Gelin de küçük dilinizi yutmayın!
Ülkesini seven, ilkeleriyle yaşayan, hakikatten süt emen ilkelerinin ülkü'lere dönüşmesi ve ülke'sini bulması için nefes alıp veren samimi bir Müslüman olarak yazmak zorundayım.
ÖNÜNE ÇIKAN HERKESİ TAKOZ OLARAK GÖRÜYOR!
Çünkü kılını bile kıpırdatmadan Türkiye'yi kaosun eşiğine sürüklemekten çekinmeyen 'şebeke', sadece Erdoğan Türkiye'sini takoz olarak görmüyor önünde.
İslâm dünyasına küresel sistemin maşası olarak hükmetme sürecinde karşısına çıkan -İslâmî olsun olmasın- bütün oluşumları da takoz olarak görüyor.
Ve bu takozları birer birer aşmak için yapmayacağı hiç bir şey yok!
Net olarak anlaşıldı bu.
28 ŞUBAT GENERALLERİNE, HÜKÜMETİ DÜŞÜRECEKLERİNE DÂİR SÖZ VERİYOR/LAR!
Bu yazıda size bunun küçük bir belgesini sunacağım. Küçük dilinizi yutmanıza yol açacak bir belge bu.
Burada aktaracağım bazı özel ama hayatî bilgiler, samimiyetinden aslâ şüphe etmediğim, yüreği yangın yerine dönen, bu ülke için nice makamları, mevkileri elinin tersiyle itmiş fedakâr ve cefakâr bir kardeşime ait.
Ama önce 'şebeke'nin tüyler ürperten faaliyetlerine dair kısa bir tarihçe...
28 Şubat sürecinde -ve tabiî arefesinde- şebekesinin önde gelen destekçilerini bütün askerî erkâna gönderiyor, askerin yanında olduklarını söyletiyor ve şebekenin bütün medyası ve imkânlarıyla 'süreç'e destek verip Refah-Yol hükümetini düşüreceklerine dâir söz veriyor.
Meseleyi o kadar ciddiye alıyor ki, televizyon kanallarında, Başbakan rahmetli Erbakan aleyhine açık ve net konuşmalar yapıyor.
28 Şubat postmodern darbesinden sonra bu ülkenin kimsesiz Müslüman halkını, karşı karşıya kaldıkları bütün sorunlarda yalnız bırakıyor.
Üniversitelerdeki başörtüsü eylemlerini sabote edecek 'bağlayıcı açıklamalar' (!) yapıyor.
Vesaire vesaire...
'BİR HÜKÜMETİ DÜŞÜREMEYEN BU GAZETEYİ ÇIKARMAYIN DAHA İYİ' (!)
Zaman: 28 Şubat'ın cehennemi andıran o lanetli günleri...
Yer: İstanbul'un bir ilçesinde bir 'bina'. (Deşifre edilmemesi için sadece bu kadarını yazıyorum).
'Şebeke'nin üst düzey yöneticileriyle bir toplantı var, binanın en tepesinde.
'Vatandaş', hışımla giriyor içeriye ve eline şebekesinin yarı resmî el-Ahram'ı gibi yayın yapan gazetesini alarak salondakilere aynen şöyle çıkışıyor:
'Bir hükümeti düşüremeyen bu gazeteyi çıkarmayın daha iyi! Medya gücümüz bu mu?' diye bağırıp çağırıyor...
'Bu ifadelerin doğruluğu o günlerde basılan Zaman gazetesinin başlıklarına ve yazarların yazısına bakılarak da gayet açık bir şekilde anlaşılabilir. Nitekim hükümetin (Erbakan'ın) istifasından sonraki atılan ilk başlık 'HAYIRLI OLSUN' idi... O günlere tekrar bakmakta fayda var. Çünkü bugünü daha doğru anlamamız biraz da buna bağlı...