"İki kere askere, bi kere sivile…"
Hemen hemen her köşe yazarı, her köşe taşı, her köşeyi kapmış, her kendini akıllı karşısındakini aptal sanan, her kendine başka kimsenin bir şeyin farkında olmadığını sanan yazar çizer leşgeri yazdı, yazıyor… Ben yazmamak için çok direndim hâlâ da direniyorum!
Israrla fikrimi merak edenler, soranlar var. Az da olsa okuyanımız, fikrimize saygı duyanımız, merak edenlerimiz var.
82 Anayasasından sonra 3 siyasi parti ile ( Halkçı Parti, MDP ve ANAP) demokrasiye geçişimiz(!) için yapılan ilk seçimlere sekiz-on saat kala Türkiye’nin tek TV kanalına çıkıp açık açık MDP ye oy isteyen Kenan Evren bile seçim sonuçlarının görünce şoke olmuştu. 82 Anayasasına “EVET” diyen insanlar, koşa koşa onun gösterdiği partiye oy verecekler, MDP yüzde 70’ le iktidara gelecek sanmıştı paşa. ANAP birinci parti, MDP üçüncü parti olarak çıktı sandıktan.. Hazırlattığı anayasaya yüzde 93 le evet diyen insanlar onun alenen desteklediği partiye ana muhalefet görevi bile vermemişti?
Yıllardır kafamı kurcalayan sorunun cevabını geçtiğimiz günlerde nihayet buldum:
Hava güneşli üç ihtiyar bir parkın bankına oturmuş konuşuyorlardı. İşitme menzilim içinde olduklarından ve konuşan ihtiyar ses desibelini yükselttiğinden rahatça ne dediğini duyabiliyordum.
“60’da cahildik , -Evet- dersek ne olur , -Hayır dersek ne olacak bilemedik. Evet çok çıkarsa Evet, biz önceki iktidara karşıyız, Hayır dersek, Hayır biz onları artık istemiyoruz anlamında gelecekmiş!. Milletin kafası bi karıştı ki, sormayın gitsin. Vallahi evet, diyende hayır diyende ne için dediğini bilemedi!. Menderes ve arkadaşlarını astılar. Niye, millet istemiş! Bir gedikli vardı dedi ki; Evet, deseniz de Hayır, deseniz de asacaklardı!”
İhtiyar, anlattıkça hiddetleniyordu. Pür dikkat anlatılanları dinliyorum. Dinlediğimi fark eden ihtiyar; “ Gel, öyle uzakta durma, sende dinle” dedi.. Ne iş yaptığımı sordu, daha önce anlattıklarını kısaca özetledi. Konuşmasına devam etti:
“ 70 li yılları anlatmama gerek var mı? Sokağa çıkabiliyor muyduk!. Askerler kardeş kavgasına dur diyince hepimiz -Oh be! Şükürler olsun!- diye sevindik mi, Allah için söyleyin... Sandık ki Evren ve arkadaşları üçünü beşini, kardeşi kardeşe kırdıran asıl suçluları sallandıracak bu iş bitecek! Ne de olsa 60’da öyle olmuştu, hem bunlar Menderesten yüz kere daha asılmayı hak etmişlerdi!. Ama paşaların gücü bu kez ardı arkası olmayan sabileri asmaya yetti. Asıl asılması gerekenleri bilmem köyde beslediler; çoluk çocuğu ipe çektiler. Hani azmettirenler de, tetiği çekenler kadar suçluydu?“
İhtiyar, çevresinde eş-dost, akraba, tanıdık ölen, öldürülen gençlerden örnekler verdi. Çorum’da, Kahraman Maraş’da kardeş kardeşi nasıl gırtlakladığını anlattı.
Öteki iki ihtiyarlar, emme- basma tulumba gibi “Evet” anlamında başlarını salladılar..
“ … 60’da cahildik, 82 de kandırıldık, şimdi ayıldık! Niye, nasıl verdiğimizi, biliyoruz en azından” dedi bana dönerek..
“Şunu şurasında kaç sene ömrümüz kaldı ihtiyarlar.. Madem ki vereceğiz bu seferde sivile olsun!”
Üçü de birden inanılmaz bir kahkaha patlattı. Neye güldüklerini anlamamış olduğumu fark eden ihtiyar, “İki askere, bi sivile olsun… Öteki ikisi tecavüzdü ama bu kez gönüllü olsun” dedi…
Hiç konuşmayan ihtiyarlardan birisi, “ Ama evet çok çıkarsa anamızı bellerlermiş, diyorlar” dedi daha önce başkalarından dinlediklerinin etkisiyle…
Öteki hiç konuşmayan ihtiyar; “ Valla öyle bir şey olursa Hayırcılar bizimle – Hadi şimdide başımız ağrıyor, desenize diye dalga geçerler” dedi..
Üçü tekrar gülmeye başladı. O ana kadar lafa karışmamıştım. O fıkra öyle bitmiyor ki amcalar, dedim.
Hayretle yüzüme baktılar! Şöyle:
Dört serseri Temeli ağaca bağlayıp gözleri önünde Fadime’ye tecavüz ediyorlarmış.. Temel, bağırıp isyan edeceği yerde başlamış gülmeye, bir yandan da Fadime’ye sesleniyormuş: Hadi, şimdi de başım ağrıyor desene!.” Demiş değil mi?
Evet, dediler…
Yok devamı şöyle: Fadime Temel’e seslenmiş!: “ Merak etme Temelum madem kurulmayrum, balım agriy da diyemeyrum ben de zevk almaya bakirum” demiş…
İki askere bi sivile, diyen ihtiyar; “Bu konuşmaları olduğu gibi yazmazsan sana hakkımı helal etmem” diyerek kalktı diğerleri ile birlikte…
Hâlâ tahminimi , merak eden varsa söyleyeyim: Yüzde 72 EVET, 24 Hayır, yüzde 4 de fasulye pilakisi…
Bir MHP’li kardeşlerimiz ise: “ Çoğumuzun kafamızda dayatma Hayır ile sandığa gidip, Evet, deyip çıkacağız” demişti
Neden, dedim; “ Çünkü; Yılmaz Erdoğan şiirinde, - Ben, senin beni sevebilme ihtimalini sevdim” diyor ya işte öyle bir şey, 600 bin insanı çile, işkence hanelere tıkanların, yargılanma ihtimali var, yetmez mi?”
Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl