Zekeriya Say
Zekeriya Say
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Yaşananların vebali seçmenin boynuna!

GİRİŞ 30.10.2026 GÜNCELLEME 30.10.2026 YAZARLAR

“Siyasetin Koca Reis’i” Saadettin Bilgiç, “irtica” bahanesiyle mütedeyyin kesime yönelik zulüm fırtınasının estirildiği 28 Şubat sürecinde yaptığı bir konuşmada;

“İrticanın ne olduğu merak ediliyor. Söyleyelim: Çok eski toplumlarda, eşcinsellik ve livata gibi fiiller övülürdü. Şimdi bazı kanallar eşcinselliği teşvik ediyorsa, budur irtica!” diyerek, ülkedeki asıl irtica tehlikesinin, eşcinselliğin yaygınlaşması olduğuna dikkat çekmişti.

Zira o dönem şair, modacı, stilistler ile sanatçı görünümlü bazı isimlerden oluşan “eşcinsel gettosu”, içinde debelendikleri bu sapkınlığın propagandasını yapıyordu.

Düne kadar sokağa çıkamaya cesaret edemeyen “Şengül Hamamı” müdavimleri;

Durduk yere “homoseksüelliği”, “travestiliği”, “lezbiyenliği” ve “gay”liği  “yükselen değerler” diye pazarlıyordu.

 “Eşcinsel olmayan entellerin, entelden sayılmadığı ve utandığı” şeklinde bir hava oluşturulmaya çalışılıyordu.

“Adam” mı, yoksa “madam” mı olduğu belli olmayan bazı sözde “star”ların, hemcinsleriyle çekilen uygunsuz görüntüleri magazin programlarında servis edilerek, Allah’ın lanetlediği fiiller normalleştirilmek isteniyordu.

O dönem Hıristiyan aydınlar bile, “Hiçbir terörist saldırı bize bunun kadar zarar veremez” diyerek, LGBT tehlikesine dikkat çekerken…

Cuntacılardan cesaret alan kartel gazeteleri, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmet’e bile “eşcinsel” iftirası atacak kadar alçalıyordu.

AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte eşcinseller ve destekçileri, stratejilerini değiştirdi.

Öncesinde popüler kültür araçlarıyla kendilerini şirin göstermeye çalışan eşcinsel lobisi, Batı’dan gelen fonlar ve sözde akademisyenlerin hazırladığı düzmece raporlarla, AK Parti iktidarında LGBT’lilere yönelik bir “sistematik hak ihlali” varmış algısı oluşturmaya çalıştı.

Münferit bazı adli vakaları köpürten muhalif medya, sanki Türkiye’de eşcinsellere yönelik toplu kıyım uygulanıyor şeklinde kirli bir manipülasyona imza attı.

Maalesef o dönem hükümetin içine sızan bazı “püsküllü” belalar da bu kumpasa alet oldu.

Bu şiddet algısından sonra bir “masumlaştırma” operasyonu başladı.

Dönemin kartel gazetelerinde sık sık “ben bir eşcinsel annesiyim” şeklindeki açıklamalara yer verilerek, milletimizin ruh köküne aykırı fiiller “normalmiş” gibi gösterildi. 

Eşcinsellerin ve travestilerin, gökkuşağı şeklindeki rengârenk paçavralarla yaptıkları 3-5 kişilik eylemleri “dostluk” başlıklarıyla şirin gösterildi.

“Nefrete karşı bir yasa lazım” denilerek, sözde cinsel tercihleri sebebiyle eşcinsellerin ayrımcılığa maruz kalmalarının önlenmesi istendi.

İşte bu süreçte…

Başörtülü öğrencilere üniversitelerde yaşam hakkı tanımayan dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, 2007 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ilk “eşcinsel kulübün” kurulmasına izin verdi.

Teziç’in onanıyla faaliyete başlayan “Gökkuşağı LGBT” adlı eşcinsel öğrenci kulüpleri hakkında suç duyurusunda bulunulsa da o dönem Moğultay ruhunun hüküm sürdüğü mahkemeler, kapatılan sapkın derneklerin yeniden açılmasını sağladı.

Dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet eski Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın, “Eşcinsellik hastalık, tedavi edilmeli” şeklimdeki açıklaması ise CHP’liler ile LGBT’liler arasındaki gizli ilişkiyi alenileştirdi.

O güne kadar randevu talebine bile cevap vermekten çekinen CHP’liler, bakan Kavaf’ın açıklamasından sonra yılmaz birer LGBT savunucusu oldu.

Her görüşten insanın saygı duyduğu CHP’li Mehmet Sevigen bile eşcinsellerin hamiliğine soyunarak, “Ortada bir hastalık varsa, o Sayın Bakan’ın kafasında olan hastalıktır” dedi.

Akabinde CHP’nin kapıları ardına kadar LGBT’lilere açıldı.

Daha önce YSK tarafından başvurusu veto edilen bazı transseksüeller, buradan aldıkları cesaretle CHP’den “milletvekili aday adaylığı” başvurusu yaptı.

Yine bu süreçte CHP’liler tarafından LGBTİ’ler için ilk kez Meclis’te soru önergesi verildi.

Bazı CHP’li vekiller de eşcinsellerin haklarını savunmak adına polis TOMA’sına tırmandı.

Kimi CHP üyeleri, parti otobüslerinde travestilerle uygunsuz vaziyette basılırken…

“LGBTİ Türk aile yapısını neden bozsun” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, eşcinseller tarafından “fahri üye” ilan edildi.

Göreve gelir gelmez, İBB bünyesinde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü” kurmaya çalışan…

Eşcinselleri işe aldığı yetmezmiş gibi bir de İBB personeline zorunlu olarak “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” dersi veren ve “Eşcinsel evliliklere sıcak baktığını” ima eden Ekrem İmamoğlu, LGBT desteği yüzünden kendisini eleştirenleri;

“Yatıyorlar kalkıyorlar, ‘erkek erkeğe evlilik’ diyorlar. ‘L diyorlar, G diyorlar, B diyorlar, T diyorlar... Bunların aklı burada” sözleriyle hedef alırken…

Şimdilerde yolsuzluktan tutuklu olan CHP’li İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de eşcinselleri makamında ağırlayarak, belediye binasının kolonlarını LGBTİ renklerine boyadı.

Sapkınların çatı kuruluşu KAOS GL tarafından hazırlanan ‘Fon Rehberi’nde ise Beşiktaş, Kadıköy ve Şişli Belediyeleri’nin, “eşcinsellere en çok destek veren CHP’li belediyeler” oldukları açıklandı.

“Boysan Yakar” isimli bir eşcinselin ilk defa “Başdanışman” yapıldığı Şişli Belediyesi’nde LGBT’lilere yönelik destek bununla sınırlı değildi.

Belediyeye ait “Kurtuluş Semt Polikliniği”nde, her Salı 19.00 ile 21.00 arasında eşcinsellere “Ücretsiz Jinekolojik Hizmet” veriliyordu.

Şimdi ise yıllarca Şişli’yi yöneten Mustafa Sarıgül hakkında bazı iddialar ortaya atıldı.

Şişli Belediye Başkanı olduğu 2012 yılında LGBT Onur Haftası’nın konuşmacı listesinde yer alan ve “Yerel Yönetimlerde LGBT Olasılıkları” üzerine bir konuşma yapan Mustafa Sarıgül’ün ismi, burada sıralamaktan hayâ edeceğim bazı iğrenç eylemlerle gündeme geldi.

Tabii!..

Ortaya saçılan iğrenç iddialar, “siyasetin”, dahası; verdiğimiz oylarla seçilen “siyasetçilerin” önemini bir kez daha ortaya koydu.

Çünkü bir yanda duyarlı insanlar ortalığı ayağa kaldırırken, diğer yanda eşcinselliği meşru görenler ve olası iktidarlarında bu eylemlere alan açacaklarını vaat edenler hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.

Bu yüzden tüm bütün bu çürümenin altında siyaset yatıyor.

Osmanlı döneminin ünlü fıkıh âlimlerinden İbn-i Abidin “siyaseti”;

“Halkı dünya ve ahirette kurtulacakları yola irşad etmek, onların salah ve menfaatlerine çalışmaktır” diye tarif ediyor.

Ahmed Bin Hanbel ise “El Müsned” eserinde, Peygamber Efendimizin;

“Ümmetimin hakkında, sapık ümeranın (Emir sahiplerinin) zararından korkuyorum” Hadis-i Şerif’ini naklediyor.

Dolayısıyla…

Enflasyona, patlıcan fiyatlarına, emekli maaşlarına kızıp…

Eşcinselliği parti programına sokan, kardeşi “gay bar” işlettiği halde “il başkanı” yapılan ve belediyelerin kaynaklarını LGBTİ sapkınlığının meşrulaştırılması için seferber eden adı “Yeni” fakat zihniyeti belli partilere oy verilirse, neticesi böyle olur.

 

YORUMLAR 4
  • Halil Gümüş 2 saat önce Şikayet Et
    Allah razı olsun bilgilendirdiğiniz için.
    Cevapla
  • ALI SARIKAYA 2 saat önce Şikayet Et
    CHP bu ülkenin bir güvenlik sorunudur.
    Cevapla