Said Nursi filminin en kritik sahnesi
Bediüzzaman'ı anlatacak filmin en can alıcı sahnesi çekilebilecek mi? Said Nursi'yi ve Atatürk'ü kimler canlandıracak? Gani Şavata'nın projesinin merak edilen tüm yönleri:
Ünlü sinema oyuncusu, yapımcı ve yönetmen Gani Şavata, Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatını beyazperdeye aktarmakla ilgili projesinin tüm yönlerine Haber7'ye anlattı:
> Gani Şavata'nın aklına nereden esti böylesine tarihi öneme sahip bir şahsiyeti beyazperdeye geçirmek?
1993 yılında tüm dünyayı acıya boğan Bosna Hersek katliamını tiyatroya yansıtmıştım. O yıl Sayın R. Tayip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanlığı’na seçilmişti. İşte Bosna Hersek adlı oyunu Gülhane Parkı’ndan halka açık oynayarak herkese duyurmamız için beni İstanbul’a davet etti. İstanbul’daki gösteri tam bir mitinge dönüştü. Metro filmin sahibi de izleyiciler arasındaymış ve çok etkilenmiş. Bu Metro filmden bir davet aldım. Bu vesile ile sinemaya geçiş yaptım.
Sinemada ben halkımın diliyle, kültürüyle yaşamak ve var olmak istiyordum. Çünkü orada doğdum ve o maya ile yoğruldum. İlkelerim vardı. Halkın sıkıntılarını, rejimin çarpık yönlerini anlatan, Yılmaz Güney sinemasının bir benzerini yapmayı düşünüyordum.
Önceleri çok zorlandım ve korktum. Kimliğimi bile açıklamaya korkuyordum. Çünkü karşımda canavarlar vardı. Yüce İslam dinine karşı çıkan, batı ve haçlı zihniyetini içimize sokan, kültürümüzü ABD’ye peşkeş çeken, sinema adına hiçbir şey yapmadığı gibi sinemayı katleden bu canavarlardan korkuyordum. Ben tek başınaydım, tek tabancaydım. Hem cesaret sergiliyor, hem korkuyordum.
Ta o yıllarda hayalini kurduğum bir projeydi; Bediüzzaman. Hatta çocukluğumdan beri rüyalarımda olan bir projeydi, Said Nursi’nin hayatını filme çekebilmek. Her zaman, “Ben üstadın filmini yapacağım” diyordum. Hele bir de Libya gibi küçük bir devletin, Çağrı gibi bir dev projeyi yaptırması üzerine şevkim daha da arttı. Bu filmi görünce bir Bediüzzaman filmi, bir Selahattin Eyyubî filmi çekme heyecanım arttım. Dedim ki, “Ben de yapacağım”
> Bütün bu isimlerin Kürt kökenli olmasının bir anlamı var mı?
> Ben insanlara hiçbir zamarı ırk boyutu ile bakmadım. Ben Kürt’üm ama bu bayrağın altında yaşıyorum ve Türk’üm. Bediüzzaman filmine de bu gözle bakıyorum. Bütün bu isimlerin., Doğu ve Kürt kimliği var diyorsunuz ama ben konuya bu boyutu ile bakmadım. Benim yaptığım tüm filmler böyledir. Acılar içinde mücadele eden son zamanların ben alnı secdede inanan biriyim. Ben sinemada hep Anadolu kültürünü, Kürtlerin ezgilerini yansıttım. Bu konudaki tabuları yıktım. Hem de DGM’lerde yargılana yargılana, yata yata yırttım. Ben bu işi de aynı cesaretle giriyorum.
> Filmin daha çekim aşamasında bunca tartışma olması sizi yıldırmıyor mu?
> Ben aslında projeyi gizli tutmak istiyordum. Zamanından önce basına yansımasını istemiyordum. Ama fısıltılar oldu ve daha ben motor demeden proje su üstüne çıktı. Basına yansımasını istemiyordum çünkü henüz filmin zamanı değil diye korkuyordum. Özellikle nur cemaatinin bu konuya tepki vermesinden korkuyordum. Ama onlar bana köstek değil destek oldular.
> Peki bugüne dek projenizin hayata geçirilmesi için neler yaptınız?
> Nur camiasının önde gelen isimleri ile görüştüm. Fikir alış verişi yaptım. Mehmet Kutlular ve Mehmet Fırıncı hocalarımızla görüştüm, onların ellerini öptüm, helallik aldım. Fethullah Gülen hoca ile tanışamadım, elini öpemedim çünkü kendisi yurt dışındaydı. Benim de yurt dışına çıkma yasağım var. Görüştüğüm isimlerin hepsi bana sahip çıktı, dua etti. Ben hiç birisinden maddi bir talepte bulunmadım. Hâlâ da görüşmeye devam ediyorum Benim cesaretimi seviyorlar.
> Sizden ne tür taleplerde bulundular.
> Sadece doğruyu vermemi istediler.
> Peki onların size yansıttığı kaygılar oldu mu?
> Tabi ki herkesin kendisine göre kaygıları var. Ama ortak ve en çok korkulan yer, TBMM’de Mustafa Kemal ile Bediüzzaman’ın karşı karşıya kaldığı sahne. ‘Acaba bu sahneyi çekebilecek misin’ diyorlar. Ben doğru olanı yapacağım ve bu sahneyi çekeceğim. Belki o sahne makaslanır, sansüre uğrar ve çıkar ama seneler sonra, eninde sonunda yine yayınlanır. Yani ben gerçekleri vermekten korkuyorsam bu filmi çekmeye nasıl cesaret edebilirim ki.
Ben gerçekler neyse onu vereceğim. Ben belgelere dayalı bir drama çekiyorum ve tarihi tekerrür ettireceğim. Ben bu yola besmele çekerek girdim, nasıl yalan yanlış bir sahne çekebilirim ki!
Filme Birinci Dünya Savaşı ve Rusya esareti ile başlayacağız. Savaş ile başlayacağız ve zaman zaman geri dönerek de arka planı vereceğiz. Zaman zaman kendisi anlatacak geçmişi, zaman zaman da rüya olarak çocukluğunu vereceğiz. Sonuçta çocukluğunda karıncalara yem vermesinden tutun da, Urfa’da Hakk'ın rahmetine kavuşmasına kadar bütün hayatını filme aktaracağız. Belgeseli nitelikli bir çekim olacak ama dünya sinemalarında gösterilecek kadar iddialı da bir sinema filmi çıkacak inşallah ortaya…
> Yaklaşık olarak ne kadar bir bütçe gerekiyor böyle bir filmi hayata geçirmek için?
> Tahmini bütçemiz yok ama 4 trilyon minimum para bulmamız gerekiyor.
> Peki böylesine iddialı bir filmi hayata geçirecek bütçeye sahip misiniz?
> Maddi olarak benim bu projenin altından kalkacak param yok. Ama en azından 10 kişi bir araya gelip 3’er 5’er yüz milyar bir araya koyar ve bir bütçe oluştururuz diye düşündüm. Buna gücümüz yeter. Sonuçta, Allah’ın izniyle bu filmi çekecek parayı buluruz Bu işten çok para kazanabiliriz ama zarar da edebiliriz. Sansüre uğrayıp batabiliriz de. Bizim işin bu yönünde gözümüz yok. Çünkü biz bu işten para kazanacağız diye yola çıkmadık. Biz bu maneviyatı yerinde görmek, bu maneviyatı yükseltmek ve sinemaya aktarmak için yola çıktık..
Geçtiğimiz günlerde Vanlılar'ın bir pikniğine davet edildim. Eminönü belediye başkanı da oradaydı. Sağ olsun beni kürsüye çağırdı. Bir anda insanlar etrafımızda toplandı. Anadolu insanı beni çok seviyor. Herkes filmin akıbetini merak ediyordu. Dedim ki, “Ben bu filmi çekeceğim. Hem de onun ayak bastığı tüm mekânlarda çekeceğim. Van’da Bitlis’te Urfa’da Barla’da onun yaşadığı yer yerde çekim yapacağım. Dün sinemada sansüre karşı mücadele verdim. Kendi ezgimi, kendi kültürümü, kendi ezgilerimi en yalın hali ile verdim. DGM’lerle yargılana yargılana bu sansürü yırttım. Deldim. Korktunuz, çekimser kaldınız, bana destek vermediniz. Maddi destek zaten olmadınız. Manevi destek ise sadece yaşlıların duaları oldu. Şimdi siz dün bana sahip çıkmadığınız gibi Bediüzzaman’ın davasına da mı sahip çıkmayacaksınız?” diye sordum. Ve bir kez daha gördüm ki halk, kültürünü, inancını, evliyalarının yaşatılmasına büyük önem veriyor. .
> Peki senaryoda ne aşamadasınız?
> Senaryo bitti sayılır. Senaryoyu, Ahmet Çetin başkanlığındaki bir heyet yazıyor. Benim de katkılarım oluyor. Üstadın bütün eserlerini okudum, hayat hikâyesini okudum, onun hakkında yazılan tüm romanları okumaya çalışıyorum. Hâlâ da okuyorum. Bir eksik kalsın istemiyorum. Evde hâlâ okumam gereken 40 kadar kitap var.
> Peki Said Nursi’yi kim canlandıracak. Bu karakteri hangi oyuncunun canlandırabileceğine inanıyorsunuz?
> Allah izin verirse Said Nursi’yi kendim oynayacağım. Bu ulvî bir dava, bıçak sırtı bir olay. Kendim illa üstadı oynayacağım diye bir olay yok. Eğer Türkiye’de sinemamızda benden daha iyi üstadı oynayacak biri varsa gelsin. Hatta bu filmi benden daha iyi yönetecek biri varsa, o da gelsin. Ben ona asistanlık yapacağım. Ama şu anda görüyorum ki tek aday benim.
> Peki bu rolü sizin oynamanıza tepki var mı?
> Hayır, benim oynamama tepki yok. Çünkü, zaman zaman aynaya bakıyorum ve “ben de üstadın torunuyum” zaten diyorum. O zaman bu rolün altından kalkacağıma inancım bir kat daha artıyor. Çünkü kendimi onunla aynı kan ve soydan gördüğüm gibi, onun davasının yolunda, alnı secdeye değen bir insanım ben. Bu rolün altından en iyi şekilde kalkacağıma inanıyorum Artık mimikleri yaşantısı ile üstadı kanıksadım. Belki ben onun eline su bile dökemem ama onun çizdiği doğrultuda yaşamaya çalışıyorum. Ve onu rüyamda görmek istiyorum. Çünkü Üstad’a yakın olanlar onun rüyasını görürler. Henüz görmedim ama inşallah göreceğim.
> Daha iyisi olursa ben ona asistanlık yapmaya hazırım, diyorsunuz. Mesela kimler gelip, ‘ben varım’ derse asistanlık yapacaksınız?
> Valla kimsenin arkasından konuymak istemem ama bir yönetmenimiz bana geldi ve “Şavata ben bu filme ortak olmak istiyorum. Sponsorumuz da var” dedi. İsmini vermeyeceğim, isterse o kendi size açıklar. “Olur hocam” dedim. Çünkü ona saygım ve sevgim vardı. Kendisi sinemada bir hayli iyi bir isim. “Sponsor kim?” diye sorduğumda Coca Cola dedi. Bir anda öyle durdum kaldım. Kinlendim.
Ben Amerikan düşmanı bir insanım. Amerika’yı hiç sevmem. Hatta şu anda Amerika’ya yakın durduğu için Tayip Erdoğan’ı da sevmiyorum. Benim oğlumun ismi Arafat. Saddam, düşünün Halepçe’de Kürtleri canice katletmiş, binlerce insan öldürmüş, zalim bir isim. Bu yüzden hiç sevmediğim bir isim. Ama Amerika’nın ona yaptıklarından dolayı, sırf Amerika’ya gıcıklık olsun diye bir oğlum olursa, onun ismini de Saddam koyacağım. Amerika’dan o kadar nefret ediyorum yani. Ben evrensel düşünüyorum ve mazlumların yanındayım. Hiroşima’da atılan bombanın acısı bende var. Filistin acıları bende yaşar çünkü zaten oğlumun adını bile bu yüzden Arafat koymuştum.
Ben Üstadın filmini yapacağım, Coca Cola’yı sponsor yapacağım! Ve sonra o filmi geçip gururla seyredeceğim. “Ne diyorsun sen ya?” dedim, “Biz ne çekiyoruz. Mümkün mü bu. Ben ABD patentli bir firmayı bu filme sponsor yapıyorsam, niye ölmüyorum ki! Kusura bakma, ben bu filmi seninle çekemem. Yahu sen bana nasıl dersin, ‘Coca Cola’dan destek alıp bu filmi çekeceğiz’ diye. Git başka film çek” dedim.
Zan altında kalmamak için bütün ustalara gittim. Osman Sınav’a da gittim. O da bana, “ Sen bu filmi yaparsın” dedi. Kısacası, şu an Türkiye’de benim dışımda üstadın filmini çekecek adam yok.
> Peki siz nasıl bir adam arıyorsunuz?
> Ben nasıl bir adam arıyorum. Üstadı yaşayan bir adam arıyorum. Yalandan riyakârlıktan uzak duran, ilkelerinden özen vermeyen bir adam arıyorum. Faizden, haramdan uzak duracak. Alnı secdeye değecek. İçi başka dışı başka olmayacak. Yani adam gibi bir adam varsa gelsin ona asistanlık yapayım diyorum. Yani bir Yücel abi var. Kendisini danışman olarak götürürüm. Abi gel bizi yönlendir derim.
> Ne zaman motor diyeceksiniz?
> Bir sene içinde Allah nasip ederse, ölmezsem, “motor” deyip çekimlere başlayapağım Dört mevsim çalışacağız. Kışın karda çamurda bile çekim yapacağız..
> Ne kadar sürede bitecek çekim aşaması
> 4 mevsimlik bir sürede inşallah bitmesini planlıyoruz. En az iki üç ayda montaj sürer.
> Filmde toplam kaç kişi rol alacak.
> Önemli karakterler için 200 kişilik bir oyuncu kadrosu gerekiyor. Tabi binlerce figürana ihtiyaç var. En az 2-3 bin figüran rol alacak bu filmde.
> Peki Atatürk rolünde kimi oynatmayı düşünüyorsunuz.
> Aslında benim gönlümden geçen isim Rutkay Aziz.Yani o rolü en iyi onun oynacağına eminim. Fakat tabi şöyle bir sıkıntımız var. Rutkay ağabeyin yaşı ile, Atatürk’ün o dönemdeki yaşı biraz sorun olacak. Çünkü Atatürk o dönemde genç. Rutkay Ağabeyin bu yaşta o rolü oynaması pek mümkün değil, Ama Atatürk’ü canlandıran genç arkadaşlarımız da var. Onları bu karakter için düşünebiliriz.
-
alper onay 18 yıl önce Şikayet EtŞavata. :) Bu adam daha önceden ülkücü idi.Şimdi kürtçü oldu çıktı. Paranın gözü kör olsun..Bunu yakından tanırım.Beğen