Koçi Bey
17. Yüzyılın başlarında bugünkü adı Korçe olan Arnavutluk’un Görice kasabasında doğdu. Devşirilerek İstanbul’a getirildi. Enderun Mektebine yerleştirildi. Devletin ordu, saray ve bürokrasi kademelerine kadro yetiştiren bu mektebin muhtelif odalarında zabit olarak görev yaptı. Sultan IV. Murat döneminde Has Odaya alındı. Kısa zamanda Padişahın dikkatini çekti. İtimadını kazanıp musahibi ve sırdaşı oldu. Bu sıfatla Bağdat seferine iştirak etti.
Asıl adı Mustafa’dır. “Koçi” kelimesinin Arnavutçada “kırmızı” anlamına gelen “kuç” kelimesinden türetildiği, yüzünün kırmızılığından dolayı bu lakapla anıldığı söylenir.
Biyografi uzmanı Mehmet Süreyya Bey tarafından kaleme alınan ve kuruluştan 1899 yılına kadarki dönemde yaşamış ünlü simalarının hayat hikâyelerini anlatan “Sicill-i Osmani” isimle eserde onun için, “Siyasi işlere vâkıf, kâmil ve akıllı bir zat idi” değerlendirmesi yapılır.
Zaten Koçi Beyi, Padişah nezdinde değerli kılan da bu özelliğiydi. Devlet yönetimindeki arızaların tespiti ve alınacak tedbirler konusunda fikirler geliştirmesi ve bunları çekinmeden dile getirmesiyle tanınırdı.
Sultan IV. Murat hükümdar olduğunda henüz on bir yaşındaydı. Osmanlı Devleti, İran içlerinden Fas’a, Orta Avrupa’dan Habeşistan’a kadar uzanan dünyanın en geniş imparatorluklarından biriydi. Ne var ki, görünüşteki bu genişliğe rağmen devlet mekanizması içten içe aksamaya başlamıştı. Yeniçeri ocağı bozulmuş, iktisadi sıkıntılar baş göstermiş, mansıplar satılığa çıkarılmış, rüşvet ve yiyicilik artmış, memleketi harap eden isyanlar alıp başını gitmişti.
Şehzadeliği zamanında bunların hepsini görmüştü. Ağabeyi Genç Osman’ın katline, yeniçerilerin edepsizliğine, devlet adamlarının kifayetsizliğine şahit olmuştu.
Üstelik saltanatının ilk dokuz yılında çözülmenin şiddeti artmıştı. Sadrazam Hafız Ahmet Paşa, yeniçeriler tarafından gözlerinin önünde parçalanmıştı. Vergi düzeni bozulduğu için Anadolu ayaklanmış, Bağdat düşmüş, Safevi saldırıları Mardin’e kadar uzanmış, imparatorluk anarşiye sürüklenmişti. Yaşı elvermediği için annesi Kösem Sultanın “saltanat naibesi” sıfatıyla iktidar olduğu bu dönemde yaşananları uzaktan çaresiz gözlerle seyretmek zorunda kalmıştı.
21 yaşına girdiği 1632 yılında yönetimi ele aldı. Dokuz yılda sekiz sadrazam ve dokuz defterdarın değiştirildiği Kösem Sultan iktidarının tahribatını gidermek, yorulan devlet gemisini sahil-i selamete çıkarmak için kolları sıvadığında akıl danıştığı isimlerin başında Koçi Bey vardı.
Koçi Bey, ona hem sırdaşı hem de musahibi olarak devlet teşkilatındaki bozuklukları ve bu bozuklukların düzeltilebilmesi için gereken tedbirlerle ilgili raporlar hazırladı.
Raporlarında bozulmanın sebeplerini Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar götürdü. Bu raporlara göre; Kanuni’nin yaşlılığına kadar her şey iyiydi. Padişahlar devlet işlerine vakıf, halkına yakın, şahsiyet sahibi, değerli kimselerdi. Ordunun başında seferlere katılır, Divan toplantılarına bizzat iştirak eder, ayak divanlarıyla halkın sorunlarına birebir vakıf olurlardı. Yüksek mevkilere getirecekleri devlet adamlarının liyakat sahibi kimselerden seçilmesine dikkat ederlerdi. Bilgisiz kadınları devlet işlerinden uzak tutarlardı. Ulema sınıfına, mutlak otoriteyi sınırlayan bir güç olarak saygı gösterirlerdi. Bu sınıfın ilmin izzetiyle hareket edecek din adamlarından oluşmasını sağlar, yanlış ve fevri kararlara müdahalelerini anlayışla karşılarlardı.
Kanuni Sultan Süleyman, özellikle yaşlanmaya başladıktan sonra kadınların tesiri altında kalmıştı. Saray entrikaları, ikbal ihtirasları ve onlara yardakçılık eden karaktersiz devlet adamları, padişahı evlat katilliğine kadar götürecek acıklı hallere düşürmüştü.
Koçi Beye göre Kanuni’den sonra şahsiyet sahibi saray adamları ve saray entrikalarından kurtulabilen hükümdarlar azalmıştı. İmparatorluğun başı, otoritenin sahibi bozulmuştu.
Onunla beraber bozulan kurumların başında ilmiye sınıfı geliyordu. Medrese hocalarından kadılara kadar tayin ve terfilerde esas olan liyakat sistemi terk edilmiş, adalet terazisi bozulmuş, kifayetsiz ve muhteris din adamları şahsi çıkarları uğruna otoriteyi yanlış yönlendirmekte sakınca görmemişlerdi.
Hükümdarların etrafındaki çember daraldıkça onlar da halktan kopmuş, dürüst ve vatansever devlet adamlarından uzaklaşmışlardı. II. Selim, III. Murat, III. Mehmet gibi hükümdarlar bu durumun en tipik örnekleriydi.
Koçi Bey, raporlarında bu hükümdarlar döneminde yaşanan askeri ve mülki teşkilatlardaki yozlaşmaya dikkat çekti.
Bir zamanlar dünyanın en sağlam, en cesur ve en başarılı ordusu olan Yeniçeri ocağı, kuruluş ve işleyişindeki kaidelerini yitirmiş, ihmal ve denetimsizlik nedeniyle bozulmuş, esnaflaşmış, kuru kalabalıklar haline gelmişti. Bu ordu silahlarını düşmana karşı değil para ve iktidar hırsıyla hükümdarına ve devletine yöneltmiş, genç hükümdar II. Osman’ı Yedikule Zindanında boğmaktan çekinmeyecek hale gelmişti.
Askeriye gibi mülkiyenin hali de kötüydü. Devlet adamları alenen rüşvet alıyor, memuriyetler parayla satılıyor bu durum halkı devletten soğutuyordu.
Bir zamanlar Osmanlı ülkesini refaha kavuşturan, memleketi ekili yemyeşil tarlalar haline getiren tımar ve zeamet sistemi kökünden bozulmuştu. Bu durum, Anadolu’daki köylerin boşalmasına, köylülerin tarlalarını, ev ve barklarını terk etmelerine sebep olmuştu. Hâlbuki Padişahların esas zenginliği refah içinde yaşayan halkı sayesindeydi.
Koçi Bey, bozulmanın sebeplerini bu şekilde belirttikten sonra bir takım çareler sıraladı. Bunların başında özellikle tımar ve zeamet usullerinin süratle düzeltilmesi geliyordu. Ayrıca yeniçeri ocağı disiplin ve nizama kavuşturulmalı, onları fesada sürükleyen zorbalar itlaf edilerek devletin gücü gösterilmesi, rüşvet kaldırılmalı, ilmiye sınıfı yola getirilmeliydi. Bunun için kararlı durulmalı, amansız davranılmalıydı.
Sultan IV. Murat, risaleler halinde kendisine sunulan bu rapora büyük önem verdi.
Yaşadığı kanlı olaylar kadar bu raporun da etkisiyle olsa gerek yasaklarla örülü sert bir yönetim kurdu. İradesinin karşısında hiçbir engele müsamaha göstermedi. Halkın ve askerin içindeki hayta ve zorba güruhuna karşı çok acımasız davrandı. İlk iş olarak yeniçeri ocağında büyük nüfuzu olan ve ilk taht yıllarında Sadrazam Hafız Paşayı isyancılara parçalatan Topal Recep Paşayı katletti. İstanbul’da yeniçerilerin nifak merkezlerine dönüşmüş olan kahvehane ve meyhaneleri yıktırdı. Alkol ve tütün yasağı getirdi. Bu yasağa uymayan yeniçerilerin el ve ayaklarını kırdırdı kimi zaman boyunlarını vurdurdu. İsyan günlerinde tespit ettirip defterlettiği sipahi zorbalarını teker teker toplatıp kılıçtan geçirtti. Cesetlerini çuvallar içinde deryaya attırdı. Eşkıyanın fitne ateşi siyaset kılıcının suyu ile söndürüldü. Ne yeniçeri de ne de sipahide iki kişinin bir araya geleceği kuvvet ve kudret kalmadı.
Şeyhülislamlara Osmanlı geleneğinde idam cezası uygulanmazdı. Gördükleri en ağır ceza sürgün olurdu. İlmiye sınıfını yola getirmek ve kararlılığını göstermek için bu usulün dışına çıktı. Şeyhülislam Ahizade Hüseyin Efendiyi boğdurttu. İznik ve Şam’da rüşvetçi kadıları kale kapılarına astırttı. Diyarbakır’da Koç Şeyh Mahmut Efendiyi cellada verdi.
Nihayet, düzen ve intizamı sağladığına kanaat getirdikten sonra 1635 yılında ordusunun başına geçti. Kanuni’den sonra ilk kez Doğu Seferine çıktı. Safevilerin elinden Bağdat’ı aldı, ardından Tebriz’e girdi. Bağdat Fatihi olarak İstanbul’a döndü.
.........................
Koçi Bey, IV. Murat’tan sonra tahta çıkan Sultan İbrahim’e de devlet düzeniyle ilgili raporlar sundu. Bu raporlar, ideal yönetim biçimine dair teorik tartışmalar ve köklü bir sistem değişikliğinden ziyade arızaların tespit edilip giderilmesini esas alan siyasetname örnekleri olarak kayıtlara geçti.
Doğumu gibi ölüm tarihi de kesin olarak bilinmiyor. IV. Mehmet döneminde emekliye ayrılarak memleketi Görice’ye gittiği ve orada öldüğü söylenir.
Not: Bu yazıda, Koçi Bey Risaleleri (Kabalcı Yayınevi-2008) isimli eserden faydalanılmıştır.
Zekeriya Yıldız / Haber7
-
Emin Soylu 3 saat önce Şikayet EtZamanımızda doğruları söyleyecek koçibeeeyleere ihtiyacımız var özellikle liyakat sahibi insanları devlet yönetiminde görmekistiyoruz.Beğen
-
Bülent DUMAN 3 saat önce Şikayet Etmekanı cennet olsun inşallahBeğen