PKK’nın Cadı Avı…
17. yüzyılın sonunda bile hâlâ ABD'de cadı mahkemeleri vardı. Cadılık ancak 1730’larda İngiltere’de suç olmaktan çıkarıldı.
Birisini cadılıkla suçlamak kolaydı. Her şey bir dedikodu ve yalanla başlayabiliyordu. Teninin uyuşmuş bir noktası, kiliseye gitmemek, ormanda çıplak yürümek, hayvanlarla konuşmak hatta kızıl saçlar bile cadılık işareti olabiliyordu.
300 yıl sonra Türkiye’de ise uzun sakallar…
“Ortaçağ, yobazlık, karanlık” kelimeleriyle anılan selefi bir terör örgütüne karşı sokağa çıkanların yaptıklarının 300 yıl önceki cadı avlarından bir farkı yoktu.
Önce haftalarca IŞİD eşittir AKP, IŞİD eşittir Hüda- Par yayınları yapıldı. IŞİD’in hem AKP hem de Hüda-Par’ı küffarlar listesine eklemiş olmasına aldırmadan.
Her uzun sakallı, ciğerci, tarikatçı, asker oğlunu ziyarete gelmiş amca, Suriye’deki başka bir fraksiyondan olup olmadığına bakılmadan IŞİD’çi ilan edildi.
Kürt kamuoyu bu yalanlarla dolduruldu.
Kobani ve çevresindeki bütün siviller, hastaneler, hatta arabalar, keçiler dahi Türkiye’ye gelmişken Kobani’de IŞİD’in son model silahlarına karşı Kürtleri koruyamayan PKK, gayet anlaşılır başarısızlık hikayesini “Kobani’de katliamın arkasındaki Türkiye” propagandasına çevirdi.
Sonra İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan’la görüşen kardeşi Mehmet Öcalan’dan beklenen açıklama geldi. Ayaküstü, irticalen, Öcalan’ın kendisine söylediğini iddia ettiklerini anlattı, bir tür yol verme olarak yorumlanacak o kritik cümleyi kurdu: “IŞİD'in olduğu yerde ve Kürtlerin yaşadığı bölgede nerede bir IŞİD varsa sonuna kadar direnilecek.”
Sonra HDP akşam acilen toplandı ve işaret fişeğini çaktı: “7’den 70’e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz. Bundan böyle her yer Kobani’dir.”
Peki böylece Kobani’deki İŞİD’e, Türkiye’de direnmeye çağrılan insanlara ne denmiş oldu? “Sokağa, alan tutmaya, harekete, her yeri Kobani’ye çevirmeye, nerede bir IŞİD varsa sonuna kadar direnmeye” çağrılan insanların ne yapması bekleniyordu?
IŞİD'çi cadı avına çıkması.
Öfkeli kalabalıklar, uzun süredir şehirlerde örgütlenen YDG-H milisleri çevrelerinde IŞİD'çi aradılar. Kimdi IŞİD?
AKP’ydi. Onlarca AKP teşkilatını yaktılar. Okulları, AKP'li Belediyeleri, devlet dairelerini ateşe verdiler.
Kimdi IŞİD’çi sakalları, geçmişleriyle Hüda-Par'lılardı:
“Bağlar’da bulunan Köy-Der adlı dernekte kurban eti dağıtmak üzere hazırlık yaparken saldırıya uğradılar. Karşı binalardan da ateş edildi. Bu sırada 40 yaşındaki Turan Yavaş olay yerinde öldü. Hüseyin Ahmet Dakak, Hasan Gökgöz ve Riyat Güneş ise dernekten kaçarak yan caddede bir eve sığındı. Grup, evin çevresini sararak üç kişiyi içeride linç ederek öldürdü. Bir kişi üçüncü kattan aşağı atılırken, birisinin cesedi kısmen yakıldı, birinin ise boğazı kesildi” (Al Jazeera Türk)
Kimdi IŞİD? Sakalı, hali, tavrı, eşinin başörtüsünden şüphelenilen herkes.
Adana Yüreğir’de evinin önünde oturan 69 yaşındaki Ahmet Albay öyle öldürüldü. Bir de PKK’nın haber ajanslarına IŞİD'çiler öldürdü diye yalan haberleri yapıldı. Diyarbakır Sur ilçesinde tesettürlü eşiyle yürüyen 55 yaşındaki Mahmut Enez de bu cadı avının kurbanı oldu.
Van’da bir nurcu grubun yaptırdığı Bediüzzaman Külliyesi inşaatının yakılmasına karşı çıkan kadınlarla saldırgan grup arasında çıkan kavgayı duyup olay yerine gelen kadınlardan birinin kardeşi de öyle vuruldu.
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/582643.aspxYazının tamamı için tıklayın...