İslam coğrafyası neden perişan?
Onların modernleşme tecrübelerindeki “öteki” olan bizler yani Doğulular, cani ve ucube tiplerdik. Homeros'un Odesa'sından tutun da Alice Harikalar Diyarında gezerken hep ucube olanlar bizlerdik. Bu tespiti çok rahatlıkla yapabiliyordum. Ve onların bakış açısını eleştiriyordum ki bu bakış açısını hâlâ eleştirebiliriz. Zira eleştiriyi ziyadesiyle hak ediyor.
Ama şunu da artık çok rahatlıkla görüyor ve tespit ediyordum. Bizler yani Müslümanlar hiçbir zaman kendimize ait suçları, insanlığımıza zararlı davranışları, düşünceleri kabullenmiyor ve kendimizi düzeltmek için hiç bir adım atmıyorduk.
İslam ülkelerinde hep savaş, hep iktidar problemleri, hep geri kalmışlık; İnsan haklarında çuvallamak, kadınları erkekten aşağı görmek, çevre düzensizliği ve kirliliği hep bizdeydi. Üç asırdır koskocaman İslam coğrafyası rezil durumda. İslam ülkeleri birbirini yiyor…
Bu tek başına Batı'nın işi olması mümkün değildi. Bu aslında bir zihniyet meselemizdir. Felsefik sorunumuzdur.
Müslümanlar kendileriyle yüzleşmedikçe yüksek bir medeniyete asla ulaşamayacaktır. Sorunumuz teolojik, felsefik ve idari yetersizliktir.
1- Yönetim sorunlarımız için sistemler geliştirememek.
a) Bu anlamda “Medine Vesikası”nı yeniden anlamak zorundayız. Medine vesikasına ilk “Laik Devlet” uygulamasıdır diyebilir miyiz?
b)Şura, demokrasiye tekabül eder mi?
2-Mezhepçilik: Mezheplerin siyasal olaylar sonucunda ortaya çıkmış itikadlar olduğunu bilmek zorundayız. Mezhepler, İslam siyasal tarihinde siyasi tutumların ortaya çıkarmış olduğu itikadi görüş farklılıklarıdırlar. Bu yüzden Sünnilik ve Şiilik birer dogma olmamalıdır. Tartışmaya açık olmalı ve günümüz açısından yeniden değerlendirilmelidir. Sıffın savaşı (657) bu mezheplerin doğmasına neden olmuştur. Mezhepler aslında “Ümmeti” kimin yöneteceği meselesidir. Dolayısıyla Sünnilik ve Şiilik tekrar gözden geçirilmeli ve eleştirilmelidir.
3-Teolojik olarak insan sorunumuz var: Hucurat suresi 13.ayeti anlayıp “farklılığın” “eşitliğe” mani bir durum olmadığını; İnsan aklının, insanın temel hak ve özgürlükleri anlamında vardığı sonuçlara aslında kutsal kitabında olduğunu görmek istemediği müddetçe…
a) Kur'an çevirilerinde ciddi anlam hatalarının yapıldığını görmedikçe. Ki genel olarak bu çeviri hataları kadın erkek ilişkilerini düzenleyen ayetlerde baskın bir şekilde gözümüze çarpmakla birlikte bir kısım cennet ayetlerinin çevirilerinde de görülmektedir.
b)Kuran'a göre erkek kadından 1 derece üstün değildir. Hucurat suresi 13. ayet bunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Nisa1. ayet de bu duruma delildir. Kadın-erkek ilişkisi; bu ikilinin hak ve sorumlulukları ve boşanmalarıyla alakalı hükümler; özellikle hamileyken boşanma ile alakalı ayetlerde erkeğin, boşandığı kadının karnındaki çocuğu üzerindeki hakkı, sanki kadın üzerinde erkeğin bir derece üstünlüğü şeklinde çevrilmiştir.
Bakara 228. ayet böyle anlaşılmalıdır
“Boşanan kadınlar (başkasıyla evlenmeden önce) kendi kendilerine üç aybaşı beklemeli. ALLAH'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa ALLAH'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri uygun olmaz. Bu durumda (gebe olmaları halinde) kocaları barışmak isterlerse onları geri almağa daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde eşit hakları vardır. (Gebelik durumunda) Erkeklerin onların üzerinde bir derecesi vardır. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir.”
4-Felsefik yetersizlik ve alt yapısızlık
5- Düşünce önderleri ve cemaat liderlerinin eleştirilemez olması.
6- 8.9 yy'larda başlamış olan felsefe ve bilim çalışmalarının neden 12.yy'dan sonra durduğu meselesi.
Bunlar tartışılmalıdır.
aceraydin@hotmail.com
-
turgut1 12 yıl önce Şikayet Etsayın haydar yılmaz. kutuplarda ki fokları tepelerine sopalarla vurup sonra da canlı canlı derisini yüzenler inanmış müminler değil..gaz fırınlarına sırf kendilerinden olmadıkları için insanları toplayıp yakanlar müminler değil.on binlerce fili sırf dişleri için öldürenler ve buna da izin verenler müminler değil,suriye de insanlar üzerine fosfor atanlar müminler değil,hamile kadınların karınlarına kadar hançerleyen süngüleyenler mümin değillerdi..derler ya ufak atda civcivler yesin senin ki de ondan olmuş.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Haydar yILMAZ 12 yıl önce Şikayet Etinana ve inanmayanlar. inanmayanlar inanlara göre daha vicdanlıdırlar, nedeni, hiç bir canlıya zarar vermek istemezler ve inananlara göre korkmadan yaşarlar,---- herkes hakketiğini yaşar.----Beğen
-
nejdet aydogdu 12 yıl önce Şikayet Etne diyeyim. konuyu getirmiş yine feminizme...nisa süresi ayet 34 ü okuyalım ve zaruret halinde son sözü kim söylemeli buna cevap verelim. biz islam ile islamı yanlış yaşayan insanları karıştırıyoruz.tarihe bakalım örnek almamız gereken yüce şahsiyetlere bakalım..kadın iyi bir iş başarmak istiyorsa kendini iyi yetiştirsin ve iyi karakterli, dürüst,adam gibi müslüman evlat yetiştirsin...kadın iş hayatında kazanırsa aile hayatında toplum kaybederBeğen Toplam 2 beğeni
-
mert 12 yıl önce Şikayet Etnedenmi perisan?. alimlerimiz, hocalarimiz, bilim adamlarimiz, siyasetcilerimiz, medyamiz görevini yapmiyorda ondan. en azindan sunu söyleyebilirim. gazeteci olarak sunulan kisiler gercekleri bildikleri halde bir siyasetcinin önünde yada kendi medya gurubunda, tv ekranlarindan bildigi gercekleri vatandasdan sakliyor. vatandaslarin hakkini yiyenleri desifre etmiyor. neden? neden gazeteci oldun o zaman demezlermi? en azindan su taseron isciligini konu ettinizmi kendi yayin grubunuzda? ne alakasi var derseniz. bende iste burdan baslayin ilk önce derim. siz dürüst olamiyorsaniz hic kimse dürüst olamaz !! birakin din ve felsefe isinidie ilk önce dürüstlügü ele alin. kolay gelsin !!Beğen Toplam 4 beğeni
-
ali aydın 12 yıl önce Şikayet Etkardes pakistan ının bızden bır farkı yok. halk musluman ama herturlu yolsuzluk adam kayırma var bunlar oldugu muddetce muslumanlardan bır yol olmazBeğen Toplam 7 beğeni