Şiddet ve öğretmenin statüsü
Eskiden çocuk okula verilirken öğretmene “eti senin kemiği benim” denirmiş. Uzunca bir süre “ister çocuk olsun ister yetişkin insanın etinin de kemiğinin de kendisine ait olduğunu” anlatmaya çalıştık. Okullarımızda “dayak yolu ile eğitim” gibi bir garabet vardı ve bunun önüne geçmeye çalışıyorduk.
Garabet diyorum çünkü, dayak yolu ile eğitim mümkün değil; en fazla disiplin sağlanabilir, o da çok kısa bir süreliğine. Çocuğa yönelik fiziksel veya psikolojik şiddet genellikle arzu edilenin tam tersi sonuçlar doğurur. İyi bir eğitim sisteminin en kuvvetli sütunu sevgi olmak zorundadır.
Bu konudaki çabamız başarılı oldu. Okullarımızda dayağın ve şiddetin yeri olamaz dedik, öğretmenlerimizi bilinçlendirdik, öğrenciyi koruyan gayet net kurallar koyduk.
Lakin gelin görün ki okullardaki şiddetin önüne geçemedik. Çünkü öğretmen dayağından çok daha büyük iki sorunla karşı karşıya kaldık: Biri akran zorbalığı, diğeri ise öğretmene yönelik şiddet.
Her gün bir yenisini duyduğumuz, yaş ve cinsiyet tanımayan akran zorbalığı sonunda okuldaki silahlı saldırılara kadar gelip dayandı. Çok yazdık, çok tartıştık, umuyoruz ki yeni düzenlemeler bu tip olayların yaşanmasını engeller.
Öğretmene yönelik şiddet ise genellikle görmezden geldiğimiz, kronik değil münferit olduğunu sandığımız bir sorun.
Önceleri kabadayılık yapan sorunlu öğrencilerin disiplin dışı davranışlarından ibaret gibiydi. Zamanla öğretmene zırvalık yapan, tehdit eden, dayak atan, bıçakla silahla saldıran öğrenciler peyda oldu. Gün geçmiyor ki öğretmenlerin hedefinde olduğu bir şiddet vakası duymayalım. Üstelik artık veliler de işin içinde. İnanılması gerçekten zor ama, toplumumuzda artık çocuğuna eğitim veren öğretmene saldırabilecek düzeyde insanlar var.
Ne yapmalı?
Tabi ki acil müdahale için öncelikle yasalar ve uygulama sertleştirilmeli. Öğretmene şiddet, sağlıkta şiddet konusu gibi özel olarak ele alınmalı. Velilerin okullara istedikleri gibi giriş çıkışına izin verilmemeli. Sorunlu öğrenciler için ilgili devlet birimleri devreye girdiğinde aileyi de mutlaka soruşturmalı.
Ancak sorunun sadece böylesi tedbirlerle çözülebileceğini düşünmek gerçekçi olmaz. Çünkü en temelde yer alan iki faktör var.
Bunlardan biri toplumda şiddetin yükselişi. Sebepleri çok karmaşık belki ama şiddet kültürünün yaygınlaştığı görüyoruz. Gündelik yaşamdaki şiddetten okullar da payını alıyor. Dolayısı ile önce internetten başlamak üzere şiddet kültürünün kaynaklarına korkmadan müdahale etmemiz gerekiyor.
Şiddet probleminin kaynağındaki diğer bir etken “öğretmenin statüsü” sorunu. Türkiye, uluslararası raporlara göre çok kötü bir noktada değil. Toplum hala öğretmenliği saygın bir meslek olarak görüyor. Ancak öte yandan öğretmenlerin nitelikleri ve maddi koşullarında gerileme var.
Öğretmenler, başka ülkelere kıyasla daha az maaş alıyor. Sözleşmeli olanlar ise gerçekten çok düşük ücretler ile öğretmenlik yapmak zorunda. Her şeyin maddiyatla değerlendirildiği bir çağda öğretmeni iş yerinde ve toplum içinde güçsüz düşürmemek gerekiyor.
Nitelik sorunu da maddiyat kadar önemli. Türkiye, eğitimin kalitesi anlamında hala olması gereken noktada değil. PISA skorlarımız OECD ortalamasının gerisinde kalıyor. Hem matematikte hem fen bilimlerinde hem de okumada. Tek faktör belki öğretmen değildir ama, öğretmenin niteliği açısından da bir eksiliğimiz olduğunu kestirmek güç değil. İyi eğitilmemiş, mesleğine hakim olmayan bir öğretmenin sınıftaki saygınlığının düşmesi ve disiplini yitirmesi pek de şaşırtıcı bir sonuç olmasa gerek.
Demek ki öncelikle öğretmene el kaldıranı o hareketine pişman etmeliyiz. Sonra da öğretmenlik mesleğini itibarlı ve tercih edilen bir meslek haline getirmeliyiz.
Gaffar Yakınca / Haber7
-
Ali 20 dakika önce Şikayet Et41 yıllık öğretmenim. Bir daha dünyaya gelsem öğretmenliğin yanına yaklaşmam. Ben ki çok başarılı olduğum söylenen ve mezuniyetten sonra öğrencilerimce aranan bir öğretmenim. “Ek dersiniz çok, bol tatil yapıyorsunuz” en çok duyduğum cümleler. Ne uğraşacağım ki stresten kalp hastası oldum. Emekli olurken yalandan bir plaket verirler o kadar. Keşke usta olsaydım. Günlük 7.000₺’den ev boyarBeğen
-
Eren 27 dakika önce Şikayet EtBu sesli okuma iyi olmuşBeğen
-
Nedim Yılmaz 40 dakika önce Şikayet EtNe yazik ki tüm Dünyada Millî Eğitim Bakanlığı Kontrolsüz Dijital Dünya 'nın kontrolüne girdi. İnternette çocuklara saat sınırlandırılması getirilmesi artık zorunlu şart oldu.Beğen
-
Mehmet Er 43 dakika önce Şikayet EtMillî Eğitim Bakanlığının disiplin kurallarına müdür, idareci ve öğretmenler uymayınca sorunlar çözülemiyor, çocuklar okulda da şımartılmaya devam ediyor. Her şeyin başı eğitim ise disiplin olmadan eğitimin olmadığını unutmamak gerekir.Beğen
-
Onur Yılmaz 44 dakika önce Şikayet Et12 yıllık zorunlu eğitim kaldırılmalı veya süre düzenlenmeli.10.Sınıfta lise diploması verilmeli, ortalaması 70 üstü olanlar 1 yıl daha Akademik liseye devam hakkı elde edip, lise 3 yılda tamamlanmalı. Norm fazlası olacak öğretmenler ise özel okullarda ki gibi ilkokulda İngilizce, Beden Eğitimi, Müzik …branşlarına atanarak İlkokulda branş öğretmenleri ile kalite arttırılmalı.Beğen