Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Çerkez Ethem'in abisi Atatürk'e 'Kürt açılımı' önermiş

GİRİŞ 06.12.2009 GÜNCELLEME 06.12.2009 YAZARLAR

Bu arada İsviçre'deki referandum, zihinlerimizde Avrupa'nın sabit fikirleri konusunda yeni şimşekler çaktırdı. Yani tarihten gelecek seslere ilgimiz aslanın yelesi gibi kabarmış durumda.

İşte bundan yaklaşık 80 yıl önce yazılan bir 'açık mektup', tam da bugünkü tartışmalara bir cevap niteliğinde.

Mektubu yazan Çerkes Ethem'in ağabeyi Reşid Bey, ilk TBMM'de Saruhan (Manisa) milletvekiliydi ancak hain ilan edilince 8 Ocak 1921'de milletvekilliği düşürülmüştü. Lozan'dan sonra ilan edilen 150'likler listesine alındığı için uzun yıllar Amman'da yaşamış ve rejime muhalefetini her fırsatta dile getirmişti.

Reşid Bey'in, aşağıda yayınlayacağımız ve aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde bulunan 'açık mektubu', Şam'da çıkan "El-Kâbes" gazetesinde Arapça olarak basılmış, Dışişleri Bakanlığı Basın Genel Müdürlüğü tarafından Türkçeye çevrilerek Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal'e takdim edilmiştir.

Mektup daha önce Mete Tunçay tarafından "Tarih ve Toplum"un Ekim 1992 sayısında yayınlanmıştır. Ancak belgenin ekinde bulunan gazetedeki kupürü dikkate alınmadığı için metin tam olarak yansıtılamamıştır. Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde A VII/I D 86 F I-90-91 numarada kayıtlı bulunan çeviriyi Arapça metniyle karşılaştırmak suretiyle anlaşılır bir hale getirmeye ve günümüz diliyle ifade etmeye çalıştım.

Mektubun yazıldığı tarihte Türkiye kamuoyu biri Doğu'da, öbürü Batı'da olmak üzere iki kritik olaya gömülmüş durumdadır. Birincisi Türk siyasetinde fırtına gibi esen Serbest Fırka'nın kuruluşu, öbürü de peş peşe çıkan 5 Kürt isyanının kara bulutları. Mektup, batısında yeni bir umut rüzgârının tutuştuğu, halkın CHP'den kurtulma umudunun doğduğu, doğusunda ise en büyüğü Ağrı'da gerçekleşen Kürt isyanlarının peş peşe patladığı bir ortamda yazılmıştı.

Reşid Bey, son çare olarak Atatürk'e 'Kürt açılımı' tavsiyesinde bulunuyor, gerçekten namını Türkiye'nin iki halkı, yani Türkler ve Kürtler arasında yükseltmek ve ebedileştirmek istiyorsa gerekirse kendisini feda etmesini istiyordu. Sertlikle, baskıyla, şiddetle Kürtleri yola getiremezsiniz diyor ve ekliyordu:. Tek çare, ılımlı bir yönetimi iş başına getirip her iki millete de hak ve özgürlüklerini tanımaktır. Türkiye ancak böyle yapılırsa bölünmekten kurtulacaktır.

İşte 80 yıl öncesinden bugünlere seslenen o mektup:

"İşittiklerime ve gördüklerime dayanarak şunu söyleyeyim ki, hem Kürtlerin dinlerine tutku derecesinde bağlılıklarına, hem de kamuoyunun vicdanına aykırı olan mevcut durum, bu necip milleti tehlikelere ve savaşlara sürüklemektedir.


 

80 yıl önce yazılan bir 'açık mektup', bugünkü tartışmalara cevap niteliğinde.

İşte kanlar akmakta, canlar yok olmakta, hırs uyanmakta, intikam sevdası kalplerde kök salmaktadır. Ülkemin çöküşe doğru gittiği meydandadır. Dahası, cahil ve gafil Türk gazeteleri bu ayaklanmayı muhaliflerden yalnız birkaç kişinin üzerine yıkmaktadırlar.

Kürtlerin zulme gelemeyecekleri şüphesiz iken, şiddet, despotluk ve türlü imha yöntemleri ve Kürt beylerinin -Seyyid Abdülkadir de onlardandır- idamlarıyla sonuçlanan Şeyh Said İsyanı'nın (1925) ikinci bir isyan doğurmayacağını mı zannediyordunuz? Kürtlerin intikamları da şiddetli olur. Tarihten delil getirmeye gerek yok, yalnız bu son isyan bile öldürme, zulüm, şiddet ve köklerini kazımanın (tenkil) sınırları olduğunu gösteriyor.

Ülkemizin 15 milyona ulaşan nüfusunun yarısını teşkil eden Kürtler, tarihin en eski zamanlarından beri kendi mamur beldelerinde yaşamakta iken, uygulamakta olduğunuz siyaset memleketlerini bölüp parçaladı.

Halbuki çeşitli vesilelerle ve özel olarak da tarafınıza, Kürtlerin geleneklerine ve dinen kutsal bildikleri şeylere hücum etmenin, ülkemizin çöküşüne neden olacağını açıklamıştım. Ne var ki, hükümetimizin başı (İsmet Paşa) ve yoldaşlarının Türk milliyetçiliğinde ve ülkenin harap ve bitap düşmesinde ısrar, hatta inat ettikleri görülüyor.

Ey Gazi, şu an bu fırsattan yararlanmak için üzerinize büyük bir görev düşüyor.

1. Mert Kürt milletini harcamayın (zayi etmeyin) ve ona karşı düşmanlığın devamına meydan vermeyin.

2. Korkarım, tarih bizim geçmişteki beraberliğimizi tescil etmiş bulunuyor. Günahlarınız yüzünden ülkenin bölünmesinden kaygı duyuyorum. Unutmayın ki, en büyük ve uzun ömürlü şöhret, tarihin tescil ettiği şöhrettir. Ne mutlu ki ey Paşa, şimdiye kadar yaptıklarınız ve söyledikleriniz sizi tarihî nam ve şöhretten mahrum bırakıyor. Ancak bugün elinize bunu tersine çevirecek büyük bir fırsat geçmiştir. Bir an için kendinizi ölmüş farz edip namınızı yükseltmeye bakmalısınız. Kürtlerin dine tutkunlukları ve millî asaletleri, onları Türklerden ayrılmaktan men ediyor. Ancak bir şartla: Yönetimi cumhurdan, yani halktan ılımlı ve hür bir gruba emanet etmeniz gerekir. Böyle yaparsanız, himayeniz altındaki milletlerin (Türkler ve Kürtlerin) özgürlüğünü temin ve ülkemizin selametini muhafaza etmiş, böylece tarihte büyük bir ad ve şöhrete nail olmuş olursunuz."

Mektup burada bitiyor. Bitiyor mu sahiden de? İsmet Paşa ve yandaşlarının bugün de aynı kafada olduklarını gördükten sonra bu mektup hiç bitmez dostlar!

 
Mustafa ARMAĞAN / Haber 7
m.armagan@zaman.com.tr

YORUMLAR 17 TÜMÜ
  • salih 10 yıl önce Şikayet Et
    Hiçbir Türk Devleti milliyetçi değil mi? O zaman Türk Devleti olduğunu nereden biliyorsunuz? Bu İslamcı Türkler kadar kafası karışık insanlar görmedim. :) Türk olmak utanılacak bir şey değildir arkadaşlar. Diğer ortadoğu halkları gibi Araplaşmak mı istiyorsunuz? Araplar üstün ırk, Türklük neymiş mi diyorsunuz? Kafanız baya karışık gibi...
    Cevapla
  • oghouz bey 16 yıl önce Şikayet Et
    Devlet Millet ayrımı. İnsanlar milliyetci olabilir Türklük yada Kürtlük gibi degerleri savunabilirler ama geniş cografyalarda hukum surmek isteyen bir davası hedefi misyonu olan devletler yani dış politikada guclu etki ve tesir alanlarını genişletmek isteyen devletlerin milliyetçilik lüksleri yoktur.Değişim bu yuzdendir...Tarihte hiçbir buyuk turk devletinn devlet olarak milliyetci olmadıklarını gorursunuz...Milliyetcilik zaten fransız akımıdır anlamak bu kadar zormu osmanlı imparatorlugunu bu akım yıkmadımı???
    Cevapla
  • duydainanma 16 yıl önce Şikayet Et
    kuran değil arapça yasaklanmış!?!. kuran zaten flemenkçe olduğu için bir sorun yok değil mi güzel kardeşim?? her şeyi türkleştireceğiz diye bu güneş dil teorisi saçmalığını da bu zihniyet üretmiştir.. ulus-devlet olarak birbirimize ne kadar kenetlendiğimiz belli, öyleki askeri fişlemeleri göre bu milettin yarıdan fazlası vatan haini çeşitli sebeplerle.. kimsenin soyunu sopunu redettiği, utandığı yok.. ben türk ve sünniyim.. ama kimsenin de bir ırkı diğer ırk üzerinde üstün görme, baskın olma hakkı yok.. hem türk hem de kürtler için geçerli..
    Cevapla
  • duydainanma 16 yıl önce Şikayet Et
    jöntürklerin ne halt ettiği belli. osmanlıyı bitiren son perdeyi de onlar oynamıştır.. ne türk ne de kürt halkı ittihat-terakki politikalarını asla benimsememiştir.. ya devlet başa ya kuzgun leşe diyerek mücadeleye destek verilmiştir.. bu millet özgür yaşayabilecegi vatanı için savaştı.. birileri gelsin herkesi türk ilan etsin, diğer milletler yok sayılsın diye değil.. hikafet kaldırılsın, kılık kıyafete alfabeye müdahale edilsin diye değil.. cumhuriyetle beraber bir saltanat devam etti ki ilk doğru dürüst seçim 1950de yapılmıştır..
    Cevapla
  • mehmet ali 16 yıl önce Şikayet Et
    xembln. sen ne diyorsun birader.azınlık yığınla değişik dinden olanların olduğu bir ülkede ki o yıllarda bunların sayıları daha fazlaydı kuran okuma yasaklanır mı diyorsun. 1.si kuran okumak değil arapça okumak yasaklanmıştır o zaman.konuyu çarpıtma.2.si o da bişey mi.bu gün Adı Türkiye olan bu ülkenin vatandaşlarının Türküm demesi yasaklandı neredeyse yahu? insafff.yakında çocuklarımıza türk ismi koymayıda yasaklar bu arap-kürt severler partisi.islam soyunu sopunu reddetmeyi mi emreder.sadece üstünlük imanda der
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle