Emtia fiyatlarında sert düşüş

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünyayı etkisi altına almasının ardından artan ekonomik belirsizlikler piyasalarda likidite sıkışıklığına yol açarken, teminat açığına düşen yatırımcıların varlıklarını nakde çevirmesi sonucu emtia fiyatlarında son bir ayda yüzde 30'un üzerinde düşüş yaşandı.

ABONE OL
GİRİŞ 22.03.2020 14:13 GÜNCELLEME 22.03.2020 14:13 EKONOMİ
Emtia fiyatlarında sert düşüş
Emtia fiyatlarında sert düşüş

Kovid-19 salgınının küresel ekonomiyi yeni bir krize sürükleyecek  boyuta ulaştığına işaret eden gelişmelerin yaşanması üzerine tüm dünya  piyasalarında panik satışları arttı.

Bu süreçte her ne kadar merkez bankaları ve hükümetler likidite  desteği sağlasa da yatırımcıların, portföyündeki varlıkları nakde çevirmek için  harekete geçmesi piyasalardaki satışların derinleşmesine neden oldu.

Sadece hisse senetleri piyasalarında değil, yüzyıllar boyu güvenli  liman olarak görülen altın fiyatlarında da sert düşüşler görülürken, bu süreçten  gümüş, paladyum ve platin gibi diğer emtialar da nasibini aldı.

Petrol arzındaki artışa ilişkin endişelerin de satışları tetiklediği  emtia piyasasında, yılbaşından bu yana fiyatlar neredeyse yarı yarıya düştü. En büyük düşüş ise Brent tipi ham petrol dışında platin, paladyum ve  gümüşte gözlendi. Bu düşüşte ise söz konusu emtiaların en çok üretildiği ve  tüketildiği ülkelerde petrol savaşı ve koronavirüs pandemisi nedeniyle arz ve  talep yönlü şokların yaşanması etkili oldu.

Son 30 günde platin ve paladyum ortalama yüzde 37 değer  kaybetti

Medikal ve elektronik ürünler, otomobil sektörü ve petrokimya üretimde  kullanılan platin, sadece geçen hafta yüzde 20'ye yakın değer kaybetti. Söz  konusu emtianın fiyatı yılbaşından bu yana ise yüzde 36,3 azalarak 614,5 dolara  geriledi.

Platinin en büyük üreticileri arasında Rusya, Kanada ve ABD  bulunurken, veriler bu emtiayı en yoğun tüketen ülkelerin ABD, Çin, Japonya ve  İngiltere olduğunu gösteriyor.

Salgını önleme konusunda İngiltere'nin mesafe kaydedememesi, Çin'de  üretim kaybı yaşanması, ABD'de açıklanan teşvik paketleri ve ülke merkez bankası  Fed'in aldığı önlemlerin panik havasını artırması, bu emtiada yaşanan düşüşün en  önemli nedenleri olarak öne çıktı.

Geçen hafta fiyatı yüzde 5,6 düşüş kaydeden paladyum ise otomobil  sektöründen dişçiliğe kadar birçok alanda kullanılıyor. Rusya ve Güney Afrika, en  büyük paladyum üreticileri iken, tüketimin en yoğun olduğu ülkeler ise ABD ve Çin  olarak öne çıkıyor. Söz konusu ülkelerde yaşanan gelişmeler nedeniyle paladyumun  fiyatı yılbaşından bu yana yüzde 15,4 azalarak 1.642,59 dolara inerken, söz  konusu emtiada son 30 günde ise yüzde 37 gerileme görüldü.

Gümüşün fiyatı yılbaşından bu yana yüzde 31 geriledi

Dişçilik endüstrisi, pil üretimi, fotoğrafçılık, elektronik ürünler ve  alaşımlarda kullanılan gümüşün en fazla üretildiği ülkeler arasında da Çin'in  yanı sıra Meksika ve Peru bulunuyor. Tüketim konusunda ise ABD, Hindistan ve  İngiltere'nin öne çıktığı gümüşün onsu, geçen hafta yüzde 14,8 azalarak 12,6  dolara geriledi.

2020'ye 17,9 dolardan başlayan gümüşün onsu, son 30 günde ise  neredeyse yüzde 31 değer kaybetti. En fazla tercih edilen emtialar arasında bulunan altının onsu ise  özelikle fiyatında son haftalarda yaşanan volatiliteyle öne çıktı.

Nakde dönen yatırımcıların satışlarının etkisiyle altının onsu geçen  hafta yüzde 3,5 değer kaybederken, fiyatlar 1.500 doların da altını gördü. Son  iki haftada yüzde 10'un üzerinde düşüş yaşanan altının onsu, yıl içinde 1.700  doların üzerini görmüştü.

"Virüsün en büyük etkisi büyüme beklentilerinde"

Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, konuya ilişkin  yaptığı açıklamada, koronavirüsün beklenmedik bir anda ortaya çıkarak neredeyse  tüm dünyayı etkisi altına aldığını söyledi.

Virüsün sadece insan sağlığı açısından değil, ekonomik olarak da bir  tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ergezen, bu noktada en büyük etkinin ise büyüme  beklentilerinin düşmesinde görüldüğünü kaydetti.

Ergezen, bazı ülkelerde hayatın neredeyse durma noktasına geldiğine  dikkati çekerek, "Birçok firma üretime ara verdi. Tüketim, temel ihtiyaç  malzemelerine yöneldi. Yani hem üretim hem de tüketim eş zamanlı olarak düşüş  gösteriyor. Özellikle teknolojik ürünler arasında kullanımı artmasıyla birlikte  kıymetli madenlerin fiyatları da düzenli artış gösteriyordu. İşte bu noktada  koronavirüsün emtialar üzerindeki etkisini net olarak görebiliyoruz. 2008'e  bakıldığında kıymetli maden fiyatlarında benzer bir düşüş olmuştu." diye konuştu.

Birçok ülkenin ilkleri yaşadığını belirten Ergezen, şunları kaydetti:

"Küresel bir salgına hiçbir ülkenin hazırlıklı olmadığını söylemek  mümkün. Burada Türkiye'nin şimdiye kadar kontrolü elinde tutabilen nadir  ülkelerden olduğunu söylemekte fayda var. Buna karşın Avrupa'nın ekonomik anlamda  en güçlü ülkesi olan Almanya'da, borsa bir ay gibi kısa sürede neredeyse yüzde 50  değer kaybetti. Tabii değer kaybeden sadece Alman borsası değil, bütün dünya  borsaları hızlı bir şekilde değer kaybetti. Çin, uyguladığı karantina ile virüsü  kontrol altına aldı ama ekonomide üretim kayıpları yaşadı. Bunun da etkilerini  açıklanan ekonomik verilerde görüyoruz. Gelen veriler en kötümser analistlerin  tahminlerinin bile altında kaldı."

 

"Neredeyse tüm ekonomistler, resesyon olacağı konusunda mutabık"

Zafer Ergezen, ABD Başkanı Donald Trump'ın "resesyon" kelimesini  kullandığını anımsatarak, bunun "piyasaların artık resesyona gireceğinin  doğrulanması" olarak yorumlandığını aktardı.

Son bir haftada ABD ve Çin'den gelen ekonomik verilerin de ekonomideki  daralmaya işaret ettiğini belirten Ergezen, şunları söyledi: "Piyasalarda artık gelen temel verilerin çok da anlamı yok. Zaten  emtiaların çok fazla tepki verdiğini de görmüyoruz. Bu bağlamda piyasa, artık  gözünü küresel büyüme endişelerine çevirmiş durumda ve neredeyse tüm  ekonomistler, resesyon olacağı konusunda mutabık görünüyor. Salgın daha uzun  sürerse bazı ülkelerin borçlarını çevirmede sıkıntı yaşayabileceği bir gerçek.  Bunun ilk sinyalini Lübnan örneğinde gördük; vadesi gelen 1,2 milyar dolarlık  borcunu ödeyemedi. Bu diğer ülkelere de yayılabilir. Zaten merkez bankaları,  ekonomik çöküşü engellemek için hızlı bir şekilde faiz düşürdü veya düşürecek."

Ergezen, mevcut ortamda birçok endüstriyel alanda kullanılan platin,  paladyum ve gümüş gibi kıymetli madenlerin de olumsuz ekonomik büyüme ve talep  beklentileriyle değer kaybettiğini söyledi.

Benzer bir tablonun daha önceki krizlerde de görüldüğüne işaret eden  Ergezen, "Özellikle 2008 krizi, bunun için güzel bir örnek. Değer kayıplarının  tüm varlık fiyatlarına yansıdığını görebiliyoruz. Fakat özellikle endüstriyel  alanda kullanılan platin, paladyum ve gümüş fiyatında gerilemenin dikkat çekici  boyuta vardığını söyleyebiliriz." ifadelerini kullandı.

Yatırımcılar teminat açığına düştü

Zafer Ergezen, yatırımcıların koronavirüs pandemisine beklenmedik bir  anda yakalandığını, tarihte piyasalarda bu kadar sert düşüşün çok az görüldüğünü  söyledi.

Gelişmiş ülkelerin borsalarında bir günde çok sert düşüşler  yaşandığını ve yatırımcıların ellerindeki varlıkları satmaları için fırsat bile  bulamadığını ifade eden Ergezen, şunları kaydetti:

Bunun sonucunda birçok yatırımcı teminat açığına (Margin call) düştü.  Böylece teminat açığını karşılamak için ya mevcut pozisyonlarını azaltmak ya da  yeni nakit getirmek zorunda kaldılar. Mevcut varlıkların satılması ise fiyatların  daha da düşmesine neden oldu. Özellikle kıymetli madenlerde bu satışların  etkisini gördük. Aslında bunu küçük bir kartopunun çığa dönüşmesi olarak  görebiliriz. Yatırımcılar, nakit için ellerindeki kıymetli madenlerini satışa  sürüyor.

Kıymetli maden fiyatlarındaki en önemli etkilerden birisi de  kurlardaki değişim... Kıymetli madenlerin üretim yerlerine baktığımızda  gelişmekte olan ülkelerde daha fazla olduğunu görüyoruz. Şu anda içinde  bulunduğumuz günlerde dolar, diğer para birimlerine karşı değer kazanıyor. Bu  değer kazanımı sonrası ise bu ülkelerde yoğun üretimi olan kıymetli madenlerin  üretim maliyeti dolar bazında azalıyor. Fiyatların düşüşündeki bir diğer neden  olarak bunu söyleyebiliriz. Yani doların değer kazanması, dolar bazlı üretim  maliyetlerinin azalmasına ve dolayısıyla satış fiyatlarının da azalmasına yol  açıyor."

KAYNAK : AA

ETİKETLER

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR