Bir asır arayla Konya’dan iki kare!
Takvimler 1940’lı yılları gösteriyordu.

Türkiye, İsmet İnönü’nün “Millî Şef” ilân edildiği zorlu yıllardan geçiyordu.
Dâhil olmadığımız halde 2. Dünya Savaşı’nın ekonomiye yönelik olumsuz etkisini azaltmak amacıyla “Milli Koruma Kanunu”nu çıkarılmış, “ekonomik” ve “sosyal yaşamla” ilgili yurt genelinde sıkıyönetim ilan edilmişti.
Ekonomiyi savaş şartlarına göre düzenleyen İnönü, “yoksulluğun” ötesinde tam bir “sefalet dönemi” başlatmıştı.
“Varlık Vergisi” adı altında yapılan düzenlemeyle, “Milletin Efendisidir” diye gazlanan ve “Arazisi 40 dönümden az” olan “çiftçi”lerin bütün “öküz”lerine devlet tarafından el konulmuştu.
“Tarım ürünleri”nin büyük bölümü “vergi” diye alındığı için köylüler “açlıktan” ölüyordu.
“Yorgan altında saklanan eşek”, “beşikte bebek gibi sallanan koyun” hikâyeleri işte bu dönemde, üstelik yaşanmış olaylardan türetiliyordu.
Devlete verecek bir şeyleri olmayan binlerce yoksul vatandaş ise tahakkuk eden vergilerini madenlerde çalışarak, bedenleriyle ödemek zorunda bırakılıyordu.
Türkiye işte bu haldeyken…
Adeta devleti temsil eden “CHP Parti Müfettişi” ile “Parti İlçe Başkanı”, beraberinde ilkokul öğretmeni ile Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde köyleri ziyaret ederek, “halkın arasına” karışmışlardı.
Tarihe utanç vesikası olarak geçen bu fotoğraf işte bu şartlar altında çekilmişti.
Halk sefalet içerisinde yaşam mücadelesi verirken, “Halk Partisi”nin temsilcileri düzgün kıyafetleriyle tam 100 sonradan ışınlanmış gibiydi.
“Halk”ın elbisesi yırtık-pırtık iken, hatta bazı çocukların üzerinde “elbise” bile yokken!..
“Halk Partisi”nin temsilcileri tam aksine ellerinde “baston”ları, başlarında “fötr” şapkaları, müreffeh bir dünyadan gelmiş gibi duruyorlardı…
Hani, “Kral Çıplak” derler ya; bu defa kral değil, “halkın çocukları çıplaktı!”
Hele bir ayrıntı vardı ki, can yakıyordu.
Köy yolları “tozlu” olduğu için, paçalardan yukarı “toz” girip de elbiseleri kirlenmesin isteyen CHP’li yöneticiler, halkın yolunu yapmak yerine, kolaya kaçarak paçalarına “Tozluk” geçirmişlerdi…
Düşünebiliyor musunuz?
CHP’liler, “Halkla iç içe” görüntüsü verebilmek için çektirdikleri fotoğrafta bile, “halkın yuttuğu toz”a tahammül edemiyorlardı.
Konya’da, CHP’nin “Altı ok”undaki “Milliyetçilik” ve “Halkçılık” kavramlarının esamisi bile okunmuyordu.
Türk halkı, bu yüzden kendi gerçeklerinden kopuk olan, kendine “doyurgan”, vatandaşa ise “buyurgan” CHP’yi ilk demokratik seçimde sandığa gömdü.
*
AK Parti, 2001 yılında yola çıktığında ise onu diğer siyasi hareketlerinden ayıran en temel unsur, sadece vesayet odaklarına ve elitist yaklaşımlara karşı çıkması değil, doğrudan milletin sinesinden doğmuş olmasıydı.
Bu hareketin kuruluş felsefesinin temel harcı, “Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi” olmaktı.
“Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik” şiarı, sadece bir seçim vaadi değil, partinin varoluş koduydu.
Kendilerini dev aynalarında gören “üstenciler” gitmiş…
Tam bir asır boyunca, malum çevreler tarafından giyim kuşamı, örf ve adetleri, kültürel değerleri hedef alınan…
“Haso’lar”, “Memo’lar” diye dışlanan ve sadece askerlik yapmaya, çift sürmeye layık görülen milletin öz evlatları iktidar olmuştu.
AK Parti gücünü plazalardan değil, tarlalarda helal rızk peşinde koşan şalvarlı analardan, elleri nasırlı babaların sarsılmaz iradesinden alıyordu.
Çünkü bu hareketin mayasında şalvar da vardı, çarık da vardı… Anadolu'nun has kokusu vardı!
Son dönemde birileri, “AK Parti ile tabanında büyük bir kırılma yaşandığını, yönetimin halktan koptuğunu, güç sarhoşluğuyla birilerinin kibir kulelerine çekildiğine” dair eleştiriler dillendiriyordu.
Kurucu değerlerden uzaklaşıldıkça, milletle parti yönetiminin arasına mesafe konulmasından şekvacı oluyordu.
İşte böyle bir dönemde…
Üstelik Konya’da, devletle millet bir kez daha aynı objektife poz veriyordu.
Halk Partisi’nin kibir dolu karesinden tam 86 yıl sonra çekilen bu karede, sırça köşklerinden çıkıp köye gelen CHP’nin üstenci yöneticileri ve çıplak köylü çocukları yoktu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Şalvarları ve başörtüleri içerisinde yüzleri gülen, bu toprakların gerçek sahibi olan ve gururla poz veren” Anadolu kadınları ile birlikte görünüyordu.
Başları örtülü, yüzleri güleç anneler, kendi içinden çıkardıkları ve devlete bakan yaptıkları “Hafız Mustafa”sıyla poz vermenin haklı gururunu yaşıyordu.
Pankarttaki “Ana Yurdunuza hoş geldiniz” ifadesi de bu bağlamda “coğrafi bir karşılama”dan ziyade, ana ile oğlun kavuşmasını andırıyordu.
Bu kare aslında, AK Parti’nin kendi "ana yurdu" olan, kendisini doğuran ve büyüten halkın gönlüne, yani “kurucu felsefesine” geri dönüşün bir yansımasıydı.
Bu anlamlı kare;
AK Parti yönünü ne zaman tamamen millete dönse, o ilk günkü tevazu ve samimiyetle halkın içine ne zaman karışsa, o eşsiz enerjiyi ve toplumsal krediyi yeniden bulacağının sinyalini veriyordu.
Dolayısıyla, bu fotoğrafı sadece sıradan bir ziyaret karesi olarak görmemek gerekir.
Bu, AK Parti’nin, millet merkezli siyaset anlayışının canlı bir kanıtıdır.
Tabanın büyük bir özlemle beklediği bu tablo; “kurucu felsefenin”, “halkla iç içe olma düsturunun” bütün makam ve mevkilerden üstün tutulmasının önemini göstermektedir.
Ne zaman ki bu sıcaklıktan, gönül bağından ve kurucu değerlerden uzaklaşılır ise işte o zaman erime başlar ve parçalanmak mukadder olur.
AK Partili siyasetçilerin de bundan yaklaşık bir asır önce Konya’ya gelirken paçalarına “tozluk” takan CHP’nin elitistlerinden farkı kalmaz.
O yüzden ne yapıp edip, AK Parti’nin halkla olan bu sıcaklığı koruması gerekir!
Zekeriya Say / Haber7
-
Hak Aşığı. 6 saat önce Şikayet EtSn. Bakanımıza sevgi ve saygımız sonsuz. İyi bir Müslüman ve gerçekten halk çocuğu. Ancak, Devletin el atması gerekli bir sorunumuz olsa, konunun daha ne olduğunu anlamayan birtakım başarısızların çoğunlukta olduğunu düşündüğüm çözümsüz cimer den baska muracaat yolumuz yok. Yine ulaşamıyoruz yetkililere çok saygı duyduğum Sn. Zekeriya bey.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Halil SİNANOĞLU 7 saat önce Şikayet Etİsmet İNÖNÜ'nün dediği gibi , " Halk düşmanınızdır."Beğen Toplam 2 beğeni
-
Misafir 7 saat önce Şikayet EtYeni nesil bunları bilmiyor. Anlamayada niyeti yok. Memur da ne yapsın garbim, korkudan neredeyse sivil görünümlü üniforma giymiş. Önünde içki şişeleriyle poz verip, yukarıya," bakın biz laikçiyiz" mesajı veren fotoğraflar çekinmiş.Beğen Toplam 3 beğeni
-
2.ZÜBÜKÖNÜ 8 saat önce Şikayet Et2.zğbükönü vakasına ramak kalmıştı, şuan silivride medfun Havalaoğlu nun gelişine ramak kalmıştı ve insanlık tarihinde yaşanmayan sefaletleri görmemize ramak kalmıştı, bakmayın bazı ahmakların güdülendilendiğine.Beğen Toplam 6 beğeni
-
Abdurrahman 8 saat önce Şikayet EtEyvallah Zekeriya bey, kaleminize kuvvet. Yalnız ne yazık ki gençler bunun farkında değil, aslında halk düşmanı ama halkçı görünen, aslında millet düşmanı ama milliyetçi görünen provakatörlerin peşine takılmış durumda. Bunda sosyal medya çok etkili. Ne yazık ki sosyal medyada bu olumsuz tipler çok etkin ve gençleri, hatta dindar ailelerin çocuklarını bile zehirliyorlar. Buna çare bulunmaBeğen Toplam 5 beğeni