Ankara'nın arabuluculuk gücü! Afrika Boynuzu'ndaki fay hatları ve bölgesel mücadele
AEI raporuna göre Afrika Boynuzu’nda rekabet vekalet savaşına dönüşebilir. Türkiye, Somali ve Sudan’daki ortaklıklarıyla dengeleyici ve arabulucu kilit aktör olarak öne çıkıyor.
ABONE OL
- AEI'nin raporuna göre, Afrika Boynuzu'ndaki gerilim, Türkiye'nin "statüko" eksenindeki dengeleyici rolü ile birlikte, küresel bir vekalet savaşına dönüşme riski taşıyor. Bölge, BAE ve İsrail'in "revizyonist" kampı ile Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın "statükocu" kampı arasında iki ana gruba ayrılmış durumda.
- Türkiye, bölgedeki krizlerde bağımsızlığı gözeterek önemli bir aktör olarak öne çıkıyor ve Somali ile Sudan'daki meşruiyetin savunucusu konumunda bulunuyor. Türkiye’nin arabuluculuk yetenekleri, Kızıldeniz'deki tansiyonu düşürmek için kritik bir rol oynuyor.
- Raporda, ABD'nin bölgedeki kaosu durdurmak için Türkiye gibi aktörlerle iş birliği yapması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’nin askeri ve diplomatik varlığı, Kızıldeniz güvenliğini sağlamak için vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Haber7-ÖZEL
American Enterprise Institute (AEI) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, Afrika Boynuzu'ndaki gerilimin küresel bir vekalet savaşına dönüşme riskini gözler önüne sererken; Türkiye'nin bölgedeki "statüko" eksenindeki kritik dengeleyici rolüne dikkat çekiyor.
KIZILDENİZ HATTI ISINIYOR: VEKALET SAVAŞI KAPIDA
AEI'nin Mart 2026 tarihli "Afrika Boynuzu'ndaki Fay Hatları" başlıklı raporuna göre, Kızıldeniz'in her iki yakasında büyük bir güç mücadelesi yaşanıyor. Körfez ülkeleri, Türkiye ve İsrail arasındaki rekabet, Afrika'daki yerel çatışmaları daha karmaşık ve tehlikeli bir boyuta taşıdı. Raporda, 2020'den bu yana şekillenen "orta ölçekli güç rekabeti"nin, bölgeyi iki ana kampa ayırdığı vurgulanıyor: BAE ve İsrail'in başını çektiği "revizyonistler" ile Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın dahil olduğu “statükocular.”

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK KONUMU: İSTİKRARIN VE MEŞRUİYETİN SAVUNUCUSU
Türkiye, Afrika ülkelerinin tam bağımsızlığını gözettiği için bölgedeki krizlerde statüko bloğunun en önemli aktörlerinden biri olarak tanımlanıyor. Ankara; Somali Federal Hükümeti (FGS) ve Sudan'da meşruiyeti temsil eden Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile kurduğu güçlü ortaklıklarla bölgedeki parçalanma riskine karşı duruyor. Mısır ve Suudi Arabistan ile benzer bir çizgide ilerleyen Türkiye, Etiyopya’nın denize erişim hırsları ve Sudan’daki iç savaş gibi krizlerde dengeleyici bir güç olarak öne çıkıyor.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ VE İSRAİL EKSENİ
Rapordaki çarpıcı iddialara göre Birleşik Arap Emirlikleri (BAE); hırslı bir Etiyopya’nın en önemli müttefiki, Sudan’daki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) ana hamisi ve Somali’de ayrılıkçı yerel hükümetlerin destekçisi konumunda. İsrail ise Etiyopya ve Somaliland üzerinden bölgedeki etkisini artırmaya çalışarak BAE ile paralellik gösteriyor. Bu hamlelerin, Etiyopya’nın ezeli rakibi Eritre ve komşusu Mısır tarafından bir tehdit olarak algılandığı ve bölgedeki askeri hareketliliği tetiklediği belirtiliyor.
![]()
SUDAN VE SOMALİ: KRİZİN MERKEZ ÜSLERİNDEKİ KÜRESEL REKABET
Sudan’da dördüncü yılına giren iç savaş, yalnızca yerel bir güç mücadelesi değil, dış güçlerin SİHA’larla ve askeri desteklerle yürüttüğü bir hesaplaşma alanına dönüştü. Somali’de ise Puntland ve Jubbaland gibi eyaletlerin merkezi hükümetle yaşadığı anayasal kriz, dış aktörlerin bu bölgeler üzerindeki etkisiyle daha da derinleşiyor.
ANKARA'NIN ARABULUCULUK GÜCÜ: ÇÖZÜMÜN ANAHTARI TÜRKİYE
AEI uzmanları Liam Karr ve Michael DeAngelo, ABD’nin bölgedeki kaosu durdurmak için Türkiye gibi aktörlerle iş birliği yapması gerektiğini vurguluyor. Türkiye’nin Etiyopya ile ilgili ihtilaflarda "kanıtlanmış bir arabuluculuk siciline" sahip olduğu hatırlatılan raporda, Ankara'nın her iki rakip blok arasında köprü kurabilecek nadir aktörlerden biri olduğu belirtiliyor. Katar ve Türkiye'nin diplomasi kanallarını kullanmasının, Kızıldeniz'deki tansiyonu düşürmek için hayati önem taşıdığı kaydediliyor.
![]()
ABD'YE "ACİL MÜDAHALE" ÇAĞRISI VE TÜRKİYE MODELİ
Raporun son bölümünde, Biden veya Trump yönetimlerinin Afrika Boynuzu'nu bir kenara bırakma lüksünün olmadığı ifade ediliyor. İran ve Rusya gibi aktörlerin Sudan’daki boşluğu istismar etmeye başladığı uyarısı yapılırken; Türkiye, Katar ve Afrika Birliği gibi bölgesel güçlerin arabuluculuk çabalarının desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Türkiye’nin bölgedeki askeri ve diplomatik varlığının, Kızıldeniz güvenliğini sağlamada vazgeçilmez bir unsur haline geldiği bir kez daha tescillenmiş oldu.
-
Emekli 6 dakika önce Şikayet Etingiltere ve fransa 100 yıl önce oraya gittiler insanların dillerini ve dinlerini değiştirdiler oradaki madenleri çaldılar sömürdüler sömürgecilerden ne kalmış ise bilemem.Beğen