan da bu jestin karşılığını vermemişmiş.Yahu ayıptır,bu anlatılan olay kayda geçecek bişey değil ki..Anlatılan ikinci olay taktire şayan,direnmiş,işten atmamış,şahitlik yapmamış..Ama sevk almasına izin verdi diye cuntanın emrini yerine getirene bravo denmesi beklenemez..Şahsen ben yemedim bu kıyak yazısını..Sevk vermeye zaten mecbursun kardeşim yav..
    Cevapla
  • Ekrem Erol 15 yıl önce Şikayet Et
    Maalesef!. Hafıza-i Beşer nisyan ile malul olduğu sürece (bizlerde bu en üst seviyede ne yazık ki) bunu bilenler de insanımızın bu zaafını çok iyi kullanmaya devam edecektir.
    Cevapla
  • mehmet ali çelik 15 yıl önce Şikayet Et
    KÖTÜ-İYİ. En kötü sivil yönetim, en iyi askeri yönetimden 100 kat daha iyidir.
    Cevapla
  • seniha kazancı 15 yıl önce Şikayet Et
    gerçekler gün yüzüne çıkacak!. Herkes ipekçi ailesi kadar cesur da değil. Yakınları ergenekoncularca öldürülme ihtimalini akıllarına bile getirmek istemiyorlar ama er geç gerçekler ortaya çıkacak.
    Cevapla