H. Akif Küçükal
H. Akif Küçükal
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Petrol mü gaz mı, nükleer mi, yapay zeka mı?

GİRİŞ 25.04.2026 GÜNCELLEME 25.04.2026 YAZARLAR

Sevilla Haritası..

Libya ile MEB anlaşması..

EastMed..

Ukrayna Savaşı..

IMEC..

7 Ekim..

Venezuela'ya müdahale..

İran Savaşı..

Bu sıralama ile dünyadaki gelişmelere baktığımızda ortaya bir resim çıkıyor ve bu resim bize iki soru sorduruyor..

1- Petrolün yerini doğal gaz mı alıyor?
2- Yeni caydırıcılık yapay zeka mı?

Bugün, bu iki soru sayesinde, son yıllarda yaşadıklarımızı yeniden anlamlandırmaya çalışacağız sizlerle.

PETROLDEN DOĞAL GAZ'A GEÇİŞ SÜRECİNDEYİZ

Orta Doğu ve dünya jeopolitiği uzun süredir petrol boru hatları ve ticaret rotaları üzerinden okunuyordu. İran savaşı, akabinde Hürmüz'ün kapanması denklemi değiştirdi.

Dünya, petrolün, son örnekte görüldüğü üzere Hürmüz Boğazı gibi dar ve riskli geçiş noktalarına, fiziksel olarak göbekten bağlı olduğunu görmüş oldu.

Günümüz teknolojisinin, özellikle de yapay zekanın elektriğe ihtiyacını düşünürsek, dijitalleşmenin petrol yerine gazdan besleneceğini söylemek mümkün. Petrolün tahtının sallandığını söylemek de..

Dijital egemenliğin yakıtı olan elektrik üretiminde, doğal gaz artık ikame edilemez bir stratejik üstünlük sunuyor.

NÜKLEER YERİNE YAPAY ZEKA CAYDIRICILIĞI

Nükleer başlık sayısı elbette bir güç gösterisi ve ciddi bir caydırıcılık sebebi.

Ancak bugün yapay zeka tabanlı sistemlerin savaş alanlarında ne kadar etkin kullanıldığını görüyoruz. İnsansız hava-kara-deniz araçları, muharebe meydanlarında üstünlüğü belirleyen unsurlar haline geldi.

Bugün, nispeten zayıf görülebilecek tarafların elinde güçlü yapay zeka altyapısı olması, devasa orduları olan devletleri yenilgiye uğratma şanslarını doğuruyor.

Bu nedenle ülkeler savunma bütçelerini tanktan ziyade, o tankı yönetecek yazılıma akıtıyor. 

Nükleer silahlar önemli bir tehdit sunsa da caydırıcılık artık karşı tarafı yok etmekten ziyade, karşı tarafın hamlelerini daha harekete geçmeden tespit edebilmekten geçiyor. Karar alma sürelerinin dakikalardan saniyelere inmesi, en hızlı kod dizisine sahip olanı, savaşın galibi yapıyor artık.

ABD KONTROLLÜ YIKIM İSTERKEN KENDİ ENKAZININ ALTINDA KALIR MI?

Petrolü tahttan indirip doğal gazı yerine geçirmeye başladık. Doğal gazdan beslenecek yapay zekayı da günümüz caydırıcılığında zirveye koyduk. Şimdi bu doğrultuda bölgemizde yaşananlara ve ABD'nin neler yaptığına bakalım. 

Öncelikle, "Doğal gaz daha stratejik hale geliyorsa, ABD neden petrolün peşinde?" diye sorabiliriz..

Çünkü geçiş sürecindeyiz. Petrol hala bugünün hareket enerjisi. Gaz ise yarının dijital enerjisi. Petro-Dolar'dan Gaz-Dolar'a geçişi yaşıyoruz.

Yazımızın başında zikrettiğimiz hadiselerden Ukrayna ve İran Savaşları ile Venezuela'ya müdahaleyi düşünelim.

ABD'nin Ukrayna, Venezuela ve İran eksenindeki hamleleri, aslında 40 trilyon dolara ulaşan devasa borç yükünü yönetmek ve sarsılan Petro-Dolar sistemini restore etmek için kurgulanmış geniş kapsamlı kontrollü yıkım stratejisi.

Ukrayna üzerinden Avrupa'yı kendi LNG'sine mahkum ettiler, Rusya'nın enerji hakimiyetini kırmaya çalıştılar. Venezuela ve İran hamleleriyle küresel enerji vanalarını, dolar disiplinine sokmayı hedeflediler. Çünkü bu vanaları tutmak, sadece dolara hizmet etmiyor. Aynı zamanda Çin'in üretim çarklarını istediği an kilitleyebilecek stratejik şalter elde etmek anlamına geliyor.

Böylece matematiksel olarak ödenmesi imkansız hale gelen borçların, küresel kaos ve enflasyon baskısı sayesinde buharlaştırılmasını veya sıfırlanmasını istiyorlar.

ABD için bu artık bir tercih değil, zorunluluk. Çünkü teknolojik bir sıçrama ya da yeni bir kaynak keşfiyle borcu çevirme vakti doldu. Washington şimdi kontrollü bir iflas ile rakiplerini de yanına çekerek masayı devirmeye çalışıyor.

Peki, ters tepebilecek bir hamle mi bu? Pek tabii, Evet.

ABD'nin bu tehlikeli kumarı, sistemin temeli olan "güven" unsurunun yerle bir olmasıyla, intihar saldırısına dönüşebilir.

Eğer Washington, borçlarını silmek uğruna küresel ekonomiyi kasten felç ederse, doların rezerv para statüsü hızla çökerken, müttefiklerin bile sistemden kaçtığı kitlesel bir "dedolarizasyon" süreci tetiklenebilir. Bu adımların başladığını, Avrupa'dan Çin'e yapılan ziyaretlerden de anlayabiliyoruz.

Daha da önemlisi şu ki, üretim gücünü Doğu'ya devretmiş bir tüketim toplumu olan ABD, tedarik zincirlerinin kopmasıyla içeride hiperenflasyon ve sosyal patlamalarla yüzleşebilir. Zaten halihazırda devam eden siyasal ayrışma, küresel iç savaş ya da sosyal kaos ihtimalini güçlendirebilir. Böylece kontrollü yıkım, ABD'nin kendi enkazı altında kalmasına yol açabilir..

GAZZE VE LÜBNAN'DAKİ KALICI İŞGAL DOĞAL GAZ İÇİN Mİ?

7 Ekimi bahane edip Gazze'de soykırım ve kalıcı işgal, İran savaşını bahane edip Lübnan'da kalıcı işgal..

Savaştan beslenen İsrail hükümetinin "Biz buradan çıkmayız" diye direttiği iki nokta da hidrokarbon yataklarına ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla bu bölgedeki zulmü, sadece güvenlik kaygısı ile açıklamak doğru değil.

Gazze ve Lübnan açıklarındaki hidrokarbon yataklarını ne Filistin ne de Lübnan kullansın istemiyorlar. Çünkü bölgedeki zulmü sürdürebilmek için teknolojide kullanmak istedikleri bu enerji potansiyeline ihtiyaç duyuyorlar.

Daha önce tekrar tekrar altını çizmeye çalıştığımız bir diğer hamleleri de Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi ile yaptıkları ortaklıklar. EastMed, IMEC son olarak Altıgen İttifak hep aynı kapıya çıkıyor. Türkiye'yi kendi karasularına hapsetmek..

Türkiye'nin Mavi Vatan stratejisini ve Libya ile yaptığı anlaşmayı askeri ve diplomatik hamlelerle boğmaya çalışarak, aslında bölgedeki zengin kaynaklardan Türkiye'yi mahrum bırakmak istiyorlar.

Ankara'nın Libya ile yaptığı MEB anlaşmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Mısır ve Suriye ile yapılacak anlaşmalarla hem sahada hem de masadaki kozun güçlendirilmesi, İsrail'in emellerine ulaşmasına engel teşkil edecektir.

Toparlayacak olursak, ABD borçlu olmanın sorun teşkil etmediği tek kutuplu dünya düzeninin peşinde. İsrail ise kaos ortamını fırsat bilip Doğu Akdeniz'de hegemon olma uğraşında.

Türkiye ise Mavi Vatan'a sahip çıkarak, savunma sanayiine ağırlık vererek, teknoloji ve yapay zeka hamleleriyle geleceğe hazırlanıyor. Zengezur gibi Kalkınma Yolu, Hicaz Demir Yolu gibi projelerle enerji koridorları oluşturuluyor.

Çünkü gelecek, en büyük bombaya kimin sahip olduğundan çok, en doğru kod dizisine ve en stratejik enerji hattına hakim olanı bekliyor..

Hüseyin Akif Küçükal / Haber7

YORUMLAR 1
  • Osman Erdemir 7 saat önce Şikayet Et
    Mükemmet tespit
    Cevapla