Onlar ki…
Hiç biri bal ile yoğrulmadı
Aynalı beşikte de büyümediler
Kara gözlü yavukluların
Yakıştırmasıydı bal ile yorulmaları
Onlar ki anaları
Doyurmak için yavrularını
Sütleri yetmezdi çoğu zaman
Kuşlar gibi ağızlarında gevdikleri
Bal eyledikleri
Sütleri kadar helal
Kurumuş ekmekti yedikleri…
Kiminiz Akdeniz de
Makiliklerde
Kiminiz Karadeniz’de
bir yaylada…
Kiminiz bir gecekonduda
Dört duvar arasında ebesiz
Dünyaya geldiniz
Siz; yüzlerce Dursun
Ramazan, Süleyman;
Ahmet, Mehmet,
Oğuz, Kadir, Hakan, Ali
Ve daha niceleriniz….
Ayağınıza diken batsa
Ki batardı çoğu zaman
Siz, yedi, on yaşına kadar
Ayakkabısı bile olmayan
Toprağa yalın ayak basanlar
Büyüdünüz beslendiniz
Asker eylendiniz…
Ananızın kuzusuydunuz
Ananızla koyun koyuna uyurdunuz
İlk kez Dedenizden, babanızdan
Duydunuz/ dinlediniz
Anadoluyu, Çanakkaleyi
Dostu-düşmanı
Namusu-Vatanı
Bayrağı ve sancağı…
Çoktunuz çocuktunuz
Atlasınızda dünya
Birkaç köy birkaç kasaba
Aklınız ermezdi büyük hesaplara
İzmir’i bilmez
Ankara’yı duymuşluğuz vardır
İstanbul’a gitmemiştiniz çoğunuz
Köprüde balık ekmek bile yememiştiniz
Gurbeti sıla yapanlardan dinlemiştiniz
İstanbul’u
Antalya’yı
Ata ile öğrendiniz Samsun’u
Nene Hatunla Erzurum’u
Görmeden, gitmeden sevdiniz
Her metre karesini
780 bin 576 kilometre karenin…
Çanakkale’de, Urfa’da, İnönü’de Afyon’da;
Karsta’ Edirne’de Van’da, Hakkari’de Bolu’da
Her karışında toprak için
Toprak için toprağa düşen
binlerce isimsiz kahramandan birsin sen…
Söz konusu Vatan’sa
Ana kuzusu nasıl dönerdi Aslana
Diken batsa acıyan ten
Sınır boylarına etten çelik duvar
Er, çavuş olan
Peygamber cübbesi
Asker elbisesi giymiş siz
Şehitler, şehit adayı
Gazi adayı çocuklar….
Şehitler, Gaziler ve vatan yürekliler
Sizi kahpe kuşunlar, pusular öldürmez
Kahpe kalem hesapları düşürür kanınızı toprağa
Her cesede her naşa nasip olur mu kabir…
Eceliyle ölenin mezar
Hainlerin Çukur
Seninki Taç Mahalden daha mahal Mabed
Rahat uyu şehit,
Rahat Uyu Ahmet Mehmet,
Şahindi; Kartaldı, Atmacaydı
Yalçın kayaların tepesinde her biri
Göze göz dişe diş
Bilekleri bükülmez, başları eğilmezdi
Ağlarda avlandılar
Puşt fikirlerin gerdiği
Mabedinde bekle, az kaldı sabret
Kanlı elbisenden kan çiçekleri ektin dağlara
Kan kaynar kazanlarda, içini dağlar
Şahit olun kanla sulanmış dağlar
“ Doğacaktır vaat ettiği günler hakkın
belki yarın belki yarından da yakın”
Az kaldı sabret
Sorulacak hesaplar var
Sorulacak elbet!...
Babalar günü bugün
Böyle hediye
Ne alındı, de duyuldu
Şehitlik hediye ediyor
Vatan Uğruna babasına
On bir evlat, on bir can
Bu hediyelerle sağ olmadı mı
Sağ olmayacak mı Vatan,
Hediyeniz mübarek olsun çocuklar,
Hediyeniz kutlu olsun babalar…
Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl