H. Akif Küçükal
H. Akif Küçükal
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Gönülsüz suç ortakları

GİRİŞ 06.06.2026 GÜNCELLEME 06.06.2026 YAZARLAR

1996 yılıydı.

Bill Clinton, Oval Ofis'te Benjamin Netanyahu ile ilk görüşmesini yapmıştı. Ortak basın toplantısında Netanyahu, sanki salondaki tek lider kendisiymiş gibi davranıp, Amerikan dış politikasına dair kendi tercihlerini dünya lideriyle eşit konumdan sıralarcasına konuşmuştu.

Clinton toplantıdan çıkar çıkmaz yardımcılarına döndü.. "Bu adam kendini ne sanıyor? Kim süper güç burada, ben mi o mu?" diye sordu..

Krizle başlayan ilişki, Netanyahu'nun Wye Nehri mutabakatına uymamasıyla gerilerek devam etse de İsrail'e Amerikan yardımları Clinton döneminde eksiksiz devam etti.

2011 yılının Kasım ayına gidelim.

Fransa'nın Cannes kentinde G20 Zirvesi'nde dönemin ABD Başkanı Obama, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile sohbet ediyorlar. Mikrofonlar açık. Gazeteciler konuşmaları duyuyor. Sarkozy, "Netanyahu'ya dayanamıyorum artık. O bir yalancı." diyor Obama'ya. ABD Başkanının yanıtı, "Ben her gün onunla uğraşmak zorundayım."

Obama sorun yaşadığı Netanyahu'nun İsrail'ine 38 milyar dolarlık yardımı imzaladı. Görevinin son döneminde İsrail'e 10 yıllık yeni askeri yardım mutabakatına onay verdi.

Gelelim bu hafta yaşananlara.

İsrail'in zorlamasıyla İran'a savaş açan ABD, Orta Doğu'dan onurlu bir şekilde çıkmanın planlarını yaparken, Tahran yönetimi müzakerelerde Lübnan'da ateşkes maddesini diretirken, İsrail'in Lübnan'a saldırması çıldırttı Amerikan başkanını. Netanyahu ile telefonda görüşerek, "Ben olmasaydım hapiste olurdun" dediği, bağırdığı, çağırdığı, küfrettiği ortaya çıktı.

Peki çıkabilir mi İsrail'e rağmen İran savaşından? Lübnan'da ateşkes sağlayabilir mi? Gazze'de soykırımı durdurabilir mi? Hiçbirini yapmaz, yapamaz. Kendisinden önceki diğer ABD Başkanları gibi.

NEDEN BİR ŞEY DEĞİŞMİYOR?

Üç farklı başkan, üç farklı ideoloji, otuz yılda ortak bir duygu.. Netanyahu ve İsrail'den bıkkınlık, öfke ve çaresizlik. Aynı şekilde devam eden silah yardımları, siyasi ve maddi destekler..

Tutarsızlık var ortada. Amerika dünyanın hangi ülkesiyle böyle bir ilişkiyi sürdürebilir? Elbette İsrail hariç hiçbir ülkeyle. Bu tutarsızlığın sebebi, ABD siyasi sisteminin yapısından kaynaklanıyor.

Örneklerdeki ABD Başkanlarının Netanyahu'ya öfkesi kişisel. Amerika'nın İsrail politikası ise kurumsal bir yapı içinde.

Amerikan Kongresi'nin 435 Temsilcisi ve 100 Senatörü var. Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerine mensup bu isimler İsrail'e destek konusunda tam mutabakat halinde. Büyük silah satışlarını kesmek, yardımı durdurmak için Kongre'nin onayı gerekiyor. Bir başkan tek başına bu dengeyi değiştiremiyor. Ancak İsrail'in çıkarları söz konusu olunca Kongre de bypass edilebiliyor. Bunun örneği İran'a düzenlenen saldırılar ve savaş yerine "operasyon" kelimesini kullanıp Kongre'yi bilgilendirmekten kaçınan mevcut Amerikan hükümeti.

KONGRE NEDEN BU DENLİ İSRAİL YANLISI?

Cevabın büyük bölümü seçim finansmanında yatıyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında Kentucky'nin 4. seçim bölgesinde bir ön seçim yapıldı. Yedi dönemdir görev yapan Thomas Massie'ye karşı, Trump'ın ve siyonist lobinin desteklediği eski Deniz Kuvvetleri askeri Ed Gallrein yarışıyordu.

Massie'nin "suçu" İsrail'e koşulsuz askeri yardıma karşı çıkmak, İran savaşını sorgulamaktı. Yarış, 34 milyon doları aşan harcamasıyla ABD tarihinin en pahalı Temsilciler Meclisi ön seçimi oldu. Harcamanın 25 milyon dolardan fazlası dış gruplardan, süper PAC'lerden geldi. İsrail lobisi ve bağlı grupların payı 15 milyon dolara ulaştı. Massie'nin kendi kampanya bütçesi 5 milyon dolardı.

Cumhuriyetçi Massie aleyhine 10 milyon dolarlık saldırı reklamı yapıldı, bunların arasında onu muhalif ilerici Demokratlarla birlikte bir otele girerken gösteren yapay zeka üretimi videolar bile vardı. Seçim 54'e 45 oranıyla Gallrein'ın zaferiyle kapandı.

65 yaş altı seçmenler Massie'yi tercih etti. 65 yaş üstü ise Gallrein'ı. Lobi, oy kullanma oranı yüksek olan yaşlı seçmen kitlesini hedefledi. Böylece seçmenin genel eğilimini değil, seçimin demografik ağırlık merkezini hedef aldı. Bu bilinçli ve rafine bir stratejiydi.

Massie'nin düşürülmesi yalnızca bir seçim sonucu değildi. Diğer potansiyel muhaliflere "bedeli var" mesajı veren sembolik bir güç gösterisiydi. Bu gösterinin maliyeti 34 milyon dolardı. Ama İsrail lobisinin arkasındaki donör ağı için bu rakam sembolik bile sayılamaz. Miriam Adelson gibi tek bir donör milyarlarca dolarlık servete sahipken, para hiçbir zaman sorun olmadı.

Kentucky seçimleri, İsrail'in parayla Amerikan siyasetini nasıl dizayn ettiğinin en net göstergesi oldu.

İSRAİL NEREYE KADAR ABD KONGRESİ'Nİ KENDİSİNE BAĞLAYACAK?

Geçtiğimiz Nisan ayında açıklanan Pew Araştırması, ABD kamuoyunda bir dönüm noktasını tescil etti. Amerikalıların yüzde 60'ının İsrail'i olumsuz değerlendirdiği ortaya çıktı.

Gallup'un verisi de aynı yönü gösteriyor. Tarihsel olarak İsrail'e en sadık grup olan 55 yaş üstü Amerikalılar arasında bile İsrail sempatisi ilk kez yüzde 50'nin altına düştü. 35–54 yaş grubunda tablo neredeyse tersine döndü. Bir yıl önce yüzde 45 İsrail'e sempati duyarken şimdi bu oran yüzde 28.

MAGA tabanında bile kırılma var.. 50 yaş altı Cumhuriyetçilerin yüzde 57'si İsrail'i olumsuz buluyor.

Bu rakamlar salt bir kamuoyu dalgalanması değil. Nesillere yayılan yapısal bir kopuşun fotoğrafı aslında.

Sadece Cumhuriyetçi ya da Demokratlar arasında değil, dindar Hristiyanlar arasında da güç kaybediyor İsrail. Temmuz 2025'te İsrail, Gazze'nin tek Katolik kilisesi olan Kutsal Aile Kilisesi'ni bombaladı, üç kişi hayatını kaybetti. Kilise, Papa Francis'in savaş boyunca her gece telefon ettiği, savaş döneminde manevi sığınak haline gelen bir yapıydı. Yeni Papa saldırıyı kınadı, Trump Netanyahu'yu arayıp öfkesini dile getirdi.

2026 yılının başlarında İsrail güçleri, Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi'ne Palmiye Pazarı ayini için girmek isteyen üst düzey Katolik liderleri engelledi. Bu gelişmeler Hristiyan-Siyonist bloktaki Evanjelist-Katolik fayını derinleştirdi ve İsrail'e verilen desteğin mezhepsel sınırlarını aşındırdı.

Demografik dönüşümün ne zaman belirleyici olacağı net değil. Ancak net olan şu ki yön artık tersine dönmüş durumda. Lobi İsrail karşıtı bu eğilimi parayla yavaşlatsa da tersine çeviremez artık.

Öte yandan her güç gösterisi, lobinin görünürlüğünü artırıyor. AIPAC Tracker gibi hesaplar siyonist lobinin her harcamasını anlık olarak kamuoyuyla paylaşıyor. "Yabancı etkiye teslim olan Kongre" söylemi bu şeffaflıkla besleniyor ve hem solda hem sağda taban buluyor. Lobi ne kadar açık harcama yaparsa, o harcamayı mümkün kılan sistemin sorgulanması da o kadar güçleniyor. Bu durum uzak gibi görünse de Cumhuriyetçilerin "Önce Amerika" sloganıyla, Demokratların "İnsan Hakları" sloganını aynı kefede buluşturma ihtimali doğuruyor.

NETANYAHU İŞİNİ YAPIYOR, YA DİĞERLERİ?

Amerika başkanlarıyla, dünya liderleriyle kavgaya tutuşan İsrail Başbakanı Netanyahu'nun amacı, yakasına yapışan yargı sürecinden kurtulmak. İsrail'i sürekli savaşta tutarak yargı sürecinin ertelenmesini sağlıyor. Bu hamlesini Yeşaya kehanetine atıfla İsrail toplarının genişletilmesi üzerinden dini motivasyonlarla süslüyor.

Netanyahu kendi çıkarları içinde hareket ediyor, bu anlaşılır. Asıl sorgulanması gereken, başka ülkelerin hükümetlerinin, özellikle ABD'nin, kendi seçmenlerine ve kendi uzun vadeli çıkarlarına rağmen İsrail'in ve Netanyahu'nun politikalarını desteklemeye devam etmesi..

Kısa vadede bu tablo değişmeyecek. Ancak kamuoyu dönüşümünün bu hızda sürmesi, genç seçmen kuşaklarının sandık ağırlığını hissettirmeye başlaması ve her güç gösterisinin lobinin görünürlüğünü daha da artırması, uzun vadeli denklemi yeniden yazıyor. İsrail lobisinin harcadığı her dolar artık daha az meşruiyet satın alıyor.

Zaman dilimi belirsiz olsa da net olan şu ki döngü kırılıyor.

H. Akif Küçükal / Haber7

YORUMLAR 4
  • Hüseyin ULUÇAY 7 saat önce Şikayet Et
    Dünya milletleri;internet ortamındaki farklı aktivite seçenekleri aracıylığıyla sürekli meşgul edilerek,sorgulama yetileri,onlar fark etmeden törpüleniyor. Bir çok insan hergün dünya üzerindeki bir çok zulüm ve katliamdan habersiz olarak zamanlarını,online oyunlar,online bahis yada sosyal medya platformlarında harcıyor.Asıl soru şu;bu platformların tasarlayıcı ve işletmecileri kim?
    Cevapla
  • Hakan osmanlı 10 saat önce Şikayet Et
    Eee.. tüm seçmen kitleninn yüzde 90 ı israil karşıtı olsa ne yazar ? Seçime giren zaten 2 kişi. 2 side siyonist olunca ne fark eder.
    Cevapla
  • Vatandaş 10 saat önce Şikayet Et
    Kongre yi kaldırın
    Cevapla
  • okur 11 saat önce Şikayet Et
    küreselci bunak bidonu da yazsaydınız koltuktan kalkacağı gün bile kaç milyar dolar gönderdi yada sözde amerikancı yeni reis tramp daha koltuğa oturmaya alışmamışken ilk ayda kaç ton silah gönderdi. kırılmış mı oluyor döngü. her zaman gelen gideni aratıyor ve tek ortak noktaları bibicikleri.
    Cevapla