Bu da CHP’nin özlediği üniversite... 28 Şubat'ın akademik soykırımı: Bilimi askıya alın!
Türkiye'nin entelektüel birikimine akademik suikast düzenleyen 28 Şubatçılar, başörtülülerin geleceğini kararttı, üniversiteleri ideolojik kampa çevirdi, kazanılmış hakları yok saydı, bilim adamlarını tasfiye etti.
ABONE OL
-
Haber7 - ÖZEL
28 Şubat karanlığının 29. yıldönümü yaklaşıyor.
Tek parti diktasından bu yana iktidar yüzü göremeyen CHP zihniyetinin soğuk yüzünü hissettirdiği 28 Şubat sürecinde en büyük prangalardan biri üniversitelere vuruldu.
Başörtülü öğrencilerin kapı dışarı edildiği, ikna odaları kuran Nur Serter'in CHP'den milletvekili yapılarak ödüllendirildiği 28 Şubat sürecinde üniversiteler özgür düşünce merkezi olmaktan çıkarılıp resmi ideolojinin militan yetiştirme kamplarına dönüştürüldü.
Araştırma görevlilerinden yardımcı doçentlere ve doktora öğrencilerine kadar yüzlerce bilim adamı, sadece itikatları ve hayat biçimleri nedeniyle üniversitelerden kovuldu. Türkiye'nin entelektüel sermayesi, gözü dönmüş nefretle kurutulmaya çalışıldı.
Günümüzde özellikle Boğaziçi Üniversitesi'ndeki oligarşik yapı üzerinden akademiyi karıştırmaya çalışan CHP'nin özlemini kurduğu üniversite modelinin ne olduğunu, 28 Şubat günleri en iyi örnek olarak sunuyor...

YÜKSEK ÖĞRETİMDEN YÜKSELEN KARANLIK SES: BİLİMİ ASKIYA ALIN
Dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu gibi isimlerin başını çektiği yasakçı zihniyet, dindar öğrencileri ve akademisyenleri tasfiye etmek uğruna bilimi ve eğitimi askıya almaktan çekinmedi.

Üniversitelerin hizaya getirilmesi için görevlendirildiği belirtilen Kemal Gürüz’ün talimatıyla Şubat 1998’de toplanan YÖK Genel Kurulu’nun ‘kılık kıyafet genelgesi’ne göre başörtülü öğrencilerin üniversitelere sokulmaması hususunda bütün rektörler ikaz edildi. Dönemin rektörleri yasakçılara sadakat yarışına girdi.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun 14 Mart 1998’de dekanlarını toplayarak verdiği “örtü yasağını uygulamak için gerekirse bilime ara verin” talimatı, dönemin ruhunu özetleyen en çarpıcı itiraf olarak kayıtlara geçti.

BAŞÖRTÜLÜ DİYE DERECELERİ ALINDI, DİPLOMALARI ÇALINDI
28 Şubat sürecinde binlerce öğrenci eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı. Gencecik kızlar kılık kıyafet ve irtica gibi sebepler öne sürülerek baskıya maruz bırakıldı ve disiplin cezaları ile okullarından atıldı.
Akademik soykırımın en acı örneklerinden biri Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yaşandı. Üniversiteyi birincilikle tamamlayan Hatice Toptan ve üçüncülükle bitiren Zeynep Samuk, başörtülü oldukları gerekçesiyle emeklerinin karşılığını alamadı. Mezuniyet töreninde bu öğrencilerin hak ettikleri dereceler başka öğrencilere verildi. Toptan ve Samuk’a diplomaları dahi teslim edilmedi. Başarı ve liyakatin yerini ideolojik sadakat aldı. Binlerce gencin hayalleri ve gelecekleri brifingli yargı ve baskıcı rektörler tarafından çalındı.
EĞİTİM HAKKINA JOP
Başörtüsü yasağına uymayan veya yasağı protesto eden yüzlerce öğrenciye uyarma, kınama ve okuldan uzaklaştırma gibi ağır disiplin cezaları verildi. Anayasal hak olan eğitim hakkı yönetmeliklerle suç haline getirildi.
-
İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nda sınava giren başörtülü öğrenciler, 9 Haziran 1998’de çevik kuvvet ekiplerince zorla dışarı çıkarıldı.
-
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nden 11 başörtülü öğrenci mezuniyetlerine bir hafta kala 10 Haziran 1998’de okuldan atıldı.
-
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin değişik alanlarında eğitim gören öğrenciler 11 Haziran 1998’de sınavlara alınmadı.
-
İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Yüksekokulu gibi kurumlarda, başını açmayan 30 öğrenci toplu olarak derslerden bırakıldı. Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fakültelerinde eğitimlerini bitirme aşamasına gelmiş son sınıf öğrencilerinin okulla ilişkisi kesildi.
-
Yurdun dört bir yanında başörtüsü yasağına karşı “Özgürlük İçin El Ele” eylemi gerçekleştirildi. Yüz binlerce insanın el ele verdiği eyleme, birçok yerde polis müdahalesi oldu. 11 Ekim 1998 itibariyle 600’den fazla kişi gözaltına alındı.
-
Bursa2da 28 Şubat postmodern darbesi sürecinde okulundaki başörtüsü yasağını protestoya giden Dilek Yıldırım, kamyon çarpması sonucu bacağını kaybetti.
-
Mezun olmasına 2 hafta kala İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda başörtüsünü çıkarmadığı için sınava girmesi engellendi. Eylem yapan Songür gözaltına alınarak “eğitim öğretimi engellemek” suçundan yargılandı. Songür, yargı zulmü sürerken düşük yaptı.

MEDYADAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE KURŞUN GİBİ SÖZLER
Gazeteci Fatih Altaylı, 1999 yılında Radyo D’de başörtülü öğrencilere küfretti. Altaylı, “Bir kadın var orada, bu büyük ihtimalle bir fah…, öğrenci değil. Bunlar keva.. keva..” dedi. Altaylı, Hürriyet gazetesindeki “Yeni vatandaşlık görevim” başlıklı makalesinde başörtülü öğrencilere yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: -Kolundan tutup karakola götürmek, -Evlerini fişlemek, -Araç plakalarını bildirmek...

ÜNİVERSİTE-MÜLKİ İDARE-YARGI EL ELE
28 Şubat sürecinde bütün kurumlar eşgüdüm içinde milletle savaştı. Bursa Uludağ Üniversitesi’ne alınmayan başörtülü öğrenciler, kovuldu. Bursa Uludağ Üniversitesi’nden uzaklaştırılan başörtülü öğrenciler hakkını mahkemede aradı. Dönemin Bursa Valisi Orhan Taşanlar’ın başörtü yasağı genelgesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istendi. Bursa 2. İdare Mahkemesi başörtülü öğrencileri haklı bulan karara imza attı. Kararın hemen ardından başörtülü öğrencilerin lehine karar veren hakimlerden Bursa 2. İdare Mahkemesi Başkanı Sabri Ünal, Aydın Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine sürüldü. Aynı mahkemenin diğer hakimi Mehmet Ali Ceran ise Gaziantep Vergi Mahkemesi üyeliğine gönderildi.
ÜNİVERSİTE PERSONELLERİNE İHRAÇ
Zulüm sadece öğrencilerle sınırlı kalmadı.
1997-2000 yılları arasında kılık-kıyafet yasağı nedeniyle YÖK Disiplin Kurulu kararıyla 139 personel kamu görevinden ihraç edildi.
Başörtüsü için eylem yapanları bile kapı önüne koyan YÖK Disiplin Kurulu’nun yıllara oranla verdiği 28 Şubat kararları şöyle:
-
1997 yılında, Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesiyle 16 personele ihraç
-
1998 yılında 31 personel, başörtüsü yasağı ile ilgili gösteriye katıldıkları gerekçesi ile 11 personele ihraç
-
1999 yılında Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesiyle 50 personele, başörtüsü yasağı ile ilgili gösteriye katıldıkları gerekçesi ile 3 personele ihraç
-
2000 yılında Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesiyle 8 personele, “ideolojik ve siyasi amaçlı türban takma” gerekçesi ile 19 personele ve irticai faaliyette bulunduğu gerekçesi ile 1 personele ihraç

PERSONELİN EŞİ BİLE BAŞÖRTÜSÜ TAKAMAZ
28 Şubat yasakları üniversite lojmanlarına kadar taştı. Bazı üniversite rektörlükleri, yayınladıkları genelgelerle sadece öğrencilerin değil, kampüs lojmanlarında yaşayan akademisyen ve personelin eşlerinin de başörtülü olamayacağını ilan etti. Özel hayatın mahremiyetine müdahale eden dönemin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın imzalı Genelgede şu ifadeler kullanıldı:
“Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 28.08.2001 tarih ve 19196 sayılı yazısıyla; yasal düzenle-meler, yargı kararları ve uygulamalar çerçevesinde türbanlı kişilerin Üniversitelere alınmaması hususunda Üniversite Yönetimlerince gerekli özen ve titizliğin gösterilmesinin gerektiği” belirtilmektedir. Buna göre, Üniversitemiz Kampüsü dâhilinde bulunan lojmanlarda ikamet edenlerinde türbansız olmaları gerekmektedir. Aykırı tutumlarını sürdürmekte olanlar hakkında ise gerekli tüm yasal işlemler yapılacağı önemle rica olunur.”

ÜNİVERSİTEDEN İÇERİ ADIM ATANI FİŞLEDİLER
İstihbarat kurumları 418 öğretim görevlisini ‘irticacı’ diye fişledi. Dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın fişlemelerinin yanı sıra, üniversite personeli ibadet alışkanlıkları üzerinden kara listelere alındı.
BİR GECEDE LİSE MEZUNU YAPILDILAR
Günümüzde yatay geçiş sahtekarlığıyla kazanamadığı üniversiteye girip diploma alan Ekrem İmamoğlu’nun iptal edilen diploması üzerinden algı operasyonu çeken CHP zihniyetinin, gerçek akademik başarıya nasıl çöktüğünün açık emsali de 28 Şubat sürecinde yatıyor.
Yurt dışındaki köklü üniversitelerden mezun olan akademisyen ve öğretmenlerin denklik hakları, 28 Şubat zorbalarının keyfi kararlarıyla ellerinden alındı. Özellikle El Ezher gibi üniversitelerin denklikleri iptal edilerek, bu hüküm hukuksuz şekilde geriye doğru işletildi.
Yıllarca üniversitelerde öğretim görevlisi olarak vazife üstlenen, akademik çalışmalar yürüten başarılı isimler, bir gecede lise mezunu statüsüne düşürülerek işlerinden atıldı.
Yüksek lisans ve doktora için yurt dışında bulunan öğrenciler eğitimlerini yarıda bırakmaya zorlanarak ülkeye geri çağrıldı.
Aradan geçen yıllara rağmen, kariyerleri ve itibarları zedelenen bu isimlerin mağduriyetleri tam anlamıyla gideriledi.
Kazanılmış hakların yok sayıldığı, uluslararası geçerliliği olan diplomaların geçersiz kılındığı 28 Şubat süreci, Türkiye’nin eğitim tarihine akademik suikast girişimi olarak geçti.
BİLİM DEĞİL MİTİNG YAPAN ÜNİVERSİTELER
28 Şubat sürecine Aralık 1996 itibariyle angaje olan üniversiteler, önce “Rektörler Deklarasyonu”, sonrasında da Beşli Çete’den TÜRK-İŞ ile birlikte hükümete uyarı mahiyetinde miting düzenledi.
Üniversiteler, ordudan aldıkları “irtica brifingleri” ile seçilmiş hükümete karşı birer muhalefet odağı gibi çalıştı. Bilim yuvaları ordunun darbeyi meşrulaştırma çabasının sivil ayağı haline geldi.
-
Veysi 7 dakika önce Şikayet Etİyiki cehennem varBeğen
-
Vatandaş 11 dakika önce Şikayet EtİNŞALLAH soyunuz kurur bu vatan sizden kurtulur.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Vatandaş 16 dakika önce Şikayet EtİNŞALLAH bir gün heykeller gibi dururken kaskatı olursunuz odun olursunuz.Beğen Toplam 1 beğeni
-
urfa 20 dakika önce Şikayet Etbunlar emir vermeye alışmışlar bunları kim bu ülkeye aldı acabaBeğen Toplam 2 beğeni
-
Misafir 22 dakika önce Şikayet EtYazık ki, akademisyensiniz. Tabi devriniz bitiyor paniklediniz.Beğen
