Yıldıray Oğur
Yıldıray Oğur
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Peki o enseler nasıl kararmıştı?

GİRİŞ 25.10.2015 GÜNCELLEME 25.10.2015 YAZARLAR

Çantada değerli bir eşya yoktu, birkaç ruj ve bir defter. Olayı gazetelerin birinci sayfalarına çıkaran ise görgü şahitlerinden ikisinin bakan olmasıydı.

Ticaret Bakanı Atıf İnan, çantayı İsmet Paşa’nın oğlu Ömer İnönü’nün masasında oturan bir gencin yürüttüğünü iddia etmişti. Mahkemede de bu iddiasını sürdürdü. Sanık olarak yargılanan 22 yaşındaki genç, Ulus gazetesinin genç bir muhabiriydi. Gazetede bazı bakanlar hakkında pek de hoşlanmadıkları anlaşılan haberlere imza atmıştı. Mahkemede bakana “Bir gencin istikbaliyle oynuyorsunuz” diye çıkışmış, bu karşılıklı diyaloglar ertesi günkü gazetelerde geniş olarak yer almıştı. Mahkeme genç adamın beraatiyle sonuçlandı. Ama bu çıkacağı son mahkeme olmayacaktı.

O genç gazetecinin adı Çetin Altan’dı.

“Şarkta biyografi olmaz çünkü” diye başlayan bir cümlenin sonunu herhalde en iyi Çetin Altan tamamlardı.  

Biyografi yazabilecek herkesin birbirinin ahbabı, tanıdığı olduğu en azından dokunulmazlık zırhının çekim alanı altında yaşadığı bir ülkede dürüst bir veda bile epey cesaret, şimşekleri üzerine çekmeyi göze almak ve tabii ki zahmete girmeyi gerektiriyor. O koruma çemberinin dışında kalanların arkasındansa atış serbest...

Bunun bir ortası muhakkak bir gün bulunacak.

Ama yine de 65 yıldır “Türkçe’yle sevişmelerimizden bir çocuk doğdu” cümlesini hakkını vererek yazan Çetin Altan, Wikipedia’dan araklanmış birbirinin kopyası hayat hikayelerinden fazlasıyla uğurlanmayı hakkediyordu. Sadece yazı arşivini tarayacak çalışkan bir editör bile hakkında daha fazlasını bulabilirdi.

Mesela bizzat kendisinin yazdığı Limon Von Sanders’in yaverliğinden Erzurum’da Şapka Devrimi yüzünden Şalcı Bacı’yı başına çuval sokturarak astıran İstiklal Mahkemesi heyeti üyeliğine dedesi Tatar Hasan Paşa’yı...

1876-78 Osmanlı-Rus savaşında Bulgaristan’ın İslimye kasabasından kaçarak Bergama’ya yerleştirilmiş Hacıgözüm ailesinden gelen babaannesini…

Önce sıkı bir İttihatçı ve Türkçü, daha sonra inanmış bir cumhuriyet bürokratı olan, 1940’larda Başbakanlık Yazı İşleri Dairesi Müdürlüğü’ne kadar yükselmiş babası Halid Bey’i…

Şimdiki Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum’un akrabası olan, Irak Kürdistan’ından kız kardeşiyle Ankara’ya getirilmiş annesi Kerime Hanım’ı…

Ve tabii o 85 yılın sansürsüz gerçek hikayesini. Çünkü Çetin Altan’ın 65 yılı yazarak geçmiş 88 yıllık hayatı Türkiye’nin entelijansiyasının da yakın tarihi gibiydi.

Çetin Altan deyince ilk akla gelen söz “Enseyi Karartmayalım” aslında Türk entelijansiyasına her devir hakim olmuş hep iyiye, doğruya, ileriye giden ilerlemeci bir tarih anlayışının sıkı bir ifadesiydi.  “Tenis oynayan köylüler” de o ilerlemeci tarihin hayalleri süsleyen finaliydi…

Yazının tamamı için tıklayınız...

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL