H. Akif Küçükal
H. Akif Küçükal
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İmparatorluğun son kumarı

GİRİŞ 21.03.2026 GÜNCELLEME 21.03.2026 YAZARLAR

Donald Trump, 2024 kampanya döneminde sahnelerde devleşirken seçmenine söz vermişti… "Artık sonu gelmez savaşlar yok."

Bugün, 2026’nın Mart ayında, dünya bambaşka ve çok daha karanlık bir tabloya uyanmış durunda. Trump'ın İran'a karşı başlattığı operasyon, sadece bir dış politika hamlesi değil, vaatlerin, ideolojilerin ve hatta bir imparatorluğun kendi ağırlığı altında ezilişinin hikayesine dönüşüyor günden güne.


"ZAFER" NARALARI VE HÜRMÜZ ÇIKMAZI

Savaşın ilk günlerinden bu yana, İran'ın nükleer tesislerinin bombalanması, askeri varlığının hedef alınması ve dini lider Hamaney’in öldürülmesi Beyaz Saray tarafından "tarihi bir başarı" olarak pazarlandı. Ancak saha bize başka bir şey söylemeye devam ediyor.

ABD, İran donanmasını sulara gömmüş olsa da Tahran'ın binlerce ucuz dronunu ve füzesini durdurmayı başaramadı. Bugünlerde söz konusu bu füzeler, Amerikan üslerine ve Tel Aviv'in mahallelerine yağarken, Trump'ın "her şey kontrol altında, kazanıyoruz, yolun sonuna geldik" söylemleri büyük bir çelişkiye dönüşüyor.

Bu başarısızlığın en trajik kanıtı, rolleri değişen müttefiklik ilişkilerinde gizli.

Bir zamanlar tüm dünyaya askeri eğitim veren "Süper Güç" ABD, bugün kendi üslerinde Ukraynalı danışmanlardan ders alıyor. Ukrayna'da Rus dronlarına karşı mücadelede pişen askerler, şimdi Amerikalılara ucuz dronlarla nasıl başa çıkılacağını öğretiyor.

Bu, Amerika'nın yeni nesil savaşa ne kadar hazırlıksız yakalandığının itirafı aslında.

Trump, bir yandan gövde gösterisi yaparken diğer yandan müttefiklerinden "Gelin şu Hürmüz Boğazı’nı beraber açalım" diyerek yardım dileniyor. Müttefikleri bir yana küresel rakibi Çin’e de aynı çağrıyı yaptı. Dünya, ne yanıt verdi Trump’a? Elbette yaşanan bu krizin mimarının arkasında durmak yerine, yükselen petrol fiyatlarına izleyici kalmayı tercih etti.

YÖNETİMDE ÇATLAK VE KOPAN GÖNÜL BAĞLARI

Trump yönetimi sadece sahada değil, içeride de büyük bir sarsıntı yaşıyor. Terörle mücadele yetkilisi Joe Kent'in istifası, buzdağının görünen kısmıydı.

Kent, savaşın "İsrail ve güçlü Amerikan lobisinin baskısıyla" çıkarıldığını öne sürerek istifa edince, devletin cevabı Kent’e yönelik FBI soruşturması oldu..

Kent, Charlie Kirk suikast girişiminin arkasındaki "İsrail parmağını" kanıtlamaya çalışmakla suçlanıyor. Bu durum, Washington'da "başkanın sadıkları" ile "devletin memurları" arasında geri dönülemez bir iç savaşın başladığını gösteriyor.

Daha da önemlisi ise son birkaç aydır dillendirdiğimiz, Trump'ın en sadık kalesi olan "MAGA" tabanındaki büyük kırılma. Joe Rogan, Tucker Carlson ve Megyn Kelly gibi hareketin fikir önderleri, Trump'ın vaat ettiği "savaşsız Amerika" yerine "Orta Doğu'ya saplanmış Amerika" görünce şaşkına döndüler.

Cumhuriyetçi seçmen artık Trump'ın açgözlülüğünün ve kişisel hırslarının, kendi hayatlarını tehlikeye atan ulusal güvenlik tehdidine dönüştüğünü fark etmeye başladı. Seçmen ile Trump arasındaki o meşhur "karşılıklı saygı" bağı, bugün yerini derin bir ihanet duygusuna bırakmış durumda.

SİLAH BARONLARI, EMLAKÇILAR VE ÇİFTÇİNİN GÖZYAŞI

Washington'da tartışılan en büyük soru şu.. "Bu kadar para nereye gidiyor?"

Evet, savaş milyarlarca doları yutuyor ve bu para Amerikan silah baronlarını besliyor. Fakat Amerikan halkı ne olacak?

ABD halkının derdiyle dertlenmek değil amacımız sadece toplumun psikolojisini anlamak için sorguluyoruz bunu.  Trump’ın kabinesini profesyonel diplomatlar yerine damadı Jared Kushner ve Steve Witkoff gibi isimlerden oluşturması, savaşın asıl amacına dair şüpheleri artırıyor. Bu isimler için Orta Doğu, stratejik bir müttefik değil, devasa bir gayrimenkul projesi.

"Yeni Gazze" gibi projelerle Gazze sahiline lüks binalar dikmeyi hayal eden bu çevreler, şimdi de İran ve Körfez’deki yıkımı bir "yeniden inşa fırsatı" olarak görüyor olamaz mı?

Emlakçı gözüyle bölgeye bakan ABD elitlerinin, ticaret yollarını Hürmüz yerine Kızıldeniz üzerinden İsrail’e oradan da Doğu Akdeniz yoluyla Avrupa’ya yönlendirme çabası, savaşın söz konusu zihniyet için bir başka kazanç kapısı değil mi?

Bunlar mangırı buradan götürecek de madalyonun diğer yüzünde Amerikan halkı, yoksullaşan ABD çiftçisi var. Dünyanın polisi, küresel süper güç Amerika işin bu kısmıyla nasıl başa çıkacak?

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla gübre üretimi için gereken gaz akışı durdu. Zaten yüksek faizle boğuşan Amerikan çiftçisi, işletme giderlerinin %35’ini oluşturan gübreyi artık alamıyor.

Trump’ın en büyük seçmen kitlesi olan kırsal kesim, bugün gıda güvenliği krizi ve ekonomik yıkımla baş başa. Herkes petrol fiyatlarındaki artışlardan bahsediyor ancak, silah tüccarları ve emlakçılar servetlerine servet katarken, Amerikan halkı markette iki katına çıkan ekmek fiyatıyla da savaşı iliklerinde hissediyor. Ara seçimlere bu tablonun yansıması sizce nasıl olacak?

ASIL KAZANAN KİM?

Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar bizlere kimin kaybettiği hakkında, kimin zor durumda olduğu hakkında ciddi ipuçları veriyor. Peki, bu kaosun asıl kazananı kim? Cevap Washington'da değil, Pekin ve Moskova'da saklı sanki.

ABD, tüm stoklarını ve pahalı füzelerini İran'ın ucuz dronları üzerinde tüketirken, asıl rakibi olan Çin karşısında savunmasız kalıyor. Uzmanlar, Çin ile olası bir Tayvan çatışmasında ABD'nin füzelerinin sadece 8 gün içinde bitebileceğini öngörüyor.

Trump, İran'ı bombalarken aslında Çin'in elini güçlendiriyor ve ona küresel liderlik yolunda altın bir tepsi sunuyor.

Rusya ise enerji fiyatlarının yükselmesi ve ABD'nin Orta Doğu'ya saplanmasıyla Ukrayna'da daha rahat nefes alıyor. ABD kendi içinde "diplomatlar-emlakçılar" kavgası verirken, rakipleri bu kurumsal çöküşü büyük bir iştahla izliyor.

Trump'ın kendi kişisel otoritesini pekiştirmek ve yakın çevresini ve İsrail’i zengin etmek için başlattığı bu savaş, paradoksal olarak Amerika'nın küresel imparatorluğunun çöküşünü hızlandıran bir katalizöre dönüşmüş durumda.

BİR DEVRİN HAZİN SONU

Trump'ın İran savaşı, tarihe sadece askeri bir başarısızlık olarak geçmeyecek. Bu savaş, Amerikan devletinin kurumsal hafızasının silindiği, diplomasinin emlak pazarlıklarına indirgendiği ve halkın çıkarlarının bir avuç elitin cebi için feda edildiği bir dönemin zirve noktası.

Amerika, dünyanın jandarması olmaya çalışırken kendi evindeki çiftçiyi, kendi ordusundaki disiplini ve kendi seçmenindeki inancı kaybetmiş durumda.

Kara harekatının düşünüldüğü bu günler geçince, bu savaşın dumanı dağılınca geriye "Büyük Amerika" kalacak mı dersiniz?

Geriye kalan tek şey, pahalı füzeleri bitmiş, müttefikleri tarafından terk edilmiş ve küresel liderliği büyük ihtimalle Çin'e devretmiş, yorgun ve bölünmüş bir ülke olacak.

Trumpizm, kendi yarattığı yangının içinde küle dönerken, dünya yeni bir düzene, Amerika'nın artık merkezde olmadığı bir geleceğe doğru çoktan yol almaya başladı.

YORUMLAR 21 TÜMÜ
  • Memosay 2 saat önce Şikayet Et
    USA ve esrael yok olacak
    Cevapla
  • bekir 6 saat önce Şikayet Et
    ABD halkı mossad tarafından EPSHTEIN sapık başı tarafından şantaj kasetleri ile ele geçirilmiş zavallı pedofili hastaları tarafından dolu bir senatoda katil manyakların ayakta alkışlanma nedenini öğrendi
    Cevapla
  • Nedret 7 saat önce Şikayet Et
    Analizinin yanlış, İsrail ve ABD menfaatleri burada ortak. Sürüklenme yok. ABD Çin'i durdurmak ve onun Orta kuşak-Yeni İpekyolunu ve enerji kaynaklarını ele geçirmek istiyor. İsrail'de kendi emellerini. Ortaklaşıyorlar yani. İspat: Ayak sürüyen Avrupa devletleri; İsrail, İran'ın Gaz sahalarına saldırısından sonra birer birer savaşa destek açıklaması yaptı.
    Cevapla
  • HIDIR BUDUR 8 saat önce Şikayet Et
    Klasik Rambo havası. Koskoca denilen ABD Hava kuvvetleri komutanı basının karşısına çıkıyor. " Pilotlarımız, bombalar yükleniyor, UÇAKLAR HAVADA UÇUYOR şeklinde " dolduruş gaza getirme konuşmalarında uzun uzun !!! Tek anlamadıkları ; Müslümanların "EĞER İNANMIŞSANIZ ŞÜPHESİZ EN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ.” maneviyat yanı.
    Cevapla
  • Harun DOĞAN 8 saat önce Şikayet Et
    Çok isabetli bir yorum olmuş, çok beğendim elinize emeğinize sağlık.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle