Önceki hayatımda Sultan Abdulaziz'dim!
Topa tutun ama önce okuyun…
Kim ne derse desin;
Ben inanıyorum…
Reenkarnasyon diye bir şeyin olduğuna/ olacağına…
Reenkarnasyon, insanın öldükten sonra başka bir bedende dünyaya gelmesine deniyor…
“ Çüş!”, “Yuh!” gibi nidalar çıkarmak, tepkiler vermek serbest ama sadece bu yazı için bu günlük…
İlahi dinler tarafından kabul edilmiyor reenkarnasyon…
Tepki korosu hazır mısınız?!
Hadi hep beraber:
“ Bu dinsiz imansızın bu Haber7’de ne işi var!...
Asmak lazım!... Kesmek lazım!.. Kovmak lazım!...”
Sinir kat sayıları tavan yaptı mı?
Güzel…
…
Evet, önceki hayatımda 8 Şubat 1830 tarihinde dünyaya geldim….
25 Haziran 1861'de tahta çıktım…
Yolsuzlukların önüne geçebilmek için rüşvet alanı da vereni de şiddetle cezalandırdım!...
21 Haziran 1867'de Fransa, İngiltere, Belçika, Prusya ve Avusturya'yı içine alan bir geziye çıktım…
Osmanlı toprağın dışına çıkan ilk Padişahım…
Yaptığım işler tarih kitaplarında yazar…
Meraklısı açar bakar…
Tahtan indirildikten sonra (30.5.1876) yıllarca ikamet ettiğim Dolmabahçe Sarayı yağma edildi.. Sonra Hüseyin Avni Paşa’nın adamları tarafından Topkapı Sarayı’na nakledildim. Hüseyin Avni Paşa’nın iki adamını göstereceğim size… Lanet edeceksiniz…
Son günlerimi ölüm korkusuyla geçirdiğim yazıldı çizildi, intihar ettiğim söylendi yalan!...
46 yaşımda 4 Haziran 1876 tarihinde katledildim!...
Koskoca Osmanlı Padişahının bu şekilde ölümü üzerine, şer’an ve kanunen her çeşit soruşturma ve tıbbî incelemenin yapılması gerekirken, asla bu yola gidilmedi!. Fahri Bey denen birine sorularak alel-acele sahte ölüm raporu hazırlandı. Hüseyin Avni Paşa, muâyene taleplerini şiddetle reddetti!
Çünkü, İngilizlerin kuklası olan Midhat Paşa, Hüseyin Avni Paşa ve benzeri hırslı kişiler, kendi gayr-i meşru emellerine ters gördükleri beni İngilizlerin tahrikiyle şehit ettiler…
Her şeyi bugünkü gibi hatırlıyorum…
….
Ölümümden tam 84 yıl sonra yine dünya geldim…
Bu kez fakir bir köy imamının oğlu olarak..
Yoksul bir köy evinde…
51 yıldır yaşıyorum…
Yazmaya- çizmeye, okumaya-düşünmeye başladığımdan beri kelimelerle oynayarak…
Sonu ne kadar hazin olursa olsun koskoca cihan padişahı Sultan Abdülaziz kim, ben kim…
Avrupa’ya giderken özel yaptırılan ayakkabısının tabanına serilen toprak bile olamam…
Rivayet odur ki ve Ekşi Sözlük derki: Cari İslam hukukuna göre bir İslam hükümdarı ancak ve ancak savaş ve fetih amaçlı ayak basabilirmiş kefere yurduna… Türk zekası bulmuş çözümü. özel bir ayakkabı yapılmış Sultan için… Taban tarafına Osmanlı toprağı yerleştirilmiş. Böylece padişah gittiği yaban ellerde de İslam toprağına basmış olasıymış…
….
Bugün 1 Nisan…
Nisan birrrrrrrrrrrrrr…
Reenkarnasyon gibi saçmalıklara inanacak kadar baskı balata sıyırmadım…
Sadece bazı kendini “Ulema” zannedenler tırnaklarını kestiği gün uyuz olsun istedim…
Çünkü bugün Nisan bir…
Bize uygundur değildir, kefere bilmem nesidir, umurumda değil…
Benim necip halkım benimsemiş 1 Nisanlarda şaka yapmayı, şakalamayı…
Tadını çıkarmaya bakın…
Bugün bari, bırakın ahkam kesmeyi…
Olur mu?
…
Yukarıda reenkarnasyon dümeniyle önceki hayatımda Cihan padişahı Sultan Abdülaziz olduğumu söyledim…
Sebepsiz değil…
Her şakanın altında bir gerçek vardır derler…
İşte gerçek:
Haber7’yi ziyaret ettiğimde çekilmiş bir fotoğraf daha önce Haber7’de yayınlanan ve özel arşivime aldığım Cihan Padişahı Sultan Abdülaziz’in bir fotoğrafı ile yan yana geldi…
Aralarında bir benzerlik yetmiş fark var….

Yedi farkı ben söyleyeyim, bir benzerliği ve geri kalan farkları siz bulun…
1-Soldaki fotoğraf siyah- beyaz, sağdaki renkli…
2- Soldaki fotoğrafta oturan Sultan Abdülaziz, sağdakinde Yavuz Nufel (Hiç)
3-Soldaki fotoğrafta ayakta duran iki ne üdüğü belirsiz çapulcunun Cihan padişahına saygısızlığı… Sağdaki fotoğrafta Haber7’yi Haber7 yapan Ersin Çelik ve GYY miz Yaşar İliksiz’in sevgi ve muhabbeti…
4- Soldaki fotoğrafa utanç tablosu, sağdaki fotoğraf yazılarımı neden ve nasıl haftada iki güne çıkardığımın belgesi…
5- Sağdaki fotoğrafta taht sandalye, soldakinde döner koltuk var.
6- Başlıklar… Soldakinde fes türü sarık, bir başlık, soldakinde terekli şapka..
7- Soldaki Cihan Padişahı Fransızca biliyor ve şiire meraklı, Sağdaki fotoğraftaki, nam- diğer Hiç Flamanca biliyor ve şiire meraklı…
….
Özel not: Bunlar Resim değil Fotoğraftır…
Küpelik: Aletlerin en faydalısı kalemdir. Bir şişe mürekkep bir külçe altından hayırlıdır. (İbn-i Sina)
Küpelik: Topa tutun ama önce okuyun… Okuyun ama okuduğunuzu doğru anlayın…
Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl