Bozbey’in camındaki “Atatürk” posteri!
Ülkemizde doğruluğu sürekli tescillenen özlü sözlerden bir tanesi de rahmetli Uğur Mumcu’nun;
“Bu ülkede banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken Atatürk maskesi takılır” şeklindeki eşsiz tespitidir.
Zira konu “Mustafa Kemal”den açıldığında mangalda kül bırakmayanlar, genelde Atatürk isminin arkasına saklanarak her türlü haltı çevirmekte sakınca görmezler.
Mesela!
“Atatürk’ün mozolesi önünde ‘sap gibi durarak’ başta kendiniz, kimleri
kandırıyorsunuz? Siyasal yalancılar, ikiyüzlüler, en büyük saygısızlık, yapay,
göstermelik saygıdır. Anıtkabir’e çıkmayınız, gölgesine sığınmayınız” diyerek,
Anıtkabir’e giden mütedeyyin siyasetçileri hedef alan 28 Şubat sürecinin meşhur Anayasa Mahkemesi başkanlarından Yekta Güngör Özden’in kardeşi Süreyya Yücel Özden’in ismi,
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı olduğu dönemde Atatürk Havalimanı’na yapılacak “üçüncü pist”le ilgili 13 trilyonluk “ihale yolsuzluğuna” karışmıştı.
Görevde bulunduğu dönemde sık sık “laiklik” ve “Atatürkçülük” vurgusu yapan, kapattırdığı siyasi partilerin yöneticilerini “dolandırıcılar çetesi” gibi hakaretlerle küçük düşürmeye çalışan dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş da emekliliğinin ardından kendisine tahsis edilen özel konut için benzer yola başvurmuştu.
O dönem emlakçıların aylık 600 milyon lira kira değeri biçtiği eve sadece 50 milyon lira gibi sembolik bir kira ödeyen Savaş, “Atatürkçü ve laik bir savcı yalnız bırakılmamalı” şeklindeki sözlerle duygu istismarı yaparak, rezaletini perdelemek istemişti.
Yine…
28 Şubat sürecinin ünlü YÖK Başkanı Kemal Gürüz’den tutun da o dönem İstanbul Üniversitesi Rektörü olan Kemal Alemdaroğlu’na kadar çok sayıda isim, haklarında ortaya atılan “yolsuzluk” ve “usulsüzlük” iddialarına karşı;
Paçaları tutuşmuş bir vaziyette, “Laik ve Atatürkçü olmamızı çekemeyenler bizleri
yıpratmaya çalışıyor...” savunmasını yaparak, koltuklarını “Rozet Atatürkçülüğü” ile korumaya kalkışmıştı.
Dahası…
16 bin kişiyi dolandırarak, garibanların trilyonlarını iç eden saadet zinciri şebekesi
TİTAN’cılar bile, “Pek çok okulun Atatürk büstünü yaptırıyoruz!..” açıklamasıyla yaptıkları hırsızlığı perdelemeye çalışmışlardı.
*
Bu “numara”nın her seferinde sorunsuz çalıştığını gören yeni yetme Kemalistler de ne zaman başları sıkışsa çareyi “Mustafa Kemal” isminin arkasına sığınmakta buldular.
Örneğin…
Ataşehir Belediye Başkanı iken “rüşvet ve yolsuzluk çarkı kurduğu” gerekçesiyle gözaltına alınan Battal İlgezdi’nin karısı Gamze Akkuş İlgezdi…
Üzerine kayıtlı 3’ü rezidans olmak üzere 16 lüks daire çıktığında, bunları nasıl satın aldığını izah etmek yerine, “Meclis’te kaç tane Atatürk tablosu var?” şeklinde ‘tuhaf’ bir soru önergesi vermiş ve konuyu unutturmuştu.
Tabii…
Ülkemizdeki “Atatürk istismarı” örnekleri elbette bununla sınırlı değil…
Nasıl cuntacılar, her darbe girişiminin ardından “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla, yaptıkları ihaneti meşrulaştırmaya çalışıyorlarsa…
Bazı uyanıklar da düştükleri zor durumdan kurtulmak ve Kemalist tabana şirin görünmek için benzer bahanelere sarılmakta sakınca görmüyorlar.
CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun;
“Atatürk’ü anlamayı değil ‘kullanmayı’ tercih edenler” sözleriyle tarif ettiği bu istismarcıların başında hiç kuşkusuz, kurduğu suç örgütü ile İstanbul’u talan eden yolsuzluk tutuklusu Ekrem İmamoğlu yer alıyor.
İBB Başkanı olduğu dönemde, kadim kenti reklâmlarla, konserlerle, adrese teslim ihalelerle yağmaladığı halde;
“Kafamı yastığa titreyerek koyuyorum. Ben yarın sabah görevimi nasıl en iyi
yapacağım, Atatürk’e nasıl layık olacağım diye başımı yastığa koyuyorum” diyerek CHP tabanının gözünü boyayan İmamoğlu…
Tutuklu bulunduğu Silivri’de katıldığı bir mahkemede savunma yaparken, “Bana bakan Atatürk’ü görür” demiş, Mustafa Kemal istismarını farklı bir boyuta taşımıştı.
Ekrem İmamoğlu’na ait sosyal medya hesabından paylaşılan ve Silivri'deki günlük rutinini anlatan animasyon videosunda ise “Silivri'de bir günüm nasıl geçiyor?” sorusuna verilen cevap oldukça dikkat çekiciydi.
Seçimden önce camiden çıkmayan İmamoğlu, cezaevinde Kur'an-ı Kerim’den sadece “adaletle” ilgili bölümleri okuduğunu belirtirken, henüz içeride bir yılını bile tamamladığı günlerde “Nutuk’u üçüncü kez bitiriyorum. Bu kez bolca not alıyorum” demişti.
Yine!
“Yolsuzluk ve uyuşturucu operasyonu” kapsamında gözaltına alınan CHP’li Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli de “Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda çalışan birileri var, var olacaklar ve olmaya da devam edecekler” diyerek, ağabeylerinden öğrendiği taktiği uygulamıştı.
*
Annesi Zübeyde Hanımın, “Yavrum sakın paranı elinden kapmasınlar?” tavsiyesine rağmen arkadaşlarının teklifine uyup tüm birikimlerini sahte bir “incir tüccarı”na kaptıran ve annesine alacağı evin hayalini kurarken “arkadaş kurbanı” olan Atatürk’ü anlamayı değil de “kullanmayı” tercih eden CHP’lilerden biri de…
“Rüşvet soruşturması” kapsamında tutuklanan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey çıktı.

Meğer CHP’li Mustafa Bozbey, Nilüfer İlçesinde kurdurduğu ve taşınmaz alım satımı yapmadığı gibi, hatta tabelası bile bulunmayan “Seres Gayrimenkul” şirketinin ofisinin camına, “Atatürk” resmi yapıştırmayı ihmal etmemiş.
Camında Atatürk resmi olmak dışında başka bir özelliği bulunmayan paravan şirket sayesinde ise Bozbey Efendi bol bol “para transferi” yapmış.
Yetmemiş…
Kendisini de camında Atatürk resmi olan Seres Gayrimenkul Yatırım A.Ş. firmasında “satış elemanı” ve “danışman” olarak çalışıyor göstermiş.
Ne diyelim!.

5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu ile ifade özgürlüğü kısıtlanan mütedeyyin kesim, en ufak eleştiride cezaevinin yolunu tutarken…
Kemalist propagandacılar, her türlü vurguna ve yolsuzluğa rağmen “Atatürkçülük maskesi”nin arkasına sığınarak hala sütten çıkmış ak kaşık muamelesi görüyor…
Akıl alır şey değil…
-
selim olan Akıl 2 saat önce Şikayet Etsuç üstü yapılan eylemleri itibarı ile atatürkçü ve atatürkün izinden gidiyorum diyenler, atatürke hırsız, rüşvetçi, mütecaviz v.b demiş olmuyorlar mı? böyle konuşan sanıkların aynı zamanda 5816 dan da yargılanması gerekmiyor mu?Beğen Toplam 3 beğeni
-
SIBGATULLAHMÜCEDDİ 5 saat önce Şikayet EtBelki de gerçekten Atatürkçü'dürler, belki de gerçekten Atatürk'ün izinden gidiyorlardır, öyle olup olmadıklarını anlayabilmemiz için acilen 5816 sayılı kanunun yürürlükten kaldırılması ve ayrıca Atatürk dönemine ait bütün belge ve hatıraların sansürsüz bir şekilde yayınlanmasına izin verilmelidir.Beğen Toplam 6 beğeni
-
Osmaniyeli 6 saat önce Şikayet EtNasıl ki Atatürk'ü koruma kanunu var (anayasaya aykırı), ATCK ' a Atatürk'ü kullanma ve istismar etme kanunuda çıkarılmalı.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Halk 6 saat önce Şikayet Et5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun (Atatürk'ü Koruma Kanunu), 25 Temmuz 1951'de kabul edilen bu kanunu acilen kaldırmak gerekir bundan sonra hiç kimse bu maskenin altına sığınamaz .Beğen Toplam 4 beğeni
-
Mehmet 6 saat önce Şikayet EtBu Atatürk'ü kullananlar Atatürk'ün en büyük düşmanıdırlar. CHP'lilerin elit tabakası Atatürk'ü kullanma taktiklerini iyi bilirler. Atatürk maskesi onları bütün yasalardan koruyor. Atatürk dedin mi yasalar işlevsiz hale geliyor, bu da CHP'lileri iştahlandırıyor. Bununla yolsuzluğun kitabını yazıyorlar.Beğen Toplam 2 beğeni