İsrail'in yeni hezeyanı! Türk diasporasını İsrail için tehdit gördü!
İsrail basını Türk diasporasının Avrupa'daki varlığının İsrail için tehlike oluşturduğunu belirten bir yazı kaleme aldı. Türklerin dini ve kültürel kimliklerini sürdürerek Almanya'daki varlıklarının İsrail'i etkileyeceğini belirtti.
ABONE OL-
Haber7
Avrupa'daki göçmen topluluklarının menşe ülkeler tarafından siyasi bir koz olarak kullanılma riskini ele alan İsrailli yazar Türk diaspora modeli nedeniyle Almanya’nın artık İsrailliler için güvenli olmadığını belirten bir yazı kaleme aldı.
Almanya'nın Suriyeli sığınmacıları geri gönderme çabalarının Suriye hükümeti tarafından dirençle karşılanacağını belirten The Time of İsrael yazarı Jan Solwyn, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Eş-Şara'nın Nisan ayında yaptığı görüşmeye değinerek Suriyeli mültecilerin ülkesine geri dönmesi için gerekli çabaların alınması konusunu görüştü.
ŞEYBANİ SURİYELİLERİN ZORLA SINIR DIŞI EDİLMESİNE KARŞI ÇIKTI
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybânî ise Almanya’nın 900 bin Suryeli’yi 3 hafta içinde geri göndermek için çalışmalara başlayacaklarına tepki göstererek, "Herhangi bir zorla sınır dışı etme girişimini" kesin bir dille reddettiğini belirterek 2011'den bu yana kitlesel göç sonucu ortaya çıkan Suriye diasporasını "stratejik bir kaynak" olarak değerlendirdi.
"TÜRK DİASPORASI EMSAL NİTELİĞİNDE"
İsrailli yazar, Türkiye'nin diaspora politikasını bir emsal olarak sunarken Türkiye'nin Avrupa'daki vatandaşları üzerindeki etkisinin Alman iç siyasetini ve seçim sonuçlarını nasıl şekillendirdiğine değindi.
Yazar Solwyn, benzer bir sürecin Suriye nüfus için de yaşanabileceği uyarısında bulunarak, Avrupa’yı büyük bir ikileme sokan 3 milyondan fazla Türk’ün Almanya’da yaşadığını, Türklerin bir kısmının Almanya ile özdeşleştiğini, birçoğunun ise hala Türk kültürüne ve Müslüman kimliğine sahip çıktığı için AB için risk oluşturduğuna değindi.
TÜRK DİASPORASI İSRAİL İÇİN TEHLİKE OLUŞTURUYOR VURGUSU
Avrupa toplumlarındaki demografik ve kültürel değişimler aracılığıyla kıtanın İsrail ile olan ilişkilerini ve dış politika dengelerini temelden sarsabileceği savunan İsrailli yazar Solwyn, “Çoğu menşe ülke için, büyük ölçekli geri dönüş stratejik çıkarlarıyla örtüşmemektedir. Aksine, diasporalarının önemli bir bölümünü Avrupa'da tutmak için güçlü teşvikler bulunmaktadır” belirtti.
Ayrıca, İslam'ın ve artan antisemitizm gibi unsurların Avrupa’nın geleneksel ittifaklarını İsrail aleyhine zayıflatabileceği riskine dikkat çekerek, “İsrail açısından bakıldığında, dış aktörlerin bu stratejik yaklaşımının uzun vadeli etkileri - Avrupa toplumlarındaki devam eden demografik değişimlerle birleştiğinde - oldukça büyük olacaktır.
Türkiye'nin politikasının da gösterdiği gibi, diasporadaki nüfuslar, çoğunluk toplumuyla aralarına bir ayrılık sokularak kasıtlı olarak siyasi varlıklara dönüştürülebilir; bu dinamik, tıpkı göçmen işçilerin ikinci ve üçüncü kuşak torunlarının önemli kesimlerinde olduğu gibi, geri dönmeyi reddeden mültecilere de yayılabilir.
Bu çerçeveler, genellikle daha çatışmacı biçimleriyle siyasi İslam akımlarıyla, antisemitik söylemlerle ve İsrail Devleti'ne karşı kökleşmiş düşmanlıkla kesişmektedir” ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2010 yılında Köln’de Almanya’da yaşayan Türklerin asimile edilmeyeceği, asimilasyonun insanlık suçu olduğuna değindiği söylemleri hatırlatan İsrailli yazar, Türkiye’nin sistematik bağ kurma ve asimilasyona karşı sergilediği duruş ile diasporanın kültürel ağlar ve din üzerinden devam ettiğini belirtti.