Can Dündar'a yanıtımdır: One minut! One minut!
Geçen haftaki yazımın devamını bir başka zaman yazmaya karar verdim…
Bu kararı almamadaki sebepler şunlar:
GYY ve mahiyetinin sessizliği,
Yazacak konu bulamadığım eleştirileri,
Gündemin gerisinde kalma telaşı…
Sessizlik her zaman beni korkutmuştur…
İki tür insandan tırsmışımdır: Tepki vermeyen, susan ve her şeye gülen, tebessüm eden ( Baskı-balata sıyırmamışsa)…
***
Tv’de oynayan hiçbir bölümünü izlemediğim Kurtlar Vadisi’nin Irak ve Filistin filmlerini izledim. Hatırlayanlar olacaktır belki Kurtlar Vadisi Irak filmini izlediğimde hariçten gazel okuyan biri olarak “Kara Murat Irak`ta, Fatih nerede?” başlığı ile düşüncelerimi Haber/ okurları ile paylaşmıştım…
Önce o yazıya bir göz atalım.
Cüneyt Arkın: Necati Şaşmaz;
Kara Murat: Polat Alemdar;
Kara Murat’ın atı: Jeep;
Ok- yay ve kılıç: Tüfek, tabanca;
Bizans: Irak...
Kara Murat, Fatih`in fedaisi idi ve emirleri bizzat Fatih`den alıyordu?
Peki Polat Alemdar kimden alıyor?
***
Türk askerlerinin başına çuval geçirme olayından sonra Polat Alemdar ve arkadaşları jeepleri ile Irak içlerine doğru yol alırlar. Kontrol noktasına geldiklerindeki sahneden sonra, ` Ben bu filmi gördüm!` dedim.. Kara Murat filmleri ile büyüdüğümüz için neyin ne olacağını, kimin ne diyeceğini önceden tahmin etmek gibi bir yeteneğimizin geliştiğini de bu film sayesinde keşfetmiş oldum.
Kara Murat, Fatih`in fedaisi idi ve emirleri bizzat Fatih`den alıyordu. Peki Polat Alemdar kimden alıyor?
Bu soruya verilecek en güzel cevap bence aşağıdaki Temel fıkrasıdır: Temel Dursun`a:
- Sarıdır, kafeste durur ve cik cik eder. Bu nedir? diye bir bilmece sormuş. Dursun :
-Hamsi, demiş.
- Hamsi sarı olur mu?
- Boyarsın..
-Kafeste durur mu?
-Koyarsın...
-Ula peki hamsi cik cik eder mi?
Temel: Uşağum bu bir bilmecedir, o kadar da yanıltmacası olsun, değil mi, der.
***
Kısaca Polata Almdar`ın kimden emir aldığının hiç önemi yok bence, sonuçta bir sinema filmi bu. Önemli olması gereken, dikkate alınması gereken o kadar çok nokta var ki filmde.
Kurtlar Vadisi Filistin’i izleyenler çoğunun yüzünde bir hoşnutsuzluk, bir dudak bükme, burun kıvırma gördüm, ben de dahil!...
Sonra olaya başka açıdan bakınca hiç de dudak bükecek, burun kıvıracak bir şey olmadığına karar verdim…
Amerika’nın elindeki en büyük güçlerden birisi Hollywood değil mi?
Dünya kamuoyuna en haksız konularda bile kendini haklı göstermek için kullandığı argüman sinema değil mi?
O halde biz neden bu yolu kullanınca burun kıvırıp, dudak büküyoruz..
Vietnam’da Afganistan’da Rambo’yu ağzı açık ayran delisi gibi izleyenlerin ne Kurtlar Vadisi Irak’ı ne de Filistin’i eleştirme hakkı yoktur.
Ya da “ aman sonuçta film işte” şeklinde yorum yapanlara ise şunu söylemek lazım, madem sonuçta film neden Almanya tavır koydu, yasakladı, şartlı evet dedi gösterim için?
Çünkü Almanya sinemanın gücünü bizdeki sözüm ona entelektüellerden çok daha iyi biliyor…
Madem sonuçta film neden “Gece Yarısı Ekspresi”filmi hala bizi rencide eder, her gösterildiğinde tepkimizi koyarız, rahatsız oluruz?
Bırakın dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen bu argümanla birazda biz dünya kamuoyuna mesajımızı verelim, bazılarını rahatsız edelim…
Ana haber bültenlerinde gördükleri vahşet karşısında kılları bile kıpırdamayanlar belki filmin bir sahnesinden, bir diyalogundan etkilenir…
Madem ki “Gece Yarısı Ekspresi” Türkiye’de bir zamanlar hapishane gerçeğini yansıtıyor, Kurtlar Vadisi Filistin’de o coğrafyada yıllardır uygulanan insanlık dışı zulmün sadece küçük bir parçasını yansıtmıyor mu?
Sonuç itibarı ile Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirenlerin intikamı Kurtlar Vadisi Irak ile Mavi Marmara gemisindeki yapılan katliamın intikamı Kurtlar Vadisi Filistin ile beyaz perdede alınmıştır…
Gerçek insan kanı dökenlerle beyaz perde de akıtılan kırmızı boyayı aynı terazide tartmak cehaleti bir yana, bundan onbeş yirmi yıl önce böyle bir filmi çekmeye kim cesaret edebilir, hangi yetkilimiz izin verirdi sorarım size..
Ki onbeş yirmi yl önceki mantıkla bakacak olursak başta yetkililerimiz aman Alman dostlarımızı gücendirmeyelim, İsrailli kardeşlerimizi(!) kızdırmayalım, derler ve izin vermezlerdi…
One minut!, one minut!…
Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl