Zekeriya Yıldız
Zekeriya Yıldız
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Kardeş kavgası

GİRİŞ 14.06.2026 GÜNCELLEME 14.06.2026 YAZARLAR

Yıldırım Beyazıt, Ankara Savaşı sonrası ölürken geride iktidar ortağı beş erkek evlat ve tespih tanesi gibi dağılmış bir ülke bıraktı.

Savaşın galibi olan Emir Timur, beyliklere ait toprakları eski sahiplerine iade etmiş, geri kalan yerleri, Beyazıt’ın oğulları arasında paylaştırmış, Anadolu’da bir müddet dolaştıktan sonra da Semerkant’a geri dönmüştü.

Bundan sonrası, harap olmuş topraklar üzerinde acımasızca sürecek bir iktidar kavgasıydı…

Kavga Şehzade Süleyman’ın Bursa’ya girip şehri ele geçirmesiyle başladı. Ardından devletin hazinesini, arşivini ve en küçük kardeşi Orhan’ı da yanına alarak Anadolu Hisarına geldi. Bir müddet burada kaldıktan sonra Bizans İmparatoru Manuel ile görüşerek Gelibolu’ya geçti ve orada İmparatorla bir antlaşma imzaladı.  Osmanlı toprağı olan Kartal, Pendik ve Gebze ile birlikte bazı adaları, Karadeniz sahilinde bir bölgeyi, Rumeli’de Selanik ve Teselya’yı Bizans’a terk etti. O tarihe kadar Bizans’ın ödediği vergileri kaldırdı. Benzer tavizlerle Venedik ve Cenevizlilerle de anlaştı.

Sonrasında küçük kardeşi Orhan’ı Bizans İmparatoruna rehin bırakarak Edirne’ye geçti. Burada hükümdarlığını ilan etti.

Bu esnada diğer kardeşlerden İsa ve Musa Çelebiler Anadolu’da kıyasıya bir mücadeleye girişmişlerdi. Mücadeleden İsa Çelebi galip ayrılmış, Bursa’yı alıp sultanlığını ilan etmiş, Musa Çelebi Kütahya’ya kaçarak önce Germiyan’a ardından Karamanoğlu’na sığınmıştı.

Son şehzade Çelebi Mehmet ise Amasya ve Sivas yöresini mesken tutup kendi hükümdarlığını ilan etmişti. Bir müddet bekleyip gelişmeleri izledikten sonra Bursa’ya yerleşen İsa Çelebiye bir mektup yazıp işbirliği teklif etti. İsa Çelebi reddetti. “Ulu Karındaş” sıfatıyla iktidarın kendi hakkı olduğunu savundu.

İki şehzade, Ulubat yakınlarında harbe tutuştular. Zafer, Mehmet Çelebi’nin oldu. 

Muharebeyi kaybeden İsa Çelebi soluğu Bizans’ta aldı.

Olayları Edirne’den takip eden Süleyman Çelebi, Bizans İmparatoruna haber göndererek kardeşini yanına istedi. Zira kendisine en büyük rakip olarak Mehmet Çelebiyi görüyordu. Büyük bir ordu kurdu. Mağlubiyet acısıyla kıvranan İsa Çelebiyi başına geçirerek Bursa üzerine sürdü. İki kardeş Bursa önlerinde bir kez daha karşılaştılar.

Anadolu halkı kararını çoktan vermişti. Kanla kazanılan toprakları Bizans’a terk eden Süleyman Çelebi’ye de onunla işbirliği yapan İsa Çelebi’ye de öfke kusuyordu. Mehmet Çelebinin yanında saf tuttular.

İsa Çelebi bir kez daha kaybetti. Dağılan ordusunu geride bırakarak Kastamonu’da bulunan Candaroğlu’na sığındı. Oradan Aydınoğlu, Saruhanoğlu, Karamanoğlu beylikleriyle irtibata geçti. Onlardan ordular toplayarak üç kez daha Bursa üzerine yürüdü. Her seferinde yenilip kaçmak zorunda kaldı. Bu kaçışların sonunda 1406 yılında Eskişehir’de bir hamamda yıkanırken Mehmet Çelebinin adamları tarafından öldürüldü. Cesedi Bursa’ya götürülerek Murat Hüdavendigar türbesine gömüldü.

Bu olaydan sonra Osmanlı mülkü fiilen ikiye bölünmüş oldu. Mehmet Çelebi Anadolu’da iktidarını sağlamlaştırırken, Rumeli’de Süleyman Çelebi hüküm sürüyordu.

İki kardeş, iki padişah adayı, bu bölünmüşlüğü sona erdirmek ve tek başına iktidar olmak için fırsat kollamaya başladılar.

İlk hareket Süleyman Çelebi’den geldi. Çandarlı Ali Paşayı da yanına alarak büyük bir orduyla Rumeli’den Anadolu’ya geçip Bursa üzerine yürüdü. Çelebi Mehmet karşı koyamayıp Amasya’ya çekildi. Bir yıllık bir hazırlıktan sonra karşı saldırıya geçse de başarılı olamadı. Yenişehir Ovasındaki muharebede ağır bir yenilgi daha aldı.

Süleyman Çelebi, Rumeli’nin ardından Anadolu’da da iktidarını pekiştirmek üzereydi. Karamanoğlu’nu köşeye sıkıştırmış, Aydınoğlu ve Menteşoğlu beyliklerini hâkimiyetine almıştı. Ne var ki mücadeleci bir asker olmanın yanında ehli keyif bir adamdı. Bursa’da kendini “iyş-ü-nuş”a vermiş üstelik askeri başarılarının arkasındaki en önemli isim olan Çandarlı Ali Paşayı kaybetmişti.

Bu durum, Amasya’daki karargâhında yaralarını sarmakla meşgul olan Çelebi Mehmet’i, bir kez daha harekete geçirdi.

Fetretin başlarında İsa Çelebi’ye yenilerek Karamanoğlu’na sığınan Musa Çelebi ile bağlantı kurdu. Amacı onun vasıtasıyla Süleyman Çelebi’yi Anadolu’dan uzaklaştırmaktı.  Süleyman’dan kurtulup ülkeyi bölüşmeyi teklif etti. Kendisi Bursa merkezli Osmanlı Anadolu Sultanlığının başında olacak ona da Edirne merkezli Osmanlı Rumeli Sultanlığını bırakacaktı.  Anlaştılar. Mehmet Çelebi kardeşinin emrine ciddi bir kuvvet vererek Batıya gönderdi.

Musa Çelebi, Gelibolu’dan Rumeli’ye geçti ve Eflak üzerinden Tuna’ya doğru ilerlemeye başladı. Osmanlının içine düştüğü kargaşayı körüklemek isteyen Eflak ve Sırp kuvvetleri destek açıklaması yaptılar. Hatta kavgadan pay almak isteyen Eflak Voyvodası Mirce, kızını onunla evlendirerek kendine damat edindi.

Plan kısa zamanda etkisini gösterdi. Rumeli’nin elinden kaymakta olduğu korkusuna kapılan Süleyman Çelebi telaşa kapılıp hızla Anadolu’yu terk etti. Tüm ordusunu peşine takıp önce Edirne’ye ardından Bizans’a geçti. Bizans’ın desteği olmadan Musa Çelebi tehlikesini atlatamayacağını düşünüyordu. Bizans İmparatoru II. Manuel’e zaten büyük tavizler vermişti. Bu defaki görüşmesinde ona “sevgili baba” diyerek hitap etti ve desteğini istedi. İktidarı kaybetmesi durumunda Musa’nın Bizans’ı rahat bırakmayacağını hatta Yıldırım Beyazıt zamanındaki kuşatmanın daha da şiddetleneceğini söyledi. Zaten küçük kardeşi Orhan’ı daha önceden İmparatora rehin bırakmıştı. Üstüne İmparatorun yeğeni ile evlenerek akrabalık bağı da kurdu.

Bundan sonrası çok daha hazindi…

1402’de Ankara Savaşı ile başlayan fetret devri, sekizinci yılında dönemin en kirli, en elem verici savaşına sahne oldu…

Tarih 15 Haziran 1410’u gösteriyordu…

İstanbul’un fethinden kırk üç yıl önceydi…

Bizans surlarının Edirne’ye açılan kapıları önünden başlayıp Haliç’e doğru uzanan geniş çayırlıklar üzerinde, iki ordu karşılıklı saf tuttular.

Peygamber müjdesinin peşinden kıtalar aşıp gelen İslam ordusunun muhasara alanı şimdi iki kardeşin hesaplaşma sahası olmuştu.

Bir tarafta Eflak Voyvodasının desteğini alan Musa Çelebi vardı diğer tarafta Bizans İmparatoruna sırtını dayayan Süleyman Çelebi… Saflarında ezeli rakiplerinin silah ve asker gücüyle desteklenmiş Osmanlı askerleri…

Benlik davasının, iktidar kavgasının, taht mücadelesinin sebep olduğu içler acısı, kanlı, karanlık, ürpertici bir sahneydi.

Tarihçiler, gün doğumuyla başlayıp gün batımıyla biten, kalın surların üzerinden çıplak gözle izlenen ve binlerce kardeşin karşı saflarda yer alıp can verdiği bu savaşa “Kosmidion Muharebesi” adını verdiler…

Bu manzaradan sonra muharebeyi kimin kazandığı çok da önemli değildi.

Gün, bir ibret levhası halinde tarihe akıp giderken orada yaşananlar, fetret devrinin acılarını iliklerine kadar hisseden Anadolu’nun çilekeş insanlarını, savaşın sonucundan daha çok ilgilendirdi.

Bu karanlık devir, benzer acılarla dört yıl daha sürdü. Süleyman Çelebi, Musa Çelebinin adamları tarafından Edirne’de öldürüldü.

Geriye kalan iki şehzade, ülkeyi ikiye bölüp kardeşçe yönetmek üzere anlaşmışlardı.

Zaten olmayacaktı, olmadı…

Sofya yakınlarındaki Çamurlu Derbendindeki son muharebede talih Mehmet Çelebiye güldü. Kaçış yolun üstündeki bir çeltik tarlasında tökezleyen Musa Çelebi boğularak öldürüldü…

Uğruna çok şeyin feda edildiği taht ve taç, Mehmet Çelebiye kaldı…

.........................

Her yıl Haziran ayının ortaları geldiğinde Edirnekapı’nın surları gören daracık sokaklarında ürpertici bir soğukluğun dolaştığı söylenir.

Bu soğukluk, tarih denizinden yükselen ibret fısıltısıdır.

 

 

YORUMLAR 20 TÜMÜ
  • İbrahim 5 saat önce Şikayet Et
    (3) Bu tür yazılara devam etmenizi istirham ederiz. Okunduğunda ilk anda işimize gelmeyenlere alıştırsın. 70 doğru işimiz varsa, 30 yanlışı söyleme özgüvenine sahip olmamız lazım.”30’u es geç, 70’i şişir 100 yap” anlayışı yanlıştır. (Bugün için de geçerli) “600 yıl dünyayı yönettik” klişesi yerine “200-300 yıl” desek incilerimiz mi dökülür?
    Cevapla
  • İzmirli 6 saat önce Şikayet Et
    Her zamanki gibi çok etkili bir yazı kaleme almışsınız. Tebrikler
    Cevapla
  • Hacemerli 7 saat önce Şikayet Et
    Tarihten ders almak lazım, ne olursa olsun birlik beraberlik için çalışalım.
    Cevapla
  • Abdullah64 7 saat önce Şikayet Et
    Hâkimiyet müdaheleyi reddeder. Ancak olması gereken, şahısların değil hakkın, şeriatın ve meşveret ve şuranın hakim kılınması idi, olmadı...
    Cevapla
  • İbrahim 7 saat önce Şikayet Et
    (2) Övünelim, gereğinde hamaset de yapalım; ama yanlışları da yerli yerince anlatalım; öğretelim. Bir daha tekrarlanmaması için ders alalım. Ama halen aynı yanlışların içindeyiz. Kişiler padişahına, liderine, başkanına, şeyhine vb. toz kondurmuyor! Bu kafayla iki yakamız bir araya gelmez.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle