Yıldıran Acar
Yıldıran Acar
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Hakan Fidan’ın “en üst tehdit” uyarısı ve Andrey Bezrukov’un tespiti: Rusya-Ukrayna savaşında tırmanma riski

GİRİŞ 10.08.2026 GÜNCELLEME 10.08.2026 YAZARLAR

Rusya-Ukrayna savaşında cephedeki gelişmeler kadar, tarafların birbirlerinin kararlılığını ve sınırlarını nasıl değerlendirdiği de belirleyici hale geliyor. Savaş uzadıkça askeri hedeflerin yanında siyasi maliyetler de büyürken, tarafların geri adım atmasını zorlaştıran yeni bir denklem ortaya çıkıyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos 2026'da Anadolu Ajansı'na verdiği röportajda Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Fidan, “Rusya-Ukrayna savaşında olmaz denen her şey oluyor. Maalesef daha üst seviyeye çıkabilir. Ellerindeki en üst tehdidi kullanmak durumunda kalabilirler” ifadelerini kullanırken, iki tarafta da “Burada bırakırsam kaybım çok olur” düşüncesinin hakim olduğunu söyledi.

Fidan’ın bu değerlendirmesi, Rus stratejik çevrelerinde savaşın gidişatına ilişkin yapılan bazı yorumlarla önemli ölçüde örtüşüyor. Bunların başında, Rusya'nın Batı politikası ve güvenlik stratejisi üzerine değerlendirmeleriyle bilinen Andrey Bezrukov’un yaklaşımı geliyor.

Bezrukov; Teknolojik Egemenlik İhracat Derneği Başkanı, Rusya Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (MGIMO) Uluslararası Sorunların Uygulamalı Analizi Bölümü Profesörü, emekli istihbarat albayı ve Dış ve Savunma Politikası Konseyi Başkanlık Kurulu üyesi olarak Rus stratejik çevrelerinde öne çıkan isimlerden biri.

“BURADA BIRAKIRSAM KAYBIM ÇOK OLUR”

Fidan’ın açıklamasındaki kritik nokta, savaşın taraflarında oluşan siyasi ve psikolojik eşiğe işaret etmesi.

Uzayan çatışmalarda yalnızca askeri kayıplar değil, verilen siyasi kararların maliyeti de birikiyor. Taraflar belirledikleri hedeflerden geri çekilmeyi, karşı taraf açısından bir kazanım ve kendileri açısından bir kayıp olarak değerlendirebildiğinde müzakere alanı daralıyor.

Bu durum savaşın sürdürülmesini de kendi içinde bir hedef haline getirebiliyor.

Bezrukov’un değerlendirmesi bu noktada farklı bir açıdan aynı tabloya bakıyor. Rus stratejiste göre Batı’da uzun süredir Rusya’nın zayıflayacağı, Rus elitlerinin bölünebileceği ve Moskova ile Pekin arasındaki stratejik yakınlığın kalıcı olmayacağı yönünde bir beklenti bulunuyor.

Bezrukov, Moskova’nın çatışma sürecindeki bazı tutumlarının bu beklentiyi güçlendirdiğini savunuyor.

Buradaki temel mesele askeri kapasiteden çok karşı tarafın Rusya’nın ne ölçüde ileri gidebileceğine ilişkin algısı.

KIRMIZI ÇİZGİLER VE CAYDIRICILIK

Bezrukov’un eleştirisinin önemli bir bölümü, Moskova’nın açıkladığı bazı “kırmızı çizgilerin” zaman içerisinde etkisini kaybettiği düşüncesine dayanıyor.

Bir devletin caydırıcılığı yalnızca sahip olduğu askeri güçle değil, gerektiğinde bu gücü kullanabileceğine dair inandırıcılıkla da bağlantılı. Bu nedenle açıklanan sınırların sürekli test edilmesi, karşı tarafın daha ileri adımlar atabileceği düşüncesini güçlendirebilir.

Ancak bunun diğer tarafı da bulunuyor.

Caydırıcılığı yeniden tesis etmek amacıyla tehdit seviyesinin sürekli yükseltilmesi, karşı tarafın da benzer adımlar atmasına yol açabilir. Böylece güvenlik arayışı, yeni güvenlik risklerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Fidan’ın “daha üst seviyeye çıkabilir” uyarısı tam da bu hassas noktaya işaret ediyor.

“EN ÜST TEHDİT” EŞİĞİ

Savaş boyunca uzun menzilli silahlar, insansız hava araçları, enerji altyapısı ve lojistik merkezler gibi unsurların daha fazla hedef haline gelmesi, çatışmanın etkilediği alanı genişletti.

Bu süreç, tarafların birbirlerinin stratejik sınırlarını daha fazla test ettiği bir ortam oluşturdu.

Fidan’ın “en üst tehdit” ifadesi ise savaşın bundan sonraki aşamasında daha yüksek riskli seçeneklerin gündeme gelme ihtimaline dikkat çekiyor. Burada nükleer kapasitenin gündeme gelmesi, doğrudan nükleer çatışmanın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Ancak nükleer silaha sahip aktörlerin dahil olduğu bir savaşta yanlış hesaplama ihtimali dahi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Dolayısıyla mesele, yalnızca hangi silahların kullanılabileceği değil, tarafların hangi noktada durabilecekleri sorusuna dönüşüyor.

BEZRUKOV’UN DAHA SERT YAKLAŞIMI

Bezrukov’un değerlendirmesi bu noktada Fidan’ın uyarısından daha ileri bir çizgi ortaya koyuyor.

Rus stratejist, Moskova’nın karşı taraf üzerinde daha güçlü bir caydırıcılık oluşturabilmesi için “iyi görünmeye” çalışmaktan vazgeçmesi gerektiğini savunuyor. Ona göre Rusya’nın uzun süre savunma pozisyonunda kalması ve inisiyatifi karşı tarafa bırakması, yeni provokasyonların önünü açıyor.

Bezrukov bu nedenle yalnızca nükleer caydırıcılığa değil, nükleer olmayan alanlarda da karşı taraf açısından yüksek maliyet oluşturabilecek bir kapasiteye vurgu yapıyor.

Bu yaklaşımın önemli bir sonucu var: Çatışmanın maliyetini yükseltmek, karşı tarafı geri adım atmaya zorlayabilir; ancak aynı zamanda savaşın Ukrayna sahasının dışına taşınması riskini de artırabilir.

Enerji altyapısı, uydu sistemleri veya finansal ağlar gibi stratejik alanların hedef haline gelmesi, savaşın tarafları arasındaki doğrudan karşılaşma ihtimalini yükseltebilir.

Bu nedenle Bezrukov’un yaklaşımı yalnızca Rusya’nın caydırıcılığını güçlendirme arayışını değil, caydırıcılık ile tırmanma arasındaki ince çizgiyi de ortaya koyuyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN TABLO

Türkiye açısından ise bu gelişmelerin farklı bir boyutu bulunuyor.

Ankara, savaşın başından bu yana hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim kanallarını açık tutarken NATO içerisindeki konumunu da sürdürüyor. Bu nedenle Türkiye açısından temel meselelerden biri, savaşın hangi tarafının askeri üstünlük sağlayacağından çok çatışmanın kontrol edilebilir sınırlar içerisinde tutulması.

Fidan’ın açıklaması da bu çerçevede değerlendirildiğinde, Ankara’nın tırmanma riskine ilişkin kaygısını ortaya koyuyor.

“Olmaz denen her şey oluyor” ifadesi, savaşın başından bu yana düşük ihtimal olarak görülen birçok gelişmenin zaman içerisinde gerçekleşmesine dikkat çekiyor. Bu nedenle gelecekte yaşanabilecek gelişmelerin de bugünkü varsayımlarla sınırlanamayacağı görülüyor.

EN BÜYÜK RİSK: YANLIŞ HESAPLAMA

Rusya-Ukrayna savaşında en kritik sorunlardan biri, tarafların birbirlerinin vereceği tepkinin sınırlarını yanlış değerlendirmesi.

Bir taraf karşılık verilmeyeceğini düşünerek daha ileri bir adım atabilir. Diğer taraf ise bunu kendi güvenliği açısından kabul edilemez görerek daha sert bir karşılık verebilir. Bu karşılıklı reaksiyonlar, başlangıçta hiçbir aktörün istemediği bir tırmanma sürecini ortaya çıkarabilir.

Fidan’ın uyarısı ile Bezrukov’un değerlendirmesinin kesiştiği nokta da burada ortaya çıkıyor.

Fidan, tarafların geri adım atmayı büyük bir kayıp olarak gördüğüne dikkat çekerken, Bezrukov karşı tarafın Rusya’nın kararlılığını yeterince ciddiye almadığını savunuyor.

İki yaklaşım farklı siyasi perspektiflerden hareket etse de aynı stratejik probleme işaret ediyor: Taraflardan birinin diğerinin sınırlarını yanlış hesaplaması, savaşın mevcut çerçevesinin dışına taşabilecek sonuçlar doğurabilir.

SAVAŞIN GELECEĞİNDE BELİRLEYİCİ EŞİK

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğini yalnızca cephedeki askeri gelişmeler belirlemeyecek. Tarafların savaşın maliyetleri ile geri adım atmanın siyasi maliyetleri arasında nasıl bir denge kuracağı da belirleyici olacak.

Fidan’ın sözünü ettiği “burada bırakırsam kaybım çok olur” düşüncesi devam ettiği sürece, siyasi çözüm için gerekli alanın genişlemesi kolay görünmüyor.

Bezrukov’un yaklaşımı ise bu sorunun Rusya tarafındaki algısını ortaya koyuyor: Moskova açısından caydırıcılığın yeniden tesis edilmesi, karşı tarafın daha fazla risk almasını engellemenin temel şartlarından biri olarak görülüyor.

Ancak burada asıl mesele, tarafların birbirlerini ne kadar korkutabildiğinden çok, tırmanmanın nerede durdurulabileceği.

Çünkü savaşın belirli bir aşamasından sonra kazanım ile kayıp arasındaki hesap değişebilir. Taraflar için geri adım atmanın maliyeti yükseldikçe, daha fazla risk alma eğilimi de güçlenebilir.

Fidan’ın uyarısı ve Bezrukov’un değerlendirmesi birlikte okunduğunda, Rusya-Ukrayna savaşının önündeki en önemli stratejik sorunlardan birinin tam olarak bu olduğu görülüyor:

Taraflar kaybetmemek için ne kadar ileri gidecek ve hangi noktada daha fazla ilerlemenin maliyetinin artık kabul edilemez olduğunu düşünecek?

 

YORUMLAR 2
  • Mustafa ORHAN 3 saat önce Şikayet Et
    Konuya farklı noktadan bakan güzel bir yorum. Türk tarihinde "Moskof zulmü", "Rus zulmü" kavramları var ve savaş konusunda ne kadar ileri gidebileceklerini kestirmek zor. Yazarın da belirttiği gibi her an her şey olabilir.
    Cevapla
  • Alp Çekiç 3 saat önce Şikayet Et
    Oldukça önemli ve düşündürücü bir analiz. Fidan’ın uyarısı ile Bezrukov’un tespitlerinin kesiştiği nokta bence savaşın en tehlikeli tarafını ortaya koyuyor: yanlış hesaplama ve kontrolsüz tırmanma. Taraflar geri adım atmayı kayıp olarak gördükçe, savaşın sınırlarının genişleme riski de artıyor. Kaleminize sağlık.
    Cevapla