Kurban arsızları yine devrede!
Kulluk bilinci ile çarpan yüreklerin Allah’a yönelişi...
Hacer’ce tevekkülün, İbrahim’ce sadakatin ve İsmail’ce teslimiyetin ifadesi.
Zengin ile fakir arasındaki ayrımın ortadan kalktığı, gönlü İslam’ın nuruyla dolan Müslümanların Allah’ın rızasını kazanmak adına kurbanını kestiği…
Kesmeye gücü yetmeyenlerin ise tevekkülle ibadet ettiği kutlu bir zaman dilimi…
Teşrik tekbirleriyle, namazıyla ve hatta kavurmasıyla Müslümanlığın şiarı…
Yeryüzünde Müslümanlar yaşadığı sürece devam edecek sembol bir ibadet ve ilahi bir neş’e olan bir “Kurban Bayramı”nı daha…
İnsan kanına doymayan vampirler tarafından gerçekleştirilen nice vahşet yüzünden “buruk” karşıladık.
Aslında eskiden de durum pek farklı değildi.
Çocukluğum;
Sözde “laiklik” bahanesiyle, Allah adına atılan her adımın “suç” sayıldığı 90’lı yılların karanlığında geçti.
İslam’ın gereği olarak yapılan dini vecibeleri “irticai faaliyet” olarak niteleyen…
Dahası…
“Size bayramdan önce maaş ödemeyeceğim. Çünkü benden alacağınız maaşlarla gidip kurban keseceksiniz, maaşınızı bayramdan sonra vereceğim” diyen sol-seküler iktidarlar…
Daha sonra kapı kapı dolaşarak vatandaşın kestiği kurbanların dersini zorla gasp ediyorlardı.
1925’te kurulan ve ertesi yıldan itibaren sözde “bağış” adı altında vatandaşın kurban derisine göz diken THK, o dönem cuntacılardan aldığı cesaretle; camii, vakıf ve dernekleri gezerek, bağışlanan derilere toptan el koyuyordu.
Sabah kestiği kurbanın derisini mahalle camisine gönüllü teslim eden devletin polisi, öğleden sonra görevli olarak gelerek, çaresiz o deriyi alıp THK’ye vermek zorunda kalıyordu.
“Kurban”ı adeta bir rejim tehdidi olarak gören vesayet odakları ise 28 Şubat postmodern darbesine adını veren “MGK kararlarının” 15’inci maddesini bu ibadete ayırmış ve o kirli kararlara;
“Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır” notunu düşmüştü.
Kurban derisi toplamakla suçladıkları Refah Partisi’ne ise gereğinin yapılmasını emretmişlerdi.
Tabii…
Müslümanların kestiği kurbanların derilerine zorla el koyanlar, buradan elde ettikleri gelirlerle içkili balolar tertip edip “Onuncu Yıl Marşları” eşliğinde cûş u hurûş ederlerken…
O işret masalarının mezesi olan sanat sepet tayfası da “vacip” ibadet olan kurbanı, “itibarsızlaştırma” ihalesini üstlenmişti.
Her fırsatta kendilerini “hayvan dostu” ilan eden ve “Hayvan keserek bayram yapan bir dini aklım almıyor” diyerek dinimizi hedef alan çalgı-çengi takımı…
Kevser Suresi'nde yer alan “Rabbin için kurban kes” emrine rağmen, Kurban Bayramı’na dil uzatıyordu.
Örneğin, son nefesine kadar mukaddes değerlerimizle mücadele eden Genco Erkal adlı oyuncu bozuntusu;
“Hiç sevmem bu bayramı. Kanlı bayram, ilkel bayram, insanlığın karanlık dönemini kutsayan örümcek kafanın bayramı... Benden uzak dursun” diyerek, ayetle sabit olan Kurban Bayramı’nı hedef almıştı.
Hakeza!
Hem Mansur Yavaş’tan hem Ekrem İmamoğlu’ndan ballı konserler kapan ve topladığı bağışlara rağmen vatandaşların kurbanlarını kesmeyen Tanju Özcan ile sahnede düet yapan Şevval Sam’ın kendisi gibi şarkıcı olan annesi Leman Sam da sosyal paylaşım hesabından “Benim için IŞİD ile bıçağını masum bir hayvanın boğazına dayayan aynı duygudadır” diyerek…
Kurban Bayramı'nda kurban kesen milyonlarca Müslümanı terör örgütü DEAŞ militanlarıyla bir bir tutmuştu.
Köpeği “Pako”nun ağzından yazılar yazan Bekir Coşkun, “Kur’an’da kurban diye bir ibadet yoktur” şeklinde fetva vererek, ayeti inkâr ederken…
Cumhuriyet gazetesi yazarı Ataol Behramoğlu da 2008’de “Kurban ve Bayram” başlıklı bir yazı yazarak “İnsan olmaktan utanıyorum” ifadesi ile yüce dinimizin emirlerine saldırmıştı.
Bir kebapçıda, eline aldığı zırhla tezgahtaki eti lime lime ederken neşe içerisinde poz veren şarkıcı Sevcan Orhan da bir paylaşımında, “Kurban bayramı yaklaştıkça burnumun direği sızlıyo.. Haber izlemeyeceğim, gazete okumayacağım… Zulme tanıklık etmeyeceğim” diyerek, vacip ibadetimize zulüm nitelemesi yapmıştı.
Ayrıca…
“Kimsenin bayramını kutlamıyorum. Zira benim için hayvanlara zulmün bayramı olmaz. Adı bile kurban. Şaka gibi... Kurban kesmeyi İslam’ın şartı sananların yaşadığı ülke… Bazen ne işim var burada diyorum” ifadelerini kullanan oyuncu Başak Sayan’ı..
“Hayvan keserek bayram yapan bir dini aklım almıyor” diyen Hülya Avşar’ı..
“Umarım bu bayram olabildiğince az hayvan öldürülür...” sözleriyle duyar kasan Tarkan’ı…
“Kurban kesmek keşke yasaklansa. Ete değil eğitime ihtiyacımız var” diyen Pelin Batu’yu da unutmamak lazım…
Arenalardaki “boğa katliamları”nı ya da oltaya yakalanan balığın çırpınışını “sadistçe bir zevk”le seyreden…
Sırtındaki kürklere ve yedikleri kebaplara aldırmadan, “hayvanların çektiği acı”yı bahane ederek ahkâm kesen bu “ikiyüzlü tayfaya” maalesef yeni bir isim daha eklendi.
1975’teki ilk Eurovision Yarışması’nda Türkiye’yi “Seninle Bir Dakika” şarkısıyla temsil eden ve sadece Monako’dan 3 puan alarak yarışmada sonucu olan Semiha Yankı da “Kurbana dil uzatanlar” listesinde dahil oldu.
Canlı yayında “Sahanda antrikot” tarifi veren ve “Evimde yemeğimi pişireyim, 3-4 çeşit yemek yapayım, bayılıyorum” diyerek boğazına olan düşkünlüğünü itiraf eden Semiha Yankı,
“Bu bayram benim bayramım değil.. O yüzden kutlamıyorum..” diyerek, kurbanların süslendiği, insanların Allah’a yaklaşmak gayesiyle kurban kestiği bu mübarek bayramı sevmediğini söyledi.
Yetmedi!
Gelen tepkiler sonrası, “Bu bayramı sevmiyorum dedim ortalık karıştı.. Size ne kardeşim ben sevmiyorum. Sevmek zorunda değilim. Siz istediğinizi sevin bana ne...” diyerek, toplumun sinir uçlarını germeye devam etti.
Nedense!..
Bendeniz, Semiha Yankı’nın bu rezil sözlerine hiç şaşırmadım.
Çünkü bu güruh; kedisine, köpeğine “kuzu etli” mama yedirir…
Kendileri kebapçıdan çıkmazlar ama…
Her bayram inlerinden başlarını çıkararak, “Allah'ın rızasını kazanmak için” kesilen ve garibin, gurebanın etle doyduğu “Kurban” üzerinden duyar kasarlar…
Bunlar işte böyle arsızlar!
*
Bu vesileyle, bütün Müslümanların Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum… Laikçi yobazları çatlatmaya devam!
-
Selahaddin eyyubi 2 saat önce Şikayet EtKaleminize ve yüreğinizdeki akan duygu seline binlerce teşekkürler...Beğen
-
Serkan 2 saat önce Şikayet EtSizin dininiz size bizimki bizeBeğen
-
Ercan 58 3 saat önce Şikayet EtTabiki gavurlarin zoruna gidecek şaşırmayalimBeğen Toplam 1 beğeni
-
Hasan Poslu 3 saat önce Şikayet EtYazdığınız yazının her harfini ve cümlesini destekliyorum teşekkür ediyorumBeğen Toplam 2 beğeni
-
Almancı 3 saat önce Şikayet EtHiçbir “anti”-sosyal mecrada yokum, bu nedenle sözü geçenlerin ifşalarının devamını istiyorum! Onların seviyesine inmem, Allah’a havale ediyorum!Beğen Toplam 2 beğeni