Aynı meclis, aynı merdiven farklı hava
7 Mayıs 2010 sabahı saat üç buçuğa yaklaşırken, Türkiye Büyük Millet Meclisi şeref kapısından aşağı iniyordu Başbakan, bazı bakanlar, genel başkan yardımcıları, grup başkan vekilleri, birkaç milletvekili.
Mutluydular.
Bunca zorluğun, yorgunluğun, uykusuzluğun, gerginliğin sonunda, sanki bir haftadır tatildeymiş; dinlenmiş gibiydiler.
Önemli bir anayasa değişikliği gerçekleşmiş; paketin tümüne nefesler tutularak beklenen finalin sonunda 336 oy çıkmış; rahat bir nefes almışlardı.
Paketin ikinci tur oylamasında parti kapatmayı düzenleyen değişiklik hiç beklenmedik şekilde referandum aralığının taban oyu olan 330’un altında kalmış; 327 ile paketten düşmüştü…
Ne oluyordu?
Acaba tekrarlanır mıydı?
Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısını düzenleyen değişikliklerde de yine 330’un altında kalınır mıydı?
Yoksa, o zaman yaşanan 327, aslında paketin tamamına yönelik son oylamada mı çıkacaktı?
Değişikliği istemeyenler ve AK Parti’ye karşı olanlar bir “altın vuruş” peşindeydi ve bunu sona mı saklamıştı?
Bu sorular ister istemez parlamentoda bulunan herkesin zihninden geçiyordu.
Tabii ki biz gazetecilerin de…
Her ne kadar parti kapatmada yaşananın bir daha tekrarlanmayacağına emin olsam da sonuçta her vekilin kendi vicdanıyla baş başa kaldığı; kimsenin kontrol etmediği ve edemediği bir sürecin toplamıydı açıklanacak olan.
Üstelik, bugüne kadar yapılan değişikliklerden çok farklı bir yönü vardı paketin: 1961 darbesinden sonra iktidar ortağı haline getirilmiş son ortak olan yargı da artık kendi çizgisine doğru çekilmeye başlayabilecekti…
Dolayısıyla, sivil iktidarlara müdahale peşindeki güçlerin son kozu ellerinden gidiyordu.
Zor bir işti.
Direnmek isteyebilirlerdi.
Hiçbirisi olmadı.
Her merkez partisi gibi AK Parti de tek bir ideolojinin, sınıfın, görüşün değil genel bir ortalama olarak bir koalisyonun oluşturduğu bir partiydi ve bu gerçekten içerik olarak da biçim olarak da mücadele olarak da çok zor sınavdan, tek bir madde hariç yüzde 1’in altında bir fireyle çıkmayı başardı.
Meclis üzerine düşeni yaptı.
Bundan önceki tahminlerime güvenerek, bundan sonrası için kendi görüşümü de şimdiden yazayım:
Cumhurbaşkanı paketi referanduma sunar; CHP’nin başvurusunu Anayasa Mahkemesi referandum henüz yapılmadığı ve karar kesinleşmediği için kabul etmez; referandumda yüzde 60 ve üstü bir oyla paket kabul edilir; bu kabulden sonra ne CHP başvuru yapar ne yapsa bile Anayasa Mahkemesi kabul eder…
Türkiye yeni bir sürece girmeye başlar; 50 yıl sonra…
Yeni anayasa değişiklikleri de bundan sonraki iktidarlar tarafından daha hızlı ve daha radikal biçimde yapılmaya başlanır.
Bir sonraki kuşak, bizim çektiklerimizi, yaşadıklarımızı, alışkanlıklarımızı tarih öncesi işlermiş, olaylarmış gibi algılamaya başlar…
Bugünleri, çocuklarımıza masalmış gibi anlatırız…
Bir Mayıs sabahı, hafif serin Ankara’da, hükümet ve parti üyeleriyle gazeteciler birlikte iniyoruz merdivenlerden…
Aynı merdivenlerden daha dün denilecek tarihte MBK toplantısında içeri girerken 13 üye idamlara karşı 9 üye de taraftar olarak tırmanmıştı.
Senato toplantı salonunda yapılan oylamada, karar, ölüm tehditleriyle tersine dönmüştü 3 saatte; 13 idam taraftarı, 9 karşı oy…
O merdivenlerden inerlerken MBK üyeleri, dışarıda gazeteci ordusuyla karşılaşmışlardı.
Birisi sormuştu Cemal Gürsel’e, “Sivillerin dediği mi oldu, yoksa askerlerin mi?” MBK üyesi Suphi Karaman atılmıştı, “Vicdanlarımızın dediği oldu…”
Kendisi de inanmıyordu söylediklerine…
Daha da dün denilecek tarihte Deniz, Hüseyin, Yusuf’un idam kararı yine bu Meclis’te, silahların görünmez gölgesi altında verilmişti.
Kararı verenler, hangi şartlar altında verdiklerini biliyordu elbet. Bu merdivenlerden inerken kimse sormadı belki onlara ama sorsalar, “Vicdanımızın dediğini yaptık” diyeceklerdi.
Kendileri de inanmayacaktı…
Aynı merdivenlerden inildi bu sabah 3.30 civarında.
Kimsenin idam kararı verilmemiş; silahların gölgesi altında karar alınmamıştı.
Birisi sorsa, herkes içi rahat “Vicdanımızın dediği oldu” derdi.
Herkes; duyan da söyleyen de inanırdı…
Temiz ve hafif serin bir Ankara baharında vicdanlar rahat; yüzler gülerek inildi… Tarih ne 17 Eylül 1961; ne Mayıs 1971’di… Tarih 7 Mayıs 2010’du…
Not: Türk basınının itibar sorunu yaşadığı bilinmeyen bir şey değil. İtibarını artırması gereken yeni bir dönem başladığı da ortada. Bu yüzden, özel hayatlarla ilgili hem yasal olmayan; hem belden aşağı; hem yakışıksız haber veya görüntülere itibar etmesi ancak onun itibarını azaltmaya yarıyor. Bu konudaki ilk ve son örnekleri şiddetle kınadığımı; bir daha bunlara tevessül edilmemesini kalpten dilediğimi belirtmek isterim. Hele ki günahları örtmeyi, açmamayı, yanlışlıkla görülse bile görmezden gelmeyi emreden, tavsiye eden bir dine mensup milletin gazetecileri olarak asgari ahlak kurallarını olsun uygulamadığımızda hem tarih hem öte dünyada herhalde hesabını veremeyeceğimiz işlere bir “hiç” uğruna kalkışmış oluruz…
Tabii, eğer “hiç”in anlamını biliyorsak… Biliyor “geçinmiyorsak”…
Yaşar Taşkın Koç - Haber 7
taskinkoc@gmail.com
-
halil kurban 15 yıl önce Şikayet EtYOK HÜKMÜ KOMİK. AB ilerleme raporlarında istenen degişiklikler ile meclisin yaptıgı örtüşmektedir yargı temsili genele yayılan degişikliklerin yok hükmünde sayılması hukuk devleti ilkelerine aykırı AKP 8 senedir iktidar 1 nci sınıf hakim olabilmek için 15 yıllık olmak lazım bazı şeyleri bilerek yorum yazmakta yarar var AKP uzaydan hakim gitirmeyecegine göre refarandum yolu gözükmekte AYM bu işe ters yaklaştıgı takdirde kendini bitirir olmayan güven iyicene dip yapar AYM ya CHP nin arka bahçesiyim yada hukuk diyecekBeğen
-
Hakikat 15 yıl önce Şikayet EtYOK Hükmünde Karar Çıkacak. Bu yapılan anayasa değişikliği anayasanın 2. maddesindeki temele aykırı. Arkdşlar AYM başkanı ve üyelerinin bağlı olduğu 82 anayasasınıda halk seçmişdir. Hemde %92 ile seçmişdir. Meclisin vekillerinide halk seçmiştir. Bugün gelinen noktada yargı değişiklikleri iptal edilirse AYM millete karşı çıkmış demek değildir bu. Halkın seçtiği hukuk kurallarına uymayan bu kurallara göre değişiklik teklifini hazırlamayan İktidar partisine AYM yine halk adına anayasadaki denetleme görevini yapmış olacak.Beğen
-
HALİL İBRAHİM ÇELİK 15 yıl önce Şikayet Etmühür elimde olunca havam degişti. insan güvensiz biryerde olunca elinde bir güç oldugunda hissederya sarılır sımsıkı sarılır.siperdeki askerin silahı gibi korkudan kurtulmak... işte mühürüm oh beeeeee... yıllarca içimizi sızlatan insanlardan agalıktan kurtuluş mührü. şimdi MEMLEKETİMDE yaşamaktan gurur duyuyorum.. teşekürler meclis, sana selam olsun. selam sana şerefli milletimin vekilleri BENİM VEKİLİMBeğen
-
mevlüt bostancı 15 yıl önce Şikayet Etsiz görevinizi yaptınız. Sıra bizde yani millette... gönderin bakalım bizde onaylayalımda vatan millet düşmanları... demokrasi düşmanları dersini alsın...Beğen
-
Selim Can 15 yıl önce Şikayet EtTebrikler. Allah mübarek etsin...Beğen