Yavuz Nufel
Yavuz Nufel
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Dünya çılgın projeyi konuşuyor...

GİRİŞ 29.04.2011 GÜNCELLEME 29.04.2011 YAZARLAR

Dünya çılgın projeyi konuşuyor…

Yalan, sallama, atmasyon değil…

Yabancı dili olan açar yabancı gazeteleri, bakar…

Özellikle Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler…

İçte kimse yapamazlar, afaki bir proje demiyor…

İktidar, muhalefet herkes böyle bir kanalın (Kanal İstanbul) hayata geçirileceğine inanıyor..

Başka dönemlerde olsaydı, yok kaynak nerden bulunacak, yok maliyeti ne kadar gibi sorularla, kafa bulunurdu…

Şimdi ise en AKP muhalifi bile kanal güzergahında meydana gelecek doğa katliamını(!), kimlerin nemalanacağını,artacak arsa fiyatlarını, ormanları konuşuyor…

Evet, bunlar bunu yaparlar, hatta Ankara'ya deniz bile getirirler… (İzmit Körfezi’nden Sapanca Gölü’ne; Sapanca Gölü’nden Sakarya Nehrine kanal açılır. Sakarya Nehri’nin yatağı derinleştirilerek Kızılırmak’a bağlanır.  Açılış törenine  İstanbul’dan Ankara’ya Ankara vapuru ile gitmeden olmaz…)

Aslında Ankara’ya denizin gelmesi “Kanal İstabul” kadar masraflı da olmaz…

Ama Ankara’ya deniz götürmek, ne İstanbul’u ne de uzun vadede yapılacak masrafı kurtarır…

Kanal İstanbul...

Denizci kefere milletine sordum…

Çok akıllıca düşünülmüş, dediler…

Yazanlar yazdı zaten…

Adı üstünde çılgın proje!..

Bu proje hakkında fazla bir şey söylemeye gerek yok…

Bazıları “Asiye nasıl kurtulur” diye hala kara kara düşüne dursun, kültür-sanat-sinema yapsın, Kanal İstanbul’un hayata geçmesi demek İstanbul’un gerçek anlamda kurtuluşu olacaktır..

Ki olursa açılışı 29 Mayıs tarihine denk gelmeli ki  kutlama törenleri için fazla masraf yapılmamış olur…

AKP seçimi kazanır kaybeder, projeye iktidar döneminde başlar, hayata geçirir veya geçiremez bilemem…

Fakat bundan sonra Kanal İstanbul; Türkiye’yi yönetmeye soyunanların boynunun borcu ya da başının belası olacaktır…

Kanal İstanbul,  ya olacak, ya olacak…

Ne zaman derseniz, bence 2023’e yetiştirilir…

Cumhuriyetin 100. Yılına…

Bu dünyada yırttınız, ya öbür dünya..

Defne Joy Foster’ın eşi İlker Yasin Solmaz ve annesi Hatice Foster, Hıncal Uluç’a kaleme aldığı “su testisi su yolunda kırılır” yazısı nedeniyle 100 bin TL değerinde manevi tazminat davası açmıştı.

İstanbul 5’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmada Hıncal Uluç avukatı aracılığıyla mahkemeye 15 sayfalık savunma dilekçesi sunmuş!...

15 (yazı ile: On beş) sayfada neler yazdığını gerçekten merak ediyorum…

Kanlı katiller bile bu kadar uzun yapmıyor savunmasını…

Davayı kaybederse ödeyecek 100 bin Lirası yok diyemeyiz..

Ne yazdı acaba o kadar uzun, bilmiyorum merak ediyorum resmen…

Ben Hıncal Uluç’un yerinde olsam ve o “utanç” yazısını yazsaydım savunmam iki cümleyi geçmezdi:

Yazdım, kanunların vereceği karara saygılıyım, derdim..

Ya da; bi halt ettim, Defne Joy Foster’dan eşi İlker Yasin Solmaz ve annesi Hatice Foster’dan özür dilerim…

On beş sayfa bu dile kolay, kaç günde yazıp yazıp düzelttiyse…

Her konuda her şeyin en doğrusunu bilen Hıncal’ın (!) savunmasında, hakimlere ahlak, sosyoloji, psikoloji dersi vermeye kalkmış olma ihtimali yüksek…

Fakat benim hakimlerimizin en doğru kararı vereceklerinden en ufak bir şüphem yok… Defne Joy Foster’ın ölüm nedeninden çok bu davanın sonucunu merak ediyorum…

Ve beşeri adalet karşısında yırtsa bile İlahi Adalet karşısında kendisinin ve savunucularının yırtamayacağına adım gibi inanıyorum…. Mizan terzisi kurulduğunda, Hıncal’la birlikte bana Zinanın avukatı diyenlerden hesap soracağım…

Çünkü, “Olmadı Hıncal Olduralım” başlıklı yazımdan sonra yapılan yorumlar, aldığım yüzlerce e posta; Senin başına gelse ne yapardın, sorusu ile başlıyor, rencide edecek cümlelerle bitiyordu… Defne Joy Foster’ın ölümünden sonra Hıncal’ın yazısını okumuş ve yazımı yazmadan araştırmıştım.

İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman zina konusunda bir yazısında; “Bir kadına zina isnad eden kimsenin bunu dört şahitle ispat edememesi halinde seksen sopa cezasını çekeceği ifade edilmektedir; Nur: 24/4- birçok kimsenin zihninde sorular oluşmuş, bunu gelip Hz. Peygamber'e açmışlardır. Bu cümleden olarak Sa'd b. Ubâde "Yâ Resûlellah, karımla bir erkeği yakaladığım zaman dört şahit bulacağım diye onları bırakır mıyım? Vallahi sorgusuz sualsiz kafasını uçururum!" demiş ve şu cevabı almıştır: "Sa'd'ın kıskançlığı ve namusuna düşkünlüğü sizi şaşırtmasın, ben ondan daha kıskancım, Allah da benden daha kıskançtır" (Buhârî, "Nikâh", 107; "Hudûd", 40). Hilâl b. Ümeyye Peygamberimize gelerek Şerîk isimli birisi ile karısının zina ettiğini iddia etmiş, o da dört şahit getirmezse kendisine iftira cezası vereceğini bildirmişti. Hilâl, "Ey Allah'ın elçisi, bir kimse karısının üzerinde bir erkek görürse şahit arar mı?" diye savunma yapmışsa da Peygamberimiz, "Ya dört şahit veya sırtına sopa" diyerek ısrar etmişti. Hilâl doğru söylediğini ifade ederek işi Allah'a bıraktı, O'nun vahiy ile durumu aydınlatacağı ümidini dile getirdi, arkasından da mülâane (lânetleşme) âyeti diye anılan âyetler geldi (Ebû Dâvûd, "Talâk", 27).” Diyordu…

Sizi seksen sopalıklar sizi!...Bu dünyada seksen sopadan yırttınız, bakalım öbür dünyada haliniz ne olacak?

Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl

 

 

 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL