Devir ithal bayramlar devri!
Türkiye’de dini ve milli bayramlarımız her yıl biraz da önemi yitiriyor. İnsanlar geleneklerimizden ve kutlamalarımızdan hızla uzaklaşıyor.
Mesela dini bayramlar; insanların kaynaştığı, Allah’a yaklaştığı günlerdir.
“Kurban” kelimesinin “yakınlık” manasındaki “kurb” kökünden türetilmesi bu yüzdendir.
İnsanlar yakınlaşacak yakınlaşmasına da medya ve sanat-sepet camiası bir türlü müsaade etmiyor!
Mesela bizdeki seküler yobazlara göre kurban, “vahşi” bir bayram.
Hadise kurban kesmenin biçimsel yanını çoktan aşarak, usta manevralarla kurban kesmenin bizzat kendisine yönelmiş durumda…
İki yıl önce ölen oyuncu müsveddesi Genco Erkal, “Hiç sevmem bu bayramı. Kanlı bayram, ilkel bayram, insanlığın karanlık dönemini kutsayan örümcek kafanın bayramı... Benden uzak dursun” diyerek, Kurban Bayramı’na dil uzatmıştı.
Leman Sam isimli şarkıcı ise sosyal paylaşım hesabından “Benim için IŞİD ile bıçağını masum bir hayvanın boğazına dayayan aynı duygudadır” diyerek, Müslümanların kurban ibadeti hakkında iğrenç benzetmeler yapmıştı.

Oysa!
“Uluslararası Hayvan Refahı Organizasyonu” adlı bir kuruluş adına kurban kesimlerini takip etmek için Türkiye’ye gelen Christine Hafner, “İslamî anlamda kurban kesimine karşı değiliz… Mademki bir iyilik ediliyor, hiç olmazsa fakirlere sağlıklı et verilsin” diyerek Kurban’ın önemine dikkat çekmişti.
Dediğim gibi;
“Biçim” üzerinden başlatılan tartışmalar, günümüzde işin “özünü” ortadan kaldırmaya kadar varmış durumda..
Tabii dini bayramlarımıza yönelik tahribatlar sadece kurban tartışmalarıyla sınırlı değil!
Nicedir bayramları “tatille” özdeş gören bir anlayışın pençelerindeyiz.
Çok acı ama günümüzde “Şeker Bayramı” denilerek içi boşaltılmaya çalışan “Ramazan Bayramı” artık sadece “tatil” diye algılanıyor ve insanlar aylar öncesinden turistik bölgelere rezervasyon yaptırıyor.
İş bu kadarla sınırlı kalsa gene iyi.
Kalmıyor.
Kendi bayramlarımızı iyice sulandırıp hükümsüz bırakmaya yeltenenler, bu defa Batı dünyasında derin Hıristiyanlık kökleri bulunan bayramları birer ikişer gündemimize sokarak, içselleştirmemize çalışıyorlar.
Hadi “Noel Baba” olarak bilinen Piskopos Aziz Nikolaos'un Antalya’nın Demre ilçesinde doğduğuna yönelik hikâyeleri bir tarafa koyalım.
“Biz sadece yeni yılı kutluyoruz. Noel ayrı, yılbaşı ayrı efendim...” görüntüsü altında ülkemizde artık her yıl 25 Aralık’tan itibaren mağazalar, vitrinler, caddeler çam ağaçlarıyla süsleniyor, Noel baba kostümü giymiş adamlar sokaklarda dolaşıyorlar.
Ama iş burada da kalmıyor.
Roma İmparatorluğu dönenimde öldürülen Aziz Valentin adlı papazın idam edildiği 14 Şubat gününü ithal edenler, bu tarihi “Sevgililer Günü” adıyla kutlamaya başladı.
Malum çevrelerin argümanları gene aynıydı:
“Efendim her ne kadar Batı’daki adı Aziz Valentin Günü olsa da bunu kutlamamızın Hıristiyanlıkla ne ilgisi var? Sevgi kutsaldır, sevgiliyi gündeme getirmekten niye rahatsız olalım ki?”
Peki, bununla yetinildi mi?
Elbette hayır!
Derken sıra, Hıristiyan dünyasında her yıl 31 Ekim’de büyük coşkuyla kutlanan “Halloween Day”e geldi.

Ancak ülkemizde “Halloween Day” demek biraz sakıncalı olabileceği için bu bayrama da “Cadılar Bayramı” ismi münasip görüldü!
Bu işin ülkemizdeki öncülüğünü ise maddi imkânları ziyadesiyle yerinde olduğu için derin ruhsal boşluklar yaşayan tuzu kuru çevreler üstlendi.
“Kurban Bayramı” denildiğinde tüyleri diken diken olan sözde kültürlü, zengin ve elitist güruh, İstanbul’da Kadıköy, Beşiktaş, Beyoğlu gibi yalıtık ilçelerde, Ankara, İzmir, Antalya, Eskişehir gibi CHP’nin kalesi konumundaki illerde bulunan barlarda, kulüplerde ve otellerde kostümlü partiler düzenleyerek…
Bazı özel okullar ve dil kurslarında çocuklar için sözde kostümlü ve makyajlı etkinlikler düzenleyerek…
Kökeni “Pagan Avrupa”ya dayanan, engizisyon dönemi sonrası cadı efsaneleriyle şekillenen, tüm Hıristiyan dünyasında aynı oranda bir görsellik çılgınlığıyla kutlanan ve bir çeşit “Hıristiyan kandili” hâline gelen “Cadılar Bayramı”nı ülkemize getirdiler.
Düne kadar dar alanlarda, gözden uzak şekilde kutlanan bu “pagan ayini” tüm dünyada global bir kutlamaya dönüşürken, artık Türkiye’de de korkutucu maskeler takan, cadı giysileri giyen gençler, ilginç kostümleri ve makyajlarıyla sokaklara çıkmaya başladı.

Düşünebiliyor musunuz?
İki gün önce başkent Ankara sokaklarında, “rahibe kostümü” ile dolaşan gençler vardı.
Dahası…
“Halloween” insanın kanını donduran bir gelenek.
Düşünsenize, insanlar vampir kıyafetleri, hortlak elbiseleri giyiyor sokaklarda cirit atıyor. Ağır makyajla elde edilen vahşet görüntüleriyle yüreklere korku salmaya çalışıyor.
Zaten soğuk ayların ilk bayramı olan bu pagan festivali aslında ölüleri anmak ve hatırlamak amacıyla başlatılmış. Yüzyıllar boyu bu bayram, ateş önünde oturup korkunç ölüm ve ölü hikayeleri anlatılarak geçirilmiş. 1900'lü yıllardan itibaren ise kapitalizmin etkisiyle ticarileşerek milyonlarca dolarlık satışlara vesile olan pahalı bir aktivite halini almış.
İşin trajikomik yanı ise…
Seküler çevrelerdeki çocuklar, “cadılar bayramı” ritüellerini, milli bayramlarımızdan daha fazla biliyormuş.
Artık “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” yerine, “31 Ekim Cadılar Bayram”ı coşkuyla kutlanıyormuş.

Dahası…
İki gün önce “Cadılar Bayramını” kutlayan seküler azınlığı şimdi de “Christmas” heyecanı sardı.
Çünkü “yılbaşı” diye kutlanan ve 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan o gece, aslında 25 Aralık'tan itibaren başlayan ve Hz. İsa'nın doğumunun kutlandığı Noel'in, yani “Christmas”ın devamı…
Sonuç olarak;
Kendi dini ve milli bayramlarımız birer birer sulandırılıp içi boşaltılırken, Hıristiyanlardan ithal edilen bayramlar ülkemizde birer ikişer tedavüle sokuluyor.
Bir yandan kendi öz bayramlarımıza “gericilik” ve “vahşet” iftirası atılarak, ağız dolusu küfürler edilerek, İslâm’da bile yeri olmadığı pompalanırken..
Diğer yandan başkalarının bayramları; rahibe kostümleriyle, Noel’de giyilen kırmızı donlarla, 31 Aralık’ta süslenen çam ağaçları ve içi doldurulan hindilerle şirin gösteriliyor…
Hasılı!..
Hiç kimse; Türk okullarında “Amerikan milli marşı” söylenmesinden, “şükran günü”nün anılmasından, Ortaçağ Avrupası'nın “cadılar bayramı”nın kutlanmasından, “Türk dilinin İngilizceleşmesi”nden, Türk gençlerinin “yankee”leşmesinden, ahlâklarının dumura uğramasından, İslam’ın izlerinin silinmeye çalışılmasından şikâyetçi değil.
Çarşaflı kadınların resimlerini paylaşarak altına “Cadılar bayramınız kutlu olsun” yazan laikçi yobazlara, artık kimse tepki göstermiyor.
Haşmet Babaoğlu, 2019 yılında; “Bu gidişle bizim de ciddi ciddi bir "Cadılar Bayramı"mız olacak...” demişti…
Dediği gibi de oldu..
Cadımız yok ama maalesef artık gençlerimizin kutladığı bir “cadılar bayramımız” var…
Bu da gösteriyor ki, devir ithal bayramlar devri!
-
Berk 8 dakika önce Şikayet EtBu çocukları suçlamasan önce onların milli eğitim bakanlığının sıralarından geçtiği hatırlansın..Keşke bu bakanlık Ak Parti de olsaydı bunlar olmazdı.Kör olsun şu koalisyon hükümetleri!?Beğen
-
İsmail 19 dakika önce Şikayet EtYaratılmışların değerlisi İNSAN. İnsanı merkeze almadan, yapılanların-söylenenlerin-uydurulanların-empoze edilenlerin Kıymeti olabilir mi? Yaratanımız. '' Meleklere, “Âdem’e secde edin” dediğimizde İblîs dışındakiler derhal secde ettiler; o direndi, büyüklendi ve kâfirlerden oldu. Ademler soyuna hitapların güzel anlatılar ile. Yaratanımızın Yarattıklarının tasnifini Yaratanımıza bırakın.Beğen