Yavuz Nufel
Yavuz Nufel
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Bırakın şu hayvanların yakasını!

GİRİŞ 03.04.2011 GÜNCELLEME 03.04.2011 YAZARLAR

Kuyumcu esnafına şiddetle duyurulur…

Kardeşler, insanlığa bir faydanız olsun istiyor musunuz?

Altından bir kafes yaptırın, tellerinin 22 ayar olmasına  gerek yok, 14 ayar da olabilir…

Bülbülünüz benden…

Koyalım içine bakalım,  konuşacak mı?

 “Ah vatan!” diyecek mi?…

Konuşamaz ki…

Yem bedava, su bedava, kafes de cabası; ye, iç, öt…

Anlamıyorum, inanın bu yaşa geldim anlamıyorum…

Galiba geri zekalılık bende…

Hadi papağanı altın kafese koymuşlar, “ Ah vatan!” demiş, deseler anlayacağım…

Bitmedi…

Deveye sormuşlar boynun neden eğri?

Güya deve de diyesi ki; nerem doğru ki!

Olur mu Allah aşkına, olacak şey mi?

Ne mantığıma sığdırabiliyorum, ne de edebiyata mecaza, teşbihe?

Devenin boynunun eğriliğini kendine dert edene benimde bir sorum var:

Dünyanın tüm eğrileri bitti de devenin boynu mu kaldı kardeş?

Kurda neden boynun kalın diyesiler güya, kurt da; “Kendi işimi kendim yaparım da onun için” diyesi!

Ne işiymiş o?

Çamaşır mı, bulaşık mı, ütü mü, ithalat mı, ihracat mı?

Hemen hemen konuşturulmayan hayvan yok gibi..

Sirklerde soytarı ettikleri yetmiyormuş gibi?

Dolaylı yoldan, zavallı hayvanların ağzından mesaj vermiyorlar mı!

Bırakın şu hayvanların yakasını, bırakın da kendi doğal ortamlarında insanca(!) yaşasınlar…

Hayvanları konuşturmaya edebiyatta “Fabl” deniyor…

Dünyaca ünlü hayvan konuşturucunun adı da La Fonten

Karıncasını ve  cırcır böceğini bilmeyenimiz yoktur…

***

Eğer bu konuşturulan hayvanlar biz insanlar gibi düşünebilselerdi onlar için en büyük hakaret ne olurdu biliyor musunuz?

Mesela, deveye başka bir deve ters bir durum karşısında; “İnsanlık yapma lan!” derdi…

Derdi ama cinayet, hatta toplu katliam sebebi olurdu…

Hakim karşısına çıkan cani / katil deve savunmasında büyük bir ihtimalle; “Sayın hakim, bana insan deyince cinnet geçirdim… Beni çocuk tecavüzcüleri, bebek katilleri, hırsız, uğursuz, namussuz insanlarla bir tuttu, hakaret etti, öldürdüm… ”  

Hayvanların düşünememesi, gerçek manada konuşamaması da aslında insanlık / insanlar için büyük şans…

***

Ben bir insanı hayvana benzetirken hakaret değil iltifat ettiğimi düşünüyorum…

O yüzden çok ama çok sevdiklerime kedi, köpek, deve, eşek, kuş, kuzu, aslan, kartal, şahin, kelebek vb isimler veriyorum…

***

Cırcır böceklerim var benim…

Hiç konuşurlarken duymadım…

Ama bilgisayar kullanabiliyorlar, yazı yazabiliyorlar, bana akıl verebiliyorlar, kızıyorlar, küfrediyorlar…

Cırcırı vur, öldür ama hakkını yeme diye bir söz var, yok mu?

Neyse, Allah için söylemek gerekirse Haber7de yazmaya başlayalı nerdeyse iki kış geçecek hiç birinin kapıma geldiğini görmedim.

Ben de onlara, kışın çaldın söyledin ( yazdın durdun),  şimdi de biraz oyna demedim/ diyemedim/ demem de…

Hem benim cırcırlarım dört mevsim öten cinsinden…

 Yazarlığıma gönderme yaparak bir cırcır diyor ki;” Ne bulunmaz Hint kumaşıymışsın; Haber7 seni bulmak için çok mu aradı?

***

Aman kumaşımı sizi yanıltmasın; Astarım yüzümden pahalıdır benim!..

Bir cırcır da haftada iki gün yazı yazacak olmamı GYY’ne yağcılık yaparak elde ettiğime kanaat getirmiş ve bu kadar parayı ne yapacağımı merak ettikten sonra kefenin cebi olmadığını hatırlatıyor…

Çok zenginim ama züğürdün çenesini yoracak zenginlik değil benim zenginliğim…

Gönül zenginliği, dost zenginliği, fakir zenginliği, öğrenci zenginliği, çocuk zenginliği…

Dünya malı olarak tapu, banka kayıtlarını araştırın neyim varsa, ne bulursanız sizin olsun…

Dikili bir ağacı geçin,saksıda ekili bir çiçeğim bile yok!...

“Hiç” tasmasını “ artistlik” sembolü değildir  boğazımızda asılı!..

Çenenizi, klavyenizi boşa yorduğum için özür dilerim…

***

Bir şey daha var:  Gönül ambarımız öyle dolu ki, Karun hazinleri yanında sıfır kalır…

Ne en kirli yüreği, ne kin dolu gözleri ne de açılan elleri boş çevirmeyecek kadar dolu bir ambar…

Dağda davar kurtlarına bile kolumuzu bacağımızı vermekten çekinmeyiz, yeter ki, hasta ve yorgun ve yaşlı olduğunu bilelim…

Cılk olmuş, kurtlanmış yarlarımız yaralarımız olsa da şikayet mi haşa… Biliriz ki  Yaradan, o yarada yara kurtçukların nafaka yaratmıştır, şükrederiz Hz. Eyüp misali…

***

Pazar pazar yeter bu kadar…

Büyük davaların cüce adamları… Karınca kadar bile değilmiş adımları…

Defter-ül Kübra’da belli olur, kim nerede nasıl?

Hangi yürekte, hangi nokta da ne var?

Kim neyin avukatı…

Anlayan anladı…. Gerisi laf-ı güzaf…

***

Küpelik: Avâzeyi bu âleme Davud gibi sal / Bakî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş ( BAKi)

Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL