Yüzyılın Soykırımı: Kelimelerle gelen büyük kopuş
D. Mehmet Doğan’ın Yüzyılın Soykırımı adlı eseri, Türkiye’nin yakın tarihini dil, kültür, inanç ve medeniyet üzerinden sorguluyor.
ABONE OLTürkiye’nin yakın tarihine yönelik değerlendirmelerin çoğu zaman ideolojik bakış açıları üzerinden şekillendiğine dikkat çekilen incelemede, hakikat merkezli bir tarih okumasının önemine vurgu yapıldı. D. Mehmet Doğan’ın Yüzyılın Soykırımı adlı eseri de bu çerçevede yakın tarihe farklı bir perspektiften bakıyor.
YAKIN TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ
Sabah Kitap’ta Harun Sekmen’in kaleme aldığı incelemede, eserin Türkiye’nin yakın tarihine “güçlü bir projektör” tuttuğu belirtildi. Sekmen, kitabın kısır ideolojik tartışmaların ötesine geçerek okuyucuyu kullanılan ve unutulan kelimeler üzerinden geçmişle kurduğu ilişkiyi sorgulamaya yönelttiğine dikkat çekti.
“BİR MİLLETİN HAFIZASI YALNIZCA NÜFUSTAN İBARET DEĞİL”
Kitabın dikkat çektiği temel konulardan biri ise dilin bir milletin hafızasındaki rolü. Doğan’a göre bir milleti millet yapan yalnızca nüfusu değil; hafızası, kelimeleri, inancı, düşünce biçimi ve geçmişiyle kurduğu bağ.
Sekmen’in aktardığı değerlendirmelere göre dilde meydana gelen değişimler yalnızca iletişim biçiminin değişmesi anlamına gelmiyor. Bazı kelimelerin ve kavramların unutulması, toplumun geçmişte ürettiği düşünce dünyasına erişimini de zorlaştırabiliyor.
KELİMELER ÜZERİNDEN KÜLTÜREL KOPUŞ
İncelemede kitabın 214. sayfasındaki “Öz Türkçeden Batılı Kelimelere” başlıklı bölüme de dikkat çekiliyor. “Krallık”, “mülk” ve “hükümranlık” kelimeleri üzerinden yapılan tahlillerin, tek bir kelimedeki değişimin dahi bir metnin ve kavramın anlaşılmasını nasıl etkileyebileceğini ortaya koyduğu belirtiliyor.
Sekmen, bu yaklaşımın kitabı yalnızca dil üzerine yazılmış bir çalışma olmaktan çıkardığını ifade ediyor. Eserde dil değişiminin yanı sıra inanç, kültür, edebiyat, eğitim ve medeniyet anlayışındaki dönüşümler de aynı bütünün parçaları olarak değerlendiriliyor.
“DEDELERİMİZİN MEZAR TAŞINI BİLE OKUYAMIYORUZ”
İncelemede öne çıkan ifadelerden biri de “Dedelerimizin mezar taşını bile okuyamıyoruz” sözü. Sekmen, bu ifadenin geçmişle yaşanan kopuşun çarpıcı bir göstergesi olduğunu belirtiyor.
Geçmişte yazılmış metinleri okuyamamanın, toplumun kendi medeniyet birikimini anlamasını da zorlaştırdığına dikkat çekilen yazıda, kitabın okuyucuyu bu kopuşun nedenleri üzerine düşünmeye sevk ettiği ifade ediliyor.
TARTIŞMAYA AÇIK ANCAK DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR ESER
Doğan’ın kitap başlığında kullandığı “soykırım” kavramını biyolojik imhanın ötesine taşıyarak kültürel bir zedelenmeyi ifade etmek için kullandığı belirtiliyor. Sekmen, bu yaklaşımın tartışmaya açık olduğunu ancak eserin kıymetinin de okurda rahatsız edici ve düşündürücü sorular bırakmasından kaynaklandığını değerlendiriyor.
Yüzyılın Soykırımı, bu yönüyle yalnızca geçmişte yaşanan dil tartışmalarını ele almıyor; bugünün insanını kullandığı kelimeler, unuttuğu kavramlar ve geçmişiyle kurduğu bağ üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Sekmen, D. Mehmet Doğan’ın daha önce Muhit Kitap etiketiyle yayımlanan Batılılaşma İhaneti ve Kelimelerin Seyir Defteri adlı eserlerini de hatırlatarak, yazarın uzun yıllara yayılan dil ve medeniyet çalışmalarına dikkat çekiyor.