Yeditepe’deki rezalet ve merakla beklenen inceleme!
Türkiye’de 1980’lerde başlayan, 2000’li yıllara kadar uzanan süreçte, samimi Müslümanlara karşı adeta savaş açıldı.
Kamu kurumlarında başlayan yasaklar, hemen her alana sıçradı.
Seçilmiş meşru iktidarları silah zoruyla indiren vesayet odakları, milli iradenin üzerinden tank paletleri ile geçti.
Eğitim hakları gasp edilen öğrenciler, uydurma delillere hapse atılan masumlar, kendi öz vatanlarında parya muamelesi gören bu ülkenin öz evlatları, çok acılar çekti.
Kendilerini bu ülkenin “asli unsurları” olarak gören seküler yobazlar ve jakoben elitistler, en çok da inançlarının gereklerine riayet eden öğrenci kardeşlerimizi mağdur etti.
Türlü engellemelerle onları okullardan uzak tutmaya çalıştılar.
Robocop polislerin sert müdahaleleriyle kız–erkek demeden çok sayıda öğrencinin kemiklerini kırdılar.
Eğitim hakları ellerinden alınan zavallı öğrenciler, Fatih Altaylı gibi küfürbazların hakaretine maruz kaldılar.
Dönemin rektörleri, ellerine aldıkları fileyi gösterip, öğrencilere “örtü” yerine “file” takmalarını söyleyerek, onlarla dalga geçti.
Kendilerini “aydın” sanan ve sürekli şişenin dibini bulan bazı alkolikler, tahrik girişimlerinde bulundu.
Vesayet odakları ve laikçi yobazlar tarafından ötekileştirilen, horlanan, hakarete uğrayan, eğitim hakları gasp edilen fakat buna rağmen menzile vararak okulunu bitirenler ise son günde bile zulümden kurtulamadı.
Binlerce öğrenci mezuniyet coşkusu yaşamadan okuluna veda etmek zorunda kaldı.
Bunların en utanç verici olanı ise 1995 yılında, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde yaşandı.
CÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’ndan “bölüm birincisi” olarak mezun olan Behiye Karadeniz, çıktığı kürsüden “Konuşmaya hakkınız yok” denilerek indirildi.
Sırf başörtülü olduğu için diplomasını alamayan ve yemin edemeyen Behiye’nin ağzını kapatan ve uzun tırnaklarını başörtüsüne geçirip, başından kepini çıkaran Serpil Güneş ise “resmi görevli” değil, aynı okulda öğrenciydi.
Vesayet odaklarından cesaret alan küstah bir öğrenci, mazlum arkadaşının sevincini gasp etmişti.
Dahası!..
Cumhuriyet Üniversitesi, ertesi yıllarda aynı olayın tekrar etmemesi için mezuniyet törenlerini erteledi.
Dönemin Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ferit Koçoğlu; ‘‘Mezuniyet tören yapmamalarını, yapacaklarsa dersliklerden birinde törensiz biçimde yapmalarını söylemiştim” diyerek, sonraki yıllarda dinine bağlı gençlerin ortalıkta dolaşmamasını istemişti.
“Milletiyle savaşan devlet” tablosunun çizildiği o meş’um günlerde Müslüman öğrenciler; Nemrut’a, Firavun’a, Ebu Leheb’e direnir gibi direndi.
Yüzde 99’u Müslüman olan ülkede Yahudi’ye, Hristiyan’a, ateiste verilen haklardan dahi mahrum bırakılan inananlar, özgürlüğü kuşanarak ve sandıkları patlatarak meydanları zorbalara bırakmadı.
Üzülmeyen, gevşemeyen, Hak için yollara düşen ve inancından taviz vermeyen samimi Müslümanlar yitirdikleri kazanımlarını, AK Parti ile birlikte gelen hürriyet ortamında tek tek geri aldı.
“Hiçbir zulüm sonsuza dek sürmez” derler ya!
Biz de…
Dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun “bin yıl sürecek” dediği o melanetin geride kaldığını ve dindar insanlara yönelik zulmün sonra erdiğini sanıyorduk ama maalesef o “habis ruh” hala aramızda dolaşıyor…
Dindar insanlar son dönemde otobüste, oturdukları sitelerin havuzunda ve kamuya açık alanlarda saldırılara maruz kalarak, hala “parya” muamelesi görüyor.
Her yıl Devrim Stadyumu’nda gerçekleştirdikleri mezuniyet töreninde açtıkları “politik” pankartlarla iktidarı hedef alan ODTÜ’lüler başta olmak üzere malum görüşten öğrenciler, düşüncelerini özgürce ifade ederken…
Dini bağlı gençler hala “fikir ve ifade hürriyetinin” kıyısından geçemiyor.
Dün “başörtülü” olduğu için Behiye Karadeniz’in mikrofonunu kapatıp tırnaklarını boğazına geçiren seküler bağnazlar, bugün Allah’ın ayetlerinin yazılı olduğu pankartları açan dindar gençleri çembere alıyor.
Bunun son örneği Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin mezuniyet töreninde yaşandı.
Mezun öğrencilerden Mustafa Malo, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ilahi ikazının yazılı olduğu pankartla sahneye çıktığı için, önce “Serpil Güneş” zihniyetine mensup öğrencilerin fiziki müdahalesine maruz kaldı ve pankartı indirilmek istendi.
Bunu başaramayan seküler şarlatanlar, bu defa Mustafa Malo’nun önünde sıra oluşturarak Ayet-i kerimenin görünmesi engellendi.
Skandal engelleme girişimi kamuoyunda infiale sebep olurken, Yeditepe Üniversitesi’nce yapılan açıklamada, “yaşananların mezuniyet törenini gölgelediği” ifade edilerek olaya ilişkin soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
Açıklamada ayrıca;
“Üniversitemiz, öğrencilerimizin inanç özgürlüğünün teminatıdır. Bizler hiçbir öğrencimizin inancından dolayı baskı görmesini veya başka öğrencilerimiz tarafından temel haklarının engellenmesini doğru bulmuyoruz” ifadeleri yer aldı.

Biz elbette bu sözlerin takipçisi olacağız…
Geçmiş yıllarda Sibirya'dan getirilen “Dugar Sürün Oorjak” ve “Lazo Monguş” adlı iki Şaman’ın kampusta, davetlilerle birlikte toplu ayin yapmasına…
Ağaçlara bez bağlayarak, yemeleri için getirdikleri yiyecekleri, güya kutsal ruhların beslenmesi amacıyla yaktıkları ateşin içine atmasına izin veren üniversite yönetiminin…
Ayet perdeleme skandalına karışan isimlere ne gibi müeyyideler uygulayacağını ve maşeri vicdanları tatmin edecek ne tür çözümler bulacağını hep birlikte göreceğiz…
Zira!..
Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan’ın geçmiş dönemlerde, benzer krizlerde bulduğu çözümler çok korkunçtu.
Mesela!
28 Şubat sürecinde, başörtüsü sorununu bir günde çözeceğini iddia eden Bedrettin Dalan;
“Üniversitede türbanı serbest bırakır, ertesi gün de İmam Hatiplere kız öğrenci alımını durdururum, sorun biter” demişti.
İnşallah Yeditepe Yönetimi de mezuniyet törenlerinde Ayet-i kerime yazılı pankart açmayı serbest bırakıp, dindar öğrencilerin okula girmesini yasaklamaz!
Bu nedenle…
Sahnedeki zorbalığa karşı alınacak tavır, bundan sonra Yeditepe Üniversitesi hakkında oluşacak toplumsal kanaati de şekillendirecektir!
-
Volkan Savaş 2 saat önce Şikayet EtOnu bunu boşverinde o Serpil Güneş'e ne oldu, o dönemde yapılanlar için soruşturma açıldımı, Behiye Karadeniz o Serpil'den davacı oldumu? Yok olmamışsa eğer o Serpil Güneş'de aramızda dolaşıyorsa hatta bide devlet memuru olduysa boşuna konuşmayalım, yazı yazmayalım.Beğen
-
Zekeriyya CANDAN 4 saat önce Şikayet EtSayın Cumhurbaşkanımız dan ricamizdir. Lütfen ama lütfen Başörtüsü ve giyim kuşam ile ilgili kanunun acilen ve acilen çıkartılması.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Sokaktaki vatandas 7 saat önce Şikayet EtÜniversitenin yaptığı açıklamaya zerre itibar etmiyorum. " dosdoğru ol ! " kaidesi ayettir evet lakin evrensel bir ahlak kuralıdır da Hristiyan, hatta Yahudi bile olsan bu kaideye uyması insandan beklenir. Lakin bunlar bu ayete o kadar reaksiyon gösterdiler ki ! Hatta hukuk fak. dekanı olduğu iddia edilen bir zat bu kaidenin maskelenmesine binaen "işte 7 tepe ruhu !" dedi.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Bülent Eyigün 8 saat önce Şikayet EtBunların diplomasıni iptal edilmesi lazım bunlar kendilerinden olan meslek taşına saygısı yok millete hiç olmaz mahkemelerde bunlardan adalet beklemek varın siz düşünün gerisiniBeğen Toplam 2 beğeni
-
efggg 8 saat önce Şikayet EtKadın özgürlüğü dedikleri bu olsa gerek.baksanıza açıklıkta bunlar ön saflardaBeğen Toplam 3 beğeni