F-35 süreci akamete mi uğradı?
Hafta içinde ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Türkiye’nin F-35 programına dönüşüyle alakalı önemli bir açıklama yapıldı.
Açıklama, Demokrat temsilci Wesley Bell’in Türkiye hakkında Trump’a sorduğu sorulara yanıtlardan oluşuyordu.
Bell, sadece F-35 değil, Türkiye-ABD ilişkileri, CAATSA yaptırımları, Türkiye’nin F-35 programındaki statüsü ve Türkiye’nin Hamas ile bağlantıları hakkında yanıt istedi ABD Başkanından. Beyaz Saray da yanıt için Dışişleri Bakanlığı’nı görevlendirdi. Nitekim bakanlığa bağlı Yasama İşleri Bürosu giderdi Bell’in merakını.
F-35’ler konusunda ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Trump’ın ağzından söylediği şu. “S-400 sorunu çözülmedi, Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmeden satış gerçekleşmeyecek”
F-35 YENİ BİR ALDATMACA MI?
Trump, Ankara ziyaretinde Erdoğan'ın yanında oturmuş, kameralara dönmüş, “Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz” demişti hatırlarsanız. F-35 satışının da kesinlikle değerlendirileceğini bildirmişti.
Trump’ın bu açıklamaları “Uçaklar geliyor” şeklinde yorumlandı. Yaklaşık birkaç hafta sonra ABD Dışişleri Bakanlığı’nın az önce zikrettiğimiz açıklamaları da “Bize F-35 vermeyecekler” algısına yol açtı.
Halbuki her iki durumla ilgili net hüküm vermek için erken.
Çünkü Trump ne kadar istekli görünse de F-35 satışı zaten tek başına başkanlık kararıyla yürüyen bir mesele değil. Kongre 2019’da Türkiye’yi programdan çıkarırken işini şansa bırakmadı. Yasaya öyle bir madde konulmuş ki Dışişleri ve Savunma Bakanlarının bizzat “Türkiye S-400’lere sahip değil” yazıp imzalayarak Kongre’ye sunması gerekiyor. İmzalı beyan olmadan Türkiye’ye F-35 gönderilemiyor.
Bu konu Türk vatandaşları olarak bizim bilmediğimiz bir konu mu? Değil elbette. Dolayısıyla ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Bell’e verdiği yanıt yeni bir durumun ya da engelin habercisi mi? O da değil.
S-400 tarafında uzun süredir hareketlilik yaşanıyor. Son iki haftada hem Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan hem TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar’dan hem de Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü’den Türkiye’nin mevcut pozisyonuna ilişkin şu değerlendirmeyi duyduk. “Çözüme yaklaşıyoruz”
Evet, Ankara sürecin olumlu seyrettiğini vurguluyor. Yine de müzakere taraflarından biri Amerika biri Rusya olunca, İsrail’in tıpkı Washington gibi Moskova üzerinden de baskı kurmak suretiyle, süreci akamete uğratma girişiminde bulunabileceği aklımıza geliyor.
TÜRKİYE F-35’LERİ ALMAZSA NE OLUR?
Gelelim olumsuz senaryoya.
Diyelim ki ABD Türkiye’yi kandırdı, F-35 vermeyecek ya da İsrail etkili oldu, Rusya önümüze set çekti. Ne olmuş yani? Türkiye'nin hava gücü tamamen bu uçağa bağlıymış gibi bir tablo çiziliyor. Neden? Gelişen askeri teknolojisiyle kendisini dünyaya kabul ettiren Türkiye gerçeği mi rahatsız ediyor birilerini de acziyet giydirilmeye çalışılıyor?
Türkiye'nin F-35 ihtiyacı esasında belirli bir dönemi kapsıyor. Yaşlanan F-16 filosunun yerini alacak, hava kuvvetlerindeki boşluğu dolduracak bir köprü uçağı arayışı bu. Ve bu boşluğu tek bir seçenekle doldurmaya çalışmıyor. Eurofighter Typhoon alımı zaten bu amaçla yürütülüyor. F-35 süreci ne zaman nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye elini kolunu bağlayıp beklemiyor sadece, alternatif yol açıyor.
Asıl kalıcı çözüm bilindiği üzere KAAN. Milli muharip uçağımız envantere girdiğinde, Türkiye'nin bölgedeki hava kabiliyeti rakipleriyle dengelenecek. Bu, F-35 gelse de gelmese de yürüyen, kendi takvimi olan bir süreç.
YASA F-35’İ BLOKE EDİYOR, MOTORLARI DEĞİL!
KAAN'ın şu anki motoru, Amerikan yapımı GE F110. Bu motorların Türkiye'ye satışı da teoride ABD Kongresi'nin onayına tabi. Ama burada F-35 ile karıştırılan önemli bir ayrım var. F-35'i bloke eden yasa maddesi, açık şekilde S-400 şartına bağlıyken motor satışı bu maddenin kapsamının dışında.
Nitekim geçtiğimiz haftalarda motorların Kongre'ye bildirim süresi sorunsuz tamamlandı, itiraz gelmedi. Yani KAAN'ın can damarı olan bu tedarik, F-35'i tıkayan hukuki engelin dışında duruyor.
KAAN'ın envantere giriş takvimi, F-35 sürecindeki belirsizlikten bağımsız ilerliyor. Bir tarafta uzun ve koşullu bir diplomatik süreç var, diğer tarafta kendi ayakları üzerinde duran, hukuki engeli olmayan bir tedarik hattı.
Sözün özü, F-35 meselesini tek başlıklı bir haber gibi okumak yanlış. Bir tarafta Kongre'nin koyduğu, kolay aşılmayan ama aşılamaz da olmayan bir eşik var. Diğer tarafta Türkiye'nin bu eşiğe bel bağlamadan yürüttüğü bir süreç var. Eurofighter'la köprüyü kuruyor, KAAN'la kalıcı çözümü inşa ediyor.
Yani asıl soru "F-35 gelecek mi" değil. Asıl soru, gelse de gelmese de yakın vadede Türkiye'nin hazır olup olmadığı. Allah’ın izniyle cevap da "Hazır" olacak.
H. Akif Küçükal / Haber7
-
1071 14 dakika önce Şikayet EtEurofighter alıyoruz işte F35' e ne gerek var ?Beğen
-
Yavuz Sultan Selim 16 dakika önce Şikayet EtAkamete uğrasın çok iyi, bu uçakları almazsak milyar dolarları kaybetmediğimiz gibi başkasının müdahale edeceği çok pahalı ve kontrolü bizde olmayan abd'nin çok ağır şartlarının da altına girmemiş oluruz !..Beğen
-
Müslüman 41 dakika önce Şikayet EtTürkiye ye ayrıca ıbrahim anlaşmasını dayatacak amerika türkiye kendi çıkarına göre hareket etmeli amerika bize her zaman düşmandırBeğen
-
Bekir 4 saat önce Şikayet EtTürkiye sadece yunanistan ve israilden gelen tehditlere değil bugün aramız iyi olsa bile ilerde rusya çin iran gibi ülkelerden gelecek tehditlere de hazır olmalı. Türkiye nato da nato dan korunmak için kalmalıBeğen Toplam 1 beğeni
-
HIDIR BUDUR 8 saat önce Şikayet EtF-35’i bir benzetmeyle bir daha anlatalım; İnternet cafeye gittiniz. Bilgisayarın başına oturdunuz. İnternet Cafe sahibi size "kod" verdi ya da masasından size internete girmeniz için onay verdi. Benzer bir durum : F-35'in yanına gittiniz. pilotun adı, görevi, vs bilgilerden oluşan uçuş kasetini uçağa soktunuz. PİLOT UÇAKTA BEKLİYORR. “ABD MERKEZLİ ONAY YOKSAAAA UÇAMASSINIZZZ.” NOKTABeğen Toplam 2 beğeni