Vatanını en çok seven en çok soyunan mıdır?
Sözde "özgürlük" ve "çağdaşlık" kisvesiyle topluma dayatılan “teşhircilik”, iğrenç bir hal almaya başladı…
Türk milletinin ahlaki değerleriyle bağdaşmayan ne kadar "sapkınlık" varsa, hepsi sanal platformlara taşınmış durumda…
Kimi "iç çamaşırı"nı göstererek şöhret olma sevdasında, kimi kırıtarak, kimi de sırıtarak!..
Geçmişte "pavyon"ları işgal edenler, sanki matah bir iş yapıyorlarmış gibi şimdi sosyal medya üzerinden etkileşim kasmaya çalışıyorlar.
Ortalık, bedenlerini sergileyenler yüzünden “online kasap dükkanına” dönmüş durumda…
Dün,
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ve 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile "ekonomik" olarak şahlanır mıyız bilemem ama şurası muhakkak ki "ahlâken" uçurumun kenarındayız!..
Gençliği ifsat eden, aile yapısını çökerten ve toplumu yozlaştıran bu çıplaklık furyasına “dur” denilmedikçe…
Ve daha da önemlisi…
Eğer namuslular da en az sosyal medyayı işgal eden "namus yoksunları" kadar cesur olmadıkça, bu ülke batmaya mahkûmdur!
Zaten bunun böyle olacağını bundan bir asır önce, daha sonra “Başbakan” olan dönemin İngiltere Sömürge Bakanı William Ewart Gladstone söylemişti.
Gladstone, Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada eline Kur'an-ı Kerim'i alarak;
"Bu Türkleri tankla, topla yıkamazsınız... Onları dize getirebilmenin tek yolu, şu elimde tuttuğum kitabı onların elinden almaktır! Ne yapıp edip, ya bu Kur'an'ı onların elinden almalı ya da onları Kur'an'dan soğutmalıyız." demişti.
1932'de, Belçika'nın Spa şehrinde düzenlenen güzellik yarışmasına ilk kez katılan Türkiye’nin adayı Keriman Halis “birinci” ilân edildiğinde ise “Jüri Başkanı”na atfedilen şu sözler, her şeyi özetlemeye yetiyordu:
"Sayın jüri üyeleri; bugün Avrupa'nın ve Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz!... 1400 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren İslâmiyet, artık bitmiştir... Onu, Avrupa Hıristiyanları bitirmiştir!.. Müslüman kadınların temsilcisi Türk Güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır... Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz!..”
Evet!..
Kimilerine göre, gerçekte söylenip söylenmediğine dair resmi bir kanıt olmayan bu sözler “şehir efsanesi” sayılsa da…
Müslüman kadınların temsilcisi konumundaki Türk Güzeli Keriman Halis’in, “mayo” ile dünya milletlerinin karşısına çıkmasını, teşhirciliğin miladı olarak pekâlâ kabul edebiliriz…
Zira!..
Bir zamanlar Fransa'da oynanan dansa bile müdahale eden Kanunî Sultan Süleyman'ın torunları, ilk kez mayo ve sütyen ile Haçlıların önüne dikilip bu yarışmada kendini beğendirmeye çalışmıştı.
*
Aslında!
Keriman Halis'i dünya güzeli ilân eden jüri başkanı az bile söylemiş...
Çünkü gelinen noktada biz onun "temenni"sini fersah fersah aştık.
Sadece, "soyunmadık!"
Kimliğimizi de üzerimizden attık!
Başörtülü oldukları halde sırf etkileşim uğruna uygunsuz paylaşımlar yapan ve “müstehcen görüntü yayınlama” suçundan tutuklanan fenomenler, işte bu kimlik bunalımının en çarpıcı örneklerini oluşturuyorlar.
Dahası…
Gençlerin “rol model” aldığı sanatçılar ise artık eserleriyle değil çıplak bedenleriyle ön plana çıkmaya çalışıyorlar.
Aralarında Hadise’nin de olduğu pek çok şarkıcı, “iç çamaşırı” denilebilecek kıyafetlerle, çoğunluğu Müslüman olan dinleyicilerinin karşısına çıkıyor.
Sevindirici olan tek şey ise…
Son dönemde ayyuka çıkan bu “teşhircilik akımı” sonrası devletin ilgili mercilerinin harekete geçmiş olması…
Mesela!..
“Manifest Grubu”na konserlerinde sahneledikleri uygunsuz dans figürleri nedeniyle “teşhir suretiyle hayasızca hareketlerde bulunma” suçundan soruşturma açıldı.
Grubun kurucusu ve menajeri Tolga Akış ise sonradan “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan tutuklandı.
Yine,
Ankara Sixtiees Pub isimli işletmeye, cinsel nitelikli gösteriler ve teşhir niteliğinde eylemler düzenlendiği iddiasıyla “müstehcenlik” ve “fuhşa yer sağlama” suçlarından başlatılan soruşturmada, işletme sahibi dâhil 7 kişi tutuklandı.
Dün de aralarında şarkıcı Tuğba Ekinci’nin bulunduğu 5 şüpheli hakkında, “sosyal medya üzerinden ücret karşılığı müstehcen içerik paylaştıkları” gerekçesiyle işlem yapıldı.
Müstehcen görüntülerini paylaştığı için tutuklanan Tuğba Ekinci’nin ifadesi ise oldukça ibretlikti.
“Vatana milletime bağlı bir insanım” diyen Ekinci;
“Özellikle kolluk kuvvetleri, şehit ve gazi yakınları ile yardıma muhtaç kişiler yönelik yapmış olduğum programlarda para almadım. Yaptığım paylaşımın suç unsuru olduğunu öngörmedim” dedi.
Düşünebiliyor musunuz?
Sosyal medya üzerinden ücret karşılığı müstehcen içerik paylaşanların bile ilk sözü “Vatana ve millete bağlılık” oluyor.
Ekinci’yi duyan da “Vatanını en çok seven en çok soyunandır” sanacak!
Dolayısıyla asıl tehlike soyunmaktan çok “teşhirciliğin” normalleşmesinde…
İşte biz, dayatılmak istenen bu yeni normale izin vermemeliyiz!
-
mert 1 saat önce Şikayet Etmüthiş bir yazı üstatBeğen Toplam 4 beğeni
-
Aydın29 2 saat önce Şikayet EtAllah razı olsun. Günümüzün en büyük sorunu çıplaklık , sosyal medya.Beğen Toplam 9 beğeni
-
deli abi 2 saat önce Şikayet Etgençler milli manevi duygulardan uzaklaşınca soyunmak onlara modernleşme olarak geliyor.Beğen Toplam 7 beğeni
-
Ali 2 saat önce Şikayet EtMükemmel bir yazı yazarı tebrik ederimBeğen Toplam 12 beğeni
-
Vatansever İsmail 2 saat önce Şikayet EtDevlet kurumları gönüllük esası ile bu Sapkınlığa karşı eylem planı yapmalı. Uygulamalı.Beğen Toplam 13 beğeni