H. Akif Küçükal
H. Akif Küçükal
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Nasıl bir BM zirvesi bizi bekliyor?

GİRİŞ 19.09.2026 GÜNCELLEME 19.09.2026 YAZARLAR

BM Genel Kurulu'nun 81. oturumu 8 Eylül 2026'da açıldı. Liderler düzeyindeki genel görüşmeler ise 22-28 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. 

Bu yıl zirveyi geçtiğimiz yıllardan farklı kılan en önemli gelişme, ABD/İsrail-İran savaşının taraflarının aynı BM haftasında karşı karşıya gelecek olması. 

FİLİSTİN'E AYRI İSRAİL'E AYRI MUAMELE 

Daha önce BM Genel Kurulu süreçlerinde Amerika'nın İsrail'e ayrı, Rusya'ya ayrı muamele etmesini konu ediniyorduk. Çünkü Putin'e çıkarılan UCM kararını ABD hiçe sayıyordu. Son iki yıldır bu ayrımcılıktan Filistinliler de nasibini almış durumda. 

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD tarafından ikinci yıl üst üste New York'a kabul edilmiyor. Vize verilmeyen Abbas'ın videokonferans yoluyla katılımı için de oylama yapıldı. ABD, İsrail ve Paraguay'ın ret oyu vermesine rağmen 152 ülke Abbas'ın katılımını destekledi. 

Mevcut vaziyette Abbas'ın mesajı tamamen yok olmadı fakat diplomatik açıdan önemli olan şu ki, Filistin liderinin dünya liderleriyle aynı salonda bulunması engellenmiş oldu. Geçen seneyle birlikte okursak süreci, bu uygulama kalıcılaştırılarak dünyanın gözleri önünde Filistin'in yok sayılması fikrine hizmet ediyor. 

Orta Doğu'nun kriz değirmeni İsrail'in başındaki Netanyahu ise Genel Kurul'a katılmak üzere her zamanki gibi ABD'nin yolunu tutacak. 

Ancak, UCM'nin çıkardığı yakalama kararının yanı sıra Netanyahu'nun canını sıkan bir başka durum daha var bu yıl New York'ta. Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Netanyahu'nun "hoş karşılanmayacağını" ve bir "savaş suçlusu" olduğunu belirterek, New York Polis Teşkilatı'nın Netanyahu'nun tutuklanmasına yönelik imkanları araştırdığını duyurmuştu. 

Netanyahu'nun gözaltına alınması veya tutuklanması mevcut koşullarda çok düşük ihtimal. ABD, Roma Statüsü'ne taraf değil. İsrail de öyle. UCM'nin ABD topraklarında kendi başına uygulama gücü de yok. Dolayısıyla bir gözaltı veya tutuklamadan ziyade yoğun protestoların ve diplomatik tepkinin olasılığı daha yüksek. 

Bu nedenle olacak ki Netanyahu, New York JFK Havalimanı yerine New Jersey'deki Newark Havalimanı'na inecek. Hem Mamdani'nin tam mülki ve idari yetki alanından siyasi olarak da kaçınmış olacak. 

Ayrıca JFK-Manhattan güzergahı şehrin içinden geçtiği, yoğun protesto ortamına daha açık olması sebebiyle, BM Genel Merkezine çok daha izole bir güzergahtan gelmeyi tercih ettikleri anlaşılıyor. 

ZİRVE NE VAAD EDİYOR? 

Bu yılın teması “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek, Herkes için sonuç üreten bir BM” olarak belirlendi. Ancak tema ile gerçeklik arasındaki çelişki şimdiden gün gibi ortada. Bir yandan güven çağrısı yapılırken bir yandan Filistin lideri engelleniyor. Savaş suçlularının ise protestolara bile maruz kalması önleniyor. 

Ana gündem İran, Gazze, Ukrayna ve çok taraflı sistem krizi. Birleşmiş Milletler'in yapısına yönelik bakış açısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllar önce zikrettiği "Dünya 5'ten Büyüktür" ifadesine yaklaşmıştı son yıllarda. Gazze, İran savaşı ve Ukrayna gibi dosyalarda Güvenlik Konseyi'nin adım atamaması özellikle Güvenlik Konseyi'ne yönelik reformun mutlak öncelik olması gerektiğini gösteriyor. 

Bu reform hareketinden pay alması gereken bir diğer unsur ev sahipliği meselesi. ABD'nin ev sahibi ülke olması başlı başına bir sorun neredeyse her alanda. Son olarak Dünya Kupası'nda yaşanan rezaletler hala aklımızda. Bugün de Mahmud Abbas'ı kabul etmeyen Amerikalıların İran heyetini kısıtlamalar eşliğinde kabul ettiği görülüyor. Yani yeni bir tarafsız merkez şart BM'ye, varlığına devam edecekse. 

İRAN SAVAŞI SONA ERECEK Mİ? 

"Trump BM kürsüsünden İran savaşının sona erdiğini ilan eder mi?" sorusu, kabul edelim ki merak uyandırıyor. Pazartesi günü Çin arabuluculuğunda Viyana'da ABD ve İran arasında yeni bir zirve gündemde. Zirve bir gün sonra başlıyor. Viyana'dan sonuç alınabilirse, Trump bunu BM Kürsüsünden şova dönüştürebilir elbette. 

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın konuşması ise 23 Eylül Çarşamba günü. Aynı yerde bulunmasalar da arka kanal diplomasisi için fırsat doğabilir. Enerji ve deniz güvenliği, özellikle Hürmüz ve Babülmendep Boğazları'ndaki kriz durumu, tüm dünyayı etkileyen çözülmeye muhtaç sorunlar sonuç itibariyle. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN 16. KEZ BM KÜRSÜSÜNDE 

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'ndeki temsil gücünün çeşitlendirilmesinden yana. Veto yetkisinin sınırlandırılması veya insani krizlerde kullanılmaması isteniyor. 

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gazze'de ateşkes ve Filistin'in devlet olarak tanınması çağrıları önem arz ediyor. Çünkü ABD, Rusya ve Çin'in veto gücü savaş dosyalarında BM'yi kilitliyor. Sadece Filistinliler için değil, Afrika, Asya, Latin Amerika ve İslam dünyası da karar mekanizmalarında yeterince temsil edilemiyor. Uluslararası hukukun tüm ülkeler için eşit olarak uygulanması şart. 

Diplomatik mesajların yerine BM sistemindeki çifte standart ve temsil krizlerinin devam ettiği bir Genel Kurul'a daha yaklaşıyoruz adım adım. Bakalım bizleri şaşırtacak gelişmeler yaşanacak mı... 

Vatana, ümmete ve dünyaya hayırlar getirmesi dileğiyle. 

Hüseyin Akif Küçükal / Haber7

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL